30 Ağustos 2007 Perşembe

parfümün dansı

Bu kitabı bir kez okudum ,ama her an yeniden okuma isteğiyle doluyum. Eğer okuyan varsa belki benim neden beğendiğimi hiç anlamamıştır ya da benimle aynı fikirdedir. Çünkü kitap öyle ; gel gitlere sahip ve suları bazen sizden çok uzağa çekilmişken bazen de ayaklarınızı ıslatıveriyor.İşte beni sırılsıklam ettiği anlarda bazı satırların altını çizmiştim. Ama kitap annemde kaldığından şu anda o satırları birebir aktarma şansım yok.En azından aklımda kalanları yazayım dedim.
Kitapta yan karakterler de ilgi çekici ama benim açımdan ana iki karakter var , bir kadınla bir erkek ve bu ikisi genç kalma ; uzun yaşama hatta ölümsüzlük ( şimdilerin anti aging lafına karşılık gelen şeyler denebilir ) için birtakım öğretilerden kendilerine bir formül çıkarmışlar.
Bu formülün dört ana elementi var ; hava – su – toprak – ateş. Bunlar hakkında uzun uzun konuşulabilir ama kısaca şu şekilde özetlemek mümkün :
Hava ; doğru nefes almayı simgeliyor . Bu konu pek ilgimi çekmedi ama şu bir gerçek günümüzde kapalı ortamlarda temiz havaya hasret kalıyoruz değil ki doğru nefes almak.
Su ; yıkanmayı simgeliyor. Doğru sıcaklıktaki su ile sık sık yıkanmayı ... En hoşuma giden kısmı buydu ,hani bebekler anne karnında bir sıvı içinde bulunuyorlar ya ,eğer biz de bu sıvı sıcaklığını tutturabilir ve bu sıcaklıktaki su ile sık sık yıkanırsak hücreleri kandırabilirmişiz , yani hücrelerimiz hala kendilerini anne karnındaki bebek zannedip bebeği büyütmek için çoğalıp yenilendikçe yaşlanmazlarmış:)
Toprak ise beslenmeyi simgeliyor . Ama topraktan doğrudan beslenen sebzelerle örneğin pancar gibi ve onların besin değerlerini düşürmeyen pişirme yöntemlerini kullanarak yani haşlayarak beslenmeyi .
Ateş ise kadınla erkeği bir arada tutan element. Malum cinsel gücümüz gençlikte daha yüksektir. Eğer genç yaşlarımızda hissettiğimiz o aşkı yaşantımızın ilerleyen yıllarına da yansıtırsak yine hücreleri kandırmış oluyormuşuz .Hücreler bakıyor ki hala iş var bu kişide yaşlanmayı akıllarına bile getirmiyorlar demek ki.
Ve gelelim bunlardan da önemli olan beşinci elemente : tahta . Değil tabii ki
Beşinci element “ pozitif düşünce”. Keşke pozitif düşünce hakkında kitapta yazılanı aynen aktarabilsem eksik kalacak şimdi. Deniyor ki dünyada ölümlerin pek çoğu aslında birer intihardır çünkü kişi aklına hastalığı kazayı ve bunun gibi olumsuzlukları getirdikçe bunları çağırmış olur. Şayet bu dört elementle sağlıklı bir vücuda sahip olarak aşk ve zevk içinde yaşanırsa akla hastalık kaza gibi şeyler gelmez ve yaşam süreci kendiliğinden uzar.
Fakat hayır ; bu formül yanlış ; doğum da ölüm de Yüce Allah’ın takdirinde ve elbet kazaya kadere inanmak da dinimizin gereği diyebiliriz. Ancak nihai amacı “ölümsüz olmak” değil , “yaşam kalitesini artırmak” olarak algıladığım için ben bu formülü sevdim ; tamamını uygulayamasam bile haydi pancar haşlayıp yemeye...

3 yorum:

sessiz balik dedi ki...

bu posta kimse yorum yazmadı oysa ben çok severek yazmıştım.kendim yorum yazdım.elime sağlık.

nagişim dedi ki...

canım ben bu yazını da dikkatlice okudum aslında ama kitabın eksi sözlükteki yorumlarına tıklayınca onu kapatayım derken sayfan kapandı ben de açmadım bi daha:())
güzel bi kitapmış ben de yıllar önce leo buscalanın bi kitabını okumuştum "sevginin 5 dili" hala hatırlarım ama artık eskisi kadar kitap okuyamıyorum:))
senin okuduğun kitap da çok güzelmiş..ama ben de ölümün kaza olduğuna inanmıyorum ...
o su sıcaklığı kaç derece ki ılık mı oluyor acaba?

sessiz balik dedi ki...

nagişim su sıcaklığı kitapta da yazmıyordu ama ılık yani insan vücut ısısında hani 37 derece ya bu sıcaklık olmalı gibi geliyor bana.
hani bu postumun başında dedim ya "ayaklarımı ıslattı bu kitabın suları" diye .
benim için bu şart yani kendimi kitapla bütünleştiremezsem ikinci sayfadan öte gidemiyorum ama bütünleşirsek de "oy oy oyy sabahlar olmasın"
bence hazır çoluk çocuk yokken okuyalım biz sonra vakit kalmıycak gibi ne dersin ?