21 Şubat 2008 Perşembe

kelime oyunu "ayna : iki "

Zeynep bizim şirkette işe başladığından beri aylar olmuştu ama pek de konuşmamıştık o güne kadar. O sabah aynı minibüse binince ilk sohbetimizi ettik ,meğer ev arkadaşıyla birlikte bizim siteye taşınmışlar bir gün önce ve artık işe beraber gidip geleceğiz gibi görünüyordu. Öğle yemeğinde de masalarına oturmayı uygun gördüm bu yeni komşumla ilişkileri biraz ısıtmanın vakti gelmişti. Sohbet ederken Zeyneplerin bizim siteye taşınırken uzakta diye boşalttıkları eve taşınan gençlerin tam da bizim işyeri sokağındaki bir evi boşalttıklarını öğrendim. O eve taşınsaydık keşke dedi Zeynep ama artık çok geçti. Onun için geç olabilirdi ama benim için bu iyi bir fırsattı. Bana o evle ilgili konuşabileceğim herhangi birini bulabilir misin dedim .O gençlerden çok yakışıklı olanın telefonunu almışmış zaten , onu arayıp evsahibine ait bir telefon numarası buldu getirdi. Aradım evsahibi evin boş olduğunu gidip bakabileceğimi söyledi zaten kendisi de kiralık evin bir üst katında oturmaktaymış.
Halihazırda internetten bulduğum ev arkadaşı arayan iki öğrenci kızın yanında kalıyordum ve meğer ben tek başıma kalabileceğim bir ev istiyormuşum. Yani içimde varolan bu isteği dile getirmem için bu bir fırsatmış ; evi görünce anladım O anda bana güzel göründü ve ucuz. Pek eşyam yoktu ve evde bir kanepe ile mini bir buzdolabının varlığı ; kombisinin olup her daim sıcak su imkanı oluşu da cazibiyetini artırdı. Küçüktü olabildiğince ama hemen tuttum o evi. Taşınma mevzu bahis değildi ,kıyafetlerim ve birkaç kutu içindeki ıvırzıvırlarım bir yatak bir halı ,hepsi bu. Taşındım. Perde ocak portatif masa gibi bazı malzemeleri satın aldım.Başladım o evde oturup işe yürüyerek beş dakikada gidip gelmeye.Öğle tatillerinde yemekten sonra eve gelip uyuyordum. Bu konfor beni acaip mest etmişti. Eşya yokmuş , ev küçükmüş peh kimin umurunda . Yatağım var ocağım da sıcak suyum da .
Annem geldi bir süre sonra . Tam olarak sekiz ay sonra geldi . Çok ısrar ettim gelmesi için aslında , artık bir evim var görmeliydi. Temizlik yaptı bi gün bi gün bolca yemek yaptı , o gidince de yerim diye .Bir gün de alışverişe gittik birlikte. Senin evde bi eksik var diyip duruyor ama ikimiz de eksiğin “bir” olmadığını biliyorduk.
Bir radyo aldık ,evde bana yoldaş olsun diye , bikaç da kapkacak ,bir de ayna.
Odam küçücüktü ,aynayı takınca duvara genişleyiverdi pek güzel oldu. Annem de “hah evet yaa ; buymuş” dedi , eksikliğin aynadan kaynaklandığını tesbit etmişcesine.

Annem gitti. Radyo , ben ve ayna kaldık. Sanki sekiz aydır bu evde yalnız kalan ben değildim

Ağladım.Buralara geleli bir yılı geçmişti ama o günden beri yapabildiğim ilk ve en uzun ve en güçlü ağlamaydı bu . Tam da o anda o küçücük odamın duvarındaki koca aynada ağlayan kendimi gördüm. Kızdım kendime.Sen istedin dedim ,yalnızlığı. Bırakıp geldin ananı bacını. Dök şimdi istediğin kadar gözün yaşını. Artık elimden tek bir şey gelirdi. Yaptım : Aldım aynayı kırdım . Eksikliğin kaynağı o değildi. Eksiklik ; ailemdi.Toparlandım .Geri döndüm.

10 yorum:

ebru dedi ki...

özlem, tam da bu günlerde gurbete gidecekken ben, çok dokundu bu yazı bana..

fikriminincegülü dedi ki...

Ne denir ki.. Allah kimseyi ailesinden özellikle de annesinden ayrı koymasın. Bu gün, çocuklarımı yalnız bırakma ihtimalini düşündüren şeyler oldu. Aynaları kırıp ağlamaları ihtimaline ben de ağladım. Şimdi bu yazı çok dokundu Ebru gibi bana da.:( Sen bilip de mi yazdın ki?:)

Butejoy dedi ki...

aslında suçlu aynada değildi...

Archi*Sugar (Esra) dedi ki...

:-(

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Hüzünlü olmuş Sessiz Balık...

sessiz balik dedi ki...

yıldız yağmurları ;
ben hüznü yazarken daha kolay yazıyorum , nedense ?

esracım
bu bloga gelip gittikçe depreşiyor bişeyler sende de ,değil mi ?

butejoyum ;
tabi ki suçlu aynadaki değildi. ama o anda orada sadece o vardı :)

fikriminincegülü ;
bu hikayede anne rolünde olmak daha zordur sanırım.bilemiyorum şu anda . haklısındır.

ebru ;
gurbetin zorluğunu azaltmaz belki ama ben buraya yazmakla rahatlıyorum , gittiğin yerde sen de içini dökecek bi kanal bul bence.

Geveze Kalem dedi ki...

İlk okumaya başladığımda, 'yok yok, bu kesin hikayedir,' diyordum ki, satırlar çoğaldıkça gerçek olduğunu anladım.
Bilmiyorum hiç gurbeti ve bilmek de istemiyorum ama idealleri uğruna cesaret gerektiren böyle kararları alanlara hayranlık duyuyorum.
Tıpkı şu an sana duyduğum gibi...

sessiz balik dedi ki...

semacım
nerde gerçek başlar nerde hikaye biter belli olmaz.ama o kadar da kötü değildi ; ayna felan da kırmadım. evet bir dönem ailemden ayrı uzakta biyerde tek başıma yaşamayı tercih ettim ama sonra evlilik kararı aldığım için bu durum sona erdi.
üstelik bana çok da yararı olduğu görüşündeyim o günlerin ve öyle bir tecrübenin.
bu arada idealler uğruna yapılabilecklerden hiçbirisi değildi bunlar ; sadece kaçtım bişeylerden .giderken onları da beynimde götürdüğümü bile bile.
hayranlık duydum demişsin ya ; çok da haketmiyorum.

Geveze Kalem dedi ki...

Kaçtığını görebilmenin (hem de kaçtıklarını da beraber götürdüğünü bilerek) daha önemli bir değerde olduğunu görebilir misin?

etki alanı dedi ki...

Ben Zeynep'i,Kıbrıs'a götürürken içim hiç burulmadı.Onu yurda yerleştirdim,üç gün oranın tadını çıkardık..Veda zamanı gelince,hıçkırmadan başlayan gözyaşım,uçakta durduramadığım bir kriz haline geldi...Asla hıçkırmıyorum ama gözlerimin vanaları bozulmuştu artık..Tamiri imkansız gibiydi..Çağlayan gibi akıyordu gözyaşlarım..Eve geldiğimde,anneme sarılarak"kuzum benden ayrı artık annem"diyerek ,bu sefer böğürerek ağlamıştım...Annem"ya ben ne yapayım.3 kuzum da ayrı yerlerde"deyince,kendi yarama kendim tuz ektiğimi anladım..
Ben,senin hikayenin anne tarafıyım..
Anneni benim için öp...
Tütü