15 Ocak 2008 Salı

kelime oyunu : evlilik

kelime oyununda sırayı alan "evlilik" üzerine düşünürken okuduğum bir gazete röportajında geçen bir ifade geldi aklıma ,çok beğenmiştim , kim kiminle yaptı hatırlamıyorum ama o röportajda " ilişkiler parmak izi gibidir , benzerlik gösterebilirler ama gerçekte herbiri diğerinden tamamen ayrıdır ve kendine özgü karakteristik özellikler taşır" deniyordu. tam olarak bu kelimelerle olmasa da anlatmaya çalıştığı şey buydu.ben buna zaten feci inanmış biriydim ,yani bunu keşfetmem için illa da o röportajı okumuş olmam gerekmiyordu.ha nedir,bu ifadede yeralan çok zekice zehir gibi bir benzetmedir.o kabul.
evet , nasıl ki bir parmak izinin aynısından bir tane daha yoktur ; ilişkiler için de bu geçerlidir. şimdi hal böyle olunca ben doğal olarak "görücü usulü yanlıştır , evliliklerde yaş farkı olumsuzdur , kayınvalide faktörü ilişkiyi etkiler , çocuk oldu mu yandın" şeklinde kesilen ahkamlara hep kulağımı tıkarım , haa gerçekleşemezler mi bunlar elbette gerçekleşirler.Ama biz küçüklüğümüzden beri bu tip beyin yıkamalara maruz kaldığımızdan öyle olacağına inanırız ve inandığımız için gerçekleşmeleri daha mümkün hale gelmiş olur.
Ama ben kulağını tüm bunlara tıkayıp kendini ve ilişkisini kendince yaşayabilenlerin varlığına inandım.Kendi ilişkini kendin yap modeli .bu modeli uygulayanlardan biri de ben oldum , bu yolda kimseye ne minnet duyabilirim ne de suçlayabilirim.
Uyguladım dedi isem de tamamen o inanışlardan kendimi sıyırabilmem çok da kolay olmadı , örneğin yirmilerimin başında o dediğimi yapamazdım , çünkü henüz kulaklarımı tıkamamıştım , ve o duyduklarım sonucu inandığım şeyler ile resmettiğim birlikte olacağım o "mükemmmel" kişiyi ve ilişkimizi mümkünse bir tornacıya sipariş verecektim kaşı gözü boyu posu mesleği yaşı başı oturuşu kalkışı annesi babası ... herşeyi ile detaylı bir biçimde tarif edebilirdim onu. oysa henüz bir insanı veya ilişkiyi sipariş üzerine yapma konusunda gelişmemişti torna endüstrisi. ve ben de o mükemmel insanı ve ilişkimizi yürürken sokakta bulamadığımdan dolayı da yalnızdım. taa ki otuzlarıma merdiven dayayana kadar.
peki ne oldu da şimdi böylesin,doktor bize ne önerirsin demeyin ,hem kınayıp hem de kendim yapacak değilim . bence siz ne beni ne de kimseyi dinlemeyin . hayat zaten hepimizi yanıltmakta ustadır. oyunun kuralı kuralsız olmasıdır. bu tiyatroda sufle veren yoktur ; provasız çıkıp oynanmaktadır. iyi seyirler.

6 yorum:

Mücevher Kutusu dedi ki...

Daha önce benzer bir konu da Öykücü'ye de yazmıştım. İlişkilerimde o yada bu şekilde bir yerden sonra olmayacağını düşünür üzülsem de ilişkiyi sonlandırırdım. Çevremde insanların yıllarca süren birliktelikleri nasıl yürüttüğünü düşünürken arkadaşım sohbet esnasında bana çoğmuzun bildiği gül bahçesi hikayesini anlatmıştı.

Kıssadan hisse kendi ilişkini bir goncayken alıp emek,sabır,ilgi alakayla kendin yetiştireceksin. Bırakıp gitmeden sonuna kadar güvenerek zaman vereceksin. Ortaya çıkan senin yarattığın ilişki olacak, verdiğin siparişe göre birini bulmak için beklemekten çok daha güzel.

sessiz balik dedi ki...

tatlımcım
her zaman emek verip de güzelleştiremeyebiliyorsun
karşılıklı olmayınca biyerden sonra bırakmak kaçınılmaz oluyor
ama o bırakıp gitmeler zaten nerde başlar nerde biter kim gider kim kalır bunlar birer muamma.
şans da lazım gibi biraz,
yoksa her emek veren karşılığını alamadı ki ; biliyoruz.sen onlardan olma artık emek verip sonunda da yüzün gülecek bir ilişkide ol dilerim ki....

Geveze Kalem dedi ki...

Gerçekten şahane bir benzetmeymiş ve düşüncelerinde çok haklısın. O yüzdendir ki 1- kişilere evlilikle ilgili, 2- cocuk yetiştirmekle ilgili doğrularımı kabul ettirmek için asla zorlamam. Tavsiyeyi de genelde, ''ben böylesini denedim, başarılı oldum,'' şeklinde vermeye çalışırım.
Sevgiler balıkçığım...;-)

SS dedi ki...

ben de kendi kararlarımı vermeyi başardığım zamandan itibaren gerçekten sıranın dışında oldum...ve şimdi belki bu sıranın dışında olmak, zorluyor beni...sağlam kalmak, ne istediğini bilmek adına daha öndeyseniz eğer, size çamur atılmasını da göze alabilmelisiniz. Tek risk bu...

Geveze Kalem dedi ki...

Ses...Ses... Deneme...
Sesim geliyor mu Özlem'ciğim? Hayır seninki gelmiyor da acaba hatlarda mı bir bozukluk var deneyeyim dedim.:)

Geveze Kalem dedi ki...

Hâlâ gelmiyor!:(