13 Ağustos 2007 Pazartesi

dünden bugüne

İlkokulda 21 kişiydik sınıfta ; tek sayı olması sebebi ile hepimiz ikişerli otururken bir arkadaşımız tek başına otururdu ,yani yayla gibi sırada tek başına.
Ortaokula geçince ise sınıflar 60 kişi oluverdi ve sırada 3 bazen de 4 kişi oturuluyordu.Nerden nereye ... çünkü biz ben ilkokulu bitirince daa iyi eğitim alalım diye ilçeden il merkezine taşındık ve işte bu kadar arttı(?) eğitim kalitesi.
İlkokul öğretmenim bana göre farklı bir varlıktı , ondan korkardım ,çekinirdim. Onun da çocukları vardı , tanırdık onları da ama öyle bir otorite ki , bizden biri gibi olmadığı kesin.
Bir keresinde sınıfta ceketini çıkarmıştı, o günü unutamam ,bence bir olaydı ve ben çok şaşırmıştım.O robot gibi o takım elbise bozulmadan yaşıyor sanıyordum.Oysa değil ,o da işte bizim gibi etten kemikten bir adamdı ve tam da benim ÖSS günümde ruhu o bedeni terk etmişti , mekanı cennet olsun , hatıralarımda yeri ayrıdır.
Ortaokulda biraz büyümüştük ya hemencecik bir öğretmenime “platonik” olarak aşık olmuştum.O zamanlar politik cephelerden haberim yoktu. Biraz büyüyüp bu cephelerden birinde kendime bir yer bulup ; o öğretmenimin de karşı cephenin yılmaz bir savaşçısı olduğunu ve derste beynimizi yıkadığını fark edince kendisine içimden küserek son sınıfta
bu olaya bir son verdim ,oysa okul birincisi olmuştum ve tebrik edecekti ama yüz vermedim oh olsun işte.Şimdi olsa o kadar küsmem çünkü grilerim var artık eskisi gibi sadece siyah ve beyaz yok benim için . Hele hele politik duvarları dünya yıkmış ben mi yıkmıycam, peh.
Liseye başladığımda ise memur mantığına kavuşmuştum çoktaan “salla başını al notunu” şeklinde devam ediyordum .Öğretmenler bana not verip sınıfı geçme ve diploma almak için gerekiyordu yoksa bir şey öğrendiğim de yoktu öğrenmeye niyetim de yoktu ( İngilizce öğretmenlerim hariç) Şimdi hepsinden özür diliyorum saygısızlık etmek istemem ama keşke eğitim sistemine suç atmak yerine mesela ingilizce öğretmenim kadar ilgili olsalardı da , bari ismimizi öğrenip mezun etselerdi bizi ,zor değil kanımca ingilizce öğretmenim 50 yaşında olmasına rağmen ismimizi öğreniyor da onlar 30unda mı beceremiyor ( ingilizce öğretmenimiz onların da öğretmeniydi yani siz düşünün artık)
Bir de lise 2 kimya dersi var ,ben diğer notları yüksek ama tembel bir öğrenci olarak kimyadan –2 aldım , bana telafi sınavı mı yapmadı sözlüsü mü yapmadı neyse allem ettik kallem ettik beşi alıp geçtim.lise üçte de konu organik kimya ve benim ezber kuvettim vasıtasıyla 9 geldi , ama “kopya” muamelesi gördü kağıdım çünkü geçen seneki performans ortada...
Arkadaşlıklara gelince ... ilkokuldan kalan hiçkimse yok.Ortaokulda tanıdıklarımı uzun süre taşıdım hayatımda ama bitti bir yerde artık ben taşıyamıyorum. Lisenin sıraları bir vesile oldu kendimden çok sevdiğim arkadaşımı tanımama ama biz onunla zaten galü beladan beri tanışıyorduk sanki . Neyse ki üniversitede de aynı okulu kazanıp aynı yurda düştük. Çok ortak anımız var ,birisi de nikahlarımız .
O benim on dakikalık oda nikahım için on saat yol gelip şahit olup geri gitti. Ben ise düğünümden iki hafta ,balayı dönüşümden bir hafta sonra olan onun nikahı için izin istesem iki aydır çalıştığım işimi kaybedebileceğimden korkup yalan söyleyip yarım gün izin aldım ,o yalan da ne büyük yalandı ama bir daha başıma gelmez umarım , 6 saat yol gittim nikah şekerini tuttum 6 saat yol geri dönüp sabah işe geldim ama aksi düşünülemezdi.Çünkü o tarihten yıllar önce ikimiz beraber otobüste giderken kaza oldu , ikimizi de melekler korudu,demek ki bir bildikleri var.

1 yorum:

FECFAC: dedi ki...

şahane arkadaşlık imrendim yani.Kıymetini bilin derim.