27 Haziran 2007 Çarşamba

baba


Bugün bir blogcu kızın babasının ölümünü blogdan haber verdiğini gördüm.Ben de babamı kaybettiğimde çok ama çok uzaklarda olan ama yakın bir arkadaşıma mail atmıştım gidip. Çünkü sanki gerçeği kabul etmem için böyle bişeye ihtiyacım var gibi gelmişti.
Ona da söylediysem artık gidip mail ataraktan bu olay buz gibi de olsa kabul edilecek demiştim heralde. O günden sonra da ben ve ailem bu gerçeği yok sayarak değil sık sık konuşarak yaşadık , ve babamı özledim.Madem öyle burada da bu konuşmayı yapabilirim. Onun tatlılığını şekerliğini sizlere de anlatabilirim. Mesela göbekliydi ve öğretmendi ,ilkokul birinci sınıftaki öğrencileri göbeğinde boks antremanı yaparlarmış,emekli olunca babam “özlem abla spor salonu kapandı” diye dalga geçmişlerdi ufaklıklar.İşte o derece sevecendi benim babam.Çocuklara karşı ayrı bir yaklaşım gösterirdi.Ne zaman aile olarak toplanılsa yeğenlerini felan hep bir araya toplayıp oyunlar oynatırdı ve şimdi “hop ceket hop”diye o oyunu öğretiyorlar kuzenlerim kendi çocuklarına ve “bu dayımın oyunu” diyorlar. Bir genç bir kızı sevdi mi babama gelip söylerdi ,o istemeye gitsin de versinler diye.Tüm tanıdıkların nişan yüzüklerini de o takardı hem de çok hoş bir konuşma eşliğinde.Bir tanesini CDye çekilmiş olarak buldum ve kendi nişanımda yüzükler gelince açıp dinlettim herkese çok duygusal ama bir o kadar da etkileyici oldu. Babamın evlenecek çağa gelmiş ama yemek yapmayı bilmeyen kuzenim ile koca bir yaz tatili boyunca mutfağı yemek okuluna çevirmesi , çok uğraşarak yaptığı patates püresini heykel kıvamında süsleyip şekil verdikten sonra bizim yemeye kıyamayışımız ve bir süre sergileyişimiz , cam boyamaya merak salıp evimizi vitraylarla doldurması , emekli olana kadar her öğretmenler gününde okulda etkinlik düzenletip “dünyanın bütün çiçekleri” şiirini ağlayarak okuması ve en nihayetinde babam olması gibi nedenlerle çok özel bir insan olduğunu söyleyebilirim.
Tanıyan herkes de bunu söyler ama onu kaybettikten sonra hayatıma giren ve onu ancak benimle yansıyabilen yüzü ile tanıyan eşim de dahil tüm arkadaşlarım da onun özel biri olduğunu söylerler.
Şanslıyım ben onun kızıyım
Ama bir o kadar da şanssız ,özlüyorum.ismimi ÖZLEM koymuş onu özleyeceğimi bilip de
Sanki.
Okulum yeni bitmişti,mezuniyetime gelmişti annemle.Sonra yeni evimize taşındık, o arada ben de işe kabul edildim bir ay sonra başlayacaktım, onun desteği ile girmiştim bu işe de.Hadi bi kısa tatil yapalım dedik.Annem annesinin yanına gitti ben ve kardeşlerim de denize ,kalabalık bir grup gidip yazlık kiraladık. Babam ise işleri nedeni ile kaldı.Sonra hepimizi dağıldığımız yerlerden toplayıp birileri bizi ona götürdü ,acıyla dolu yolculuklarla... İşe gidemeyecektim artık çünkü o ; tam da orada vermişti son nefesini . Tesadüflerin tesadüfü .İlk gittiğim gün benim arkamdan "geçenlerde burada ölen kişinin kızıymış” dediler ,evet öyleydim.Bankaydı orası ,her gün biri ölmezdi orada . Acı da olsa ,haftasında İstanbulda eğitime birinci ayında da işe gittim ,ama hergün gitmek istemeyerek.Zaman geçtikçe alıştım tabii.Acıyı veren onun ilacını da vermiş : zaman
Ama şimdi bir blog okuyunca dağılabilyorum salyasümük ağlıyorum işyerinde ya da bir kesik parmak görünce,onun sağ el işaret parmağı da kesikti

3 yorum:

FECFAC: dedi ki...

Allak bullak oldum.
Ne yazacağımı bilmiyorum.
Babamı kaybetmekten çok korkan beni dağıttı resmen.
Allah Rahmet eylesin sizlerede sabır versin.

Butejoy dedi ki...

canım ya...hayat işte..bişi diyemior insan..her ölüm erken ölümdür..insan hiç bi zaman istemiyor yitirmeyi...dr'un blogunu okudum ..kayıplar var bide ölesi daha da acı...ama ateş düştüğü yerı yakar ne desek boş..ağlattın benı yıne...ne diyelim mekanı cennet olsun...

selhan dedi ki...

canım biliyosun babam benim açık yaram..
ben yaşadığına dua ediyorum ama o beni istemiyor:())
ben onun kzıyım ve hep öyle kalacağım!!
beni de ağlattın ama gerşeklerle yüzleşmen güzel farkındaysan ben hep kaçıyorum bu aralar..