3 Aralık 2007 Pazartesi

Sobe , Kimden : Mücevher Kutusu' ndan

ben küçükken , çok fazla arkadaşı olan ve oyun oynama şansı çok olan bir çocuk değildim. sokakta oynamak nedir bilmedim. hala da çok arkadaşım yoktur.Oyun oynamakla ,
özellikle de grup içindeki oyunlarla kazanılacak pek çok artılardan yoksun kalmışlığımın acısını da çekiyorum.
aslında ben , dil veya edebiyatla ilgili bir iş yapmalıymışım .Hatta ikisi bir olmalıymış.Geçen gün Seli.m İle.ri'nin çevirmen Se.çkin Sel.vi ile yaptığı bir söyleşiyi izledim. Yeni idolüm o.Ve artık okuduğum bir kitabın çevirmenine de dikkat edeceğim.
Sevmiyorum ben rakamların ve de paranın iş malzemem olması halini.
ilk kopyam ,yok.Evet dişe dokunur bir kopya deneyimim olmadı. Elbette yanımda benden akıllı birisi de olmadı , onlar bana bakardı esas ... çok da tevazu içinde gördüm kendimi yahu :))
en saçma huyum , bin düşün bir konuş diye yapılan onca uyarıyı dinlemeyip ,patavatsızca her ağzıma geleni söyleme potansiyelim.
bence cep telf , hiçbişey . yani benim gibi işten eve evden işe birisi için ,olmasa da olur. eskiden de çok önemsemezdim ama dışarda geçirdiğim vakit şimdiye göre daha fazla olduğu için bir nebze işe yarardı ,artık sadece ucuz kontur sağlıyor olması sebebi ile masadaki sabit telefonun yerini aldı ,adı cep telefonu kendi masa.
aşk bence, ( ..... ) işte bu boşluğa isim verme gereğinden doğmuş bir kelime, aşk. tarif edilesi birşey değil bence.
en sevdiğim bloglar , çok fazla sayıda blog okumuyorum .zaten sadece işyerinde kaçamaklarda okuduğum için iyi bir blog okuyucusu sayılamam. Sevdiğim bloglar
-pek güncellenmese de- linklerimde ve eminim bunu da okuyorlar : "sizi seviyorum"

sema , sevinç , sebla .
( isimler ne kadar uyumlu )
SOBE !

6 yorum:

Butejoy dedi ki...

ablaciim sobeyi cok sevdim yazacagim fakat once biraz dusuneyim...insanin kendiyle ilgili bisiler yazmasi zor :) ama sevdim bu postu...

archisugar dedi ki...

biz de seni seviyoruzzzz
:-)

Mücevher Kutusu dedi ki...

Bir çocuğun sokakta hiç büyümeden oynaması beni çok üzüyor. Ben sokakta öğrendim mücadeleyi, kazanma hırsı,dostluğu... Umarım çocuğun bu zevki tadar arkadaşım.

Geveze Kalem dedi ki...

Ben de seni seviyorum arkadaşım!:) (Ne güzel alındım üstüme ama değil mi:))

İş değişikliği konusunda hiç de geç kalmış sayılmazsın. Bak sana bu yol için bir ipucu vereyim; şimdi en kısa zamanda bebişini beklediğinin haberini bize veriyorsun. Sonra hem hamilelik hem işin çok yorucu olduğunu ve ayrıldığını söylüyorsun. Sonra bir süre dinlenip, veriyorsun kendini kitaplara, yazılara. Sonra kafanda yavaş yavaş yapmak istediklerin netleşiyor ve hamileliğinin son aylarını bu işe adım atmakla geçiriyorsun. Ardından bebiş doğduğunda onun uyku vakitlerini dört gözle bekleyip, o kısıtlı zamanları yeni projene ayırıyorsun.:)))(Yalan, vallahi yalan! Hiç de o kadar kolay olmuyor, sen bana inanma tıpış tıpış cebini dolduran işine devam et!:)))

sessiz balik dedi ki...

ben de mavi boncuk dağıtan nasrettin hocaya döndüm
kim okuduysa üstüne alınabilir
sevdiğimi de belli ederim ben illa burada yazmış olmam şart değil, belli olmaz mı sevdiğin bloga sık uğrar yorum yaparsın , kendi blogundan ona link verirsin işte böyle

gelelim iş değişikliği konusuna ; sana inanacaktım az kalsın , ama yok haklısın tıpış tıpış gidip gelmek zorundayım .buraya.

sessiz balik dedi ki...

aysuncum
şu anda kendi çocuğum için çok şey planlamak istemiyorum . çünkü işin doğrusu onu annem büyütecek gibi geliyor bana ben haftanın 6 günü çalıştığım için götürüp ona teslim etmek zzorunda kalacağım hissindeyim. ben hissetmeye görüyüm zaten o an başıma gelir o şey.