3 Kasım 2007 Cumartesi

güneşin ışıkları

Sabahın henüz çok erken saatiydi ve uykulu gözlerle dolu bir kalabalık yola çıkmak üzere toplanmıştık ,çınarın altında. Güneşin ilk ışıkları eşliğinde ...
Biz “şimdi bir bardak çay olsaydı uykumuz açılırdı” düşüncesindeydik ki Hülya geldi , “özlem siz tanışıyor musunuz” diyerek yanındaki üç gençle beraber.
Tanışmıyorduk ,sayesinde tanıştık , bir de hemşehri çıktık üstelik. Ben onlarla babamın isminden başlayan bir sohbete dalmışken erkek kardeşim çay ocağının açıldığını görmüş , gittik . Birer bardak çay içtik . Döndüğümüzde otobüslere binmişti herkes , ben de binip tanımadığım kızlardan birinin yanına oturdum.Uzun bir yolculuk olacaktı , bizler de organizasyon ekibi olarak yeni katılan arkadaşlarımız ile tanışıp sohbet edelim diye otobüslere dağılmıştık. Bu gezi de zaten derneğin gençleri birbirleri ile tanışsın kaynaşsın diye organize edilmemiş miydi?
Biraz önce tanıştığımız o üç gençten biri de bizim otobüse bindi ,ama yer yoktu. En önde yüzü otobüsün içine dönük olarak oturdu bir tabureye ,ben de üçüncü sırada koridor tarafındaydım. İsmi ilginçti aklımda kalmış,yoksa unuturdum (?) “Yer yok mu Uray” dedim ,
“iyi böyle” diye cevap verdi. diğer ikisi kardeşlermiş arabayla gidiyorlarmış .Uray ise onların kuzeni ve yolculuk zevkli olsun diye otobüsü tercih etmiş. Eh nitekim çok da zevkli oldu. Daha biner binmez içerdekiler şarkı türkü şiir , başladılar bildikleri ne varsa söylemeye. her zamanki gibi. İçimizde çok yetenekli arkadaşlarımız vardı ; ama sadece onlar değil herkes eşlik ediyordu .Hem zaten bu tip gezilerin kuralı otobüste kabak çiçeği olup açılmak değil midir ? Biz bir arkadaşımızın sesini bu gezide keşfedip onu teşvik ettik ; hali hazırda kafelerde çalıp söylerek para kazanıyor , arkeolog olduğuna bakmayın.
Kahvaltıyı Aksaray kavşağında bir tesiste yapacaktık ama açız bile demeyen gençlerdik ve eğlence tam gazdı, sıra “salkım salkım tan yelleri estiğinde” diye başlayan o hızlı “ bekle bizi İstanbul” şarkısına geldiğinde ise , şarkıyı başlatan kimdi bilmiyorum devamını getiremedi . Sözlerini bilmiyordu ,tek bildiği “bekle bizi İstanbul” demekti ama biz İstanbula değil Kapadokya’ya gidiyorduk. Ben biliyordum sözlerini ve devam ettim. Uray da bildiği yerlerde eşlik etti bana.Bitince “nasıl ezberledin” diye sordu , sohbet başladı. Nasıl ezberlenirdi dinleyerek işte, İstanbula gitmiş miyim ; Tophaneyi görmüş müyüm derken tabure bizim koltuğun önüne kadar gelmişti. Sohbeti bölüp şarkılara kulak ve ses verdiğimiz de oluyordu. Derken biz varmıştık bile .Ne kadar hızlı geçti bu yolculuk böyle . Kapadokya büyülü bir yer. Ben daha önce birkaç kez gelmiştim , iyi ki de öyle yoksa Uray’ın varlığından duyduğum heyecanla o büyünün tadını alamama olasılığım çok yüksekti.
Bu arada ben ekipteki diğer arkadaşlarımın aksine bir gruba rehberlik etmem gerekirken bir tek kişi ile ilgileniyordum ,tabii ki Urayla. Akşam olmak üzere iken ilk ışıkları ile başlayan sohbetimiz ; güneşin son ışıkları ile otelin terasında nefis ürgüp şarabı ile sürüyordu . Bu bizim beraber içeceğimiz ilk şaraptı ; ama son olmadı. Bizi bekleyen İstanbul da ; boğaz keyfimize de eşlik etti.Ama o İstanbul benim için şarkıda geçen bir kent adı olmaktan öte gitmezken , Uray’ın adresi oldu.
Ona “İçimden şu zalim şüpheyi kaldır ; ya sen gel ya beni oraya aldır” da diyemedim.
Şimdi ; o yolculuğun sekiz yıl sonrasında ; elimde sadece terasta şarap içerken çekilmiş bir fotoğrafımız kaldı geriye , bir de şu var : Uray geçen gün “yüzler kitabı J ” adlı internet sitesinde aradığım ilk kişi oldu , bulamadım. O beni arar mı bilemem ama arasa o da bulamaz çünkü soyadım değişti , pek çok şeyle birlikte.

3 yorum:

'Annem'in kalemi... dedi ki...

Hepimizin hayatlarında iz bırakır bu 'Uray'lar.
Hikayen aklıma kendi Uray'ımla ilgili bir anımı getirdi.
Yine benzer bir alternatif turla,Fethiye-Gökova yolunda, seyahat aracımız olan midibüsün en arka koltuğunda oturan, üstündeki poların rengi kadar koyu yeşil gözlere sahip 'o'nu gördüğümde aynı heyecanı hissetmiş, sabahın ışıklarına kadar soğuk kış gecesi, denizin dipsiz karanlığına karşı şaraplarımızı yudumlarken, onun gelip geçici bir 'Uray' olduğuna kendimi inandırmaya çalışıyor, heyecanımı köstekliyordum.
Fakat ilginç bir şekilde o 'Uray sınıfı'nda kalmayı kabul etmedi ve şu anda kapıdan çıkarken oğlumla oynaşıyor:))

Onu bulmak istediğinden emin misin arkadaşım?;)

sessiz balik dedi ki...

semacım ; şanslı bir Uraymış seninkisi
benimkisi şansını devretti başkasına , belli ki benim şansımdan o da
çünkü eşime aşkım için herşeyden vazgeçtim ama Uray için ı ıhh

aradımsa sadece meraktan ,gözetleme huyumuzun gözü kör olsun ,haberi olmadan haberimiz olsun diye :))

bu arada butterfly "yolculuk" demeden önce yazmıştım ben
tesadüfe bak aynı konu oldu

archisugar dedi ki...

Yaziyi okurken, mutlu sonla bitecek sandim, simdi o kocam diyeceksin sandim... sondaki huzun icimi sardi.
Bosver arama... bazi seyler sadece anilarda guzel.