4 Şubat 2008 Pazartesi

kelime oyunu " ertelemek"

daha en başından beri bilinip de görmezden gelinen
karıncanın arkasına saklanmış fil gibi bir gerçekti
birimiz başlasak söze arkası gelecekti
ama olmadı
söylenmedi , ertelendi


gidip gidip geldi o kelimeler dilimizin ucuna da
çıkıvermediler bir süre daha
karınca fili saklamayı sürdürdü ;nasıl bir saklamaksa
göründü
bilindi
ama söylenmedi ; ertelendi

yaşananlar sanki bir tiyatro sahnesindeki oyundu
sabah her uyanışda senaryo bulmanın telaşı duyuldu
ta ki kurallardan habersiz gelip aniden
oyuna katılıveren bir çocuk gibi
görünmez bir el fili sobeleyene kadar...
"gördüm seni ! çık karıncanın arkasından" dedi
ve fil sobelenince oyun bitti
ertelense de kaçınılmayacak sona gelindi

aşktı bilinip de söylenemeyen
kavuşma arzusuydu karıncanın arkasında gizlenen
bu mutluluktu ertelenen
ve belki kimbilir bir aşk meleğiydi
o görünmez el olup da fili sobeleyen

10 yorum:

Geveze Kalem dedi ki...

:)
Gülümsettin yine Özlem'ciğim.:)
Bütün ertelenişlerin mutlu sonuca varmasını dilerim.
(Dur tahmin edeyim, bu yalanın baş kahramanlarından biri sensin değil mi?;-))

sessiz balik dedi ki...

semacım ,
daha yazar yazmaz senden yorum gelmesi çok hoş :)

doğrusu benim için o saklanan gerçeğin ne olacağına karar vermek zor oldu
başlarken ölüm ;hastalık;
ihanet;ayrılık gibi şeyler geçiyordu aklımdan
hani bilip de söylemeyi erteleyeceğimiz türden şeyler onlardı sanki
ama kötümserliği kovup aşkla bitirdim ,
senin anlayacağın kahramanlar da olay da kurgu.

ebru dedi ki...

ama çok hoş bir kurgu, çok çok hoş:-)

fikriminincegülü dedi ki...

Ne çok doğruluk payı olan bir kurgu ve çok güzel.:)

Emre dedi ki...

Ne güzel yazıyonuz siz ya devam devam süper oluyo valla, bir önceki yazını okurken acaba dedim benim bir ikizimmi var şu hayatta hiç görmediğim, ne kadar benzer bi hayat yaşamışız birebir desem abartmam herhalde.

TATLI CADI dedi ki...

Çok güssseeellllll olmuşşşşş.Bilinip de söylenmeyen tüm aşkların söylenmesini,beklenen kavuşmaların gerçekleşmesini , saklanan mutlulukların sobelenmesini diliyorum hep o aşk meleğinden. Ellerine sağlık.

etki alanı dedi ki...

Sessiz balık, eski türk filmlerinden tut ta,bir yığın film sahnelerinin görüntüleri geldi gözümün önüne...İyi bir senarist olabilirsin..Hayal gücümü tetikledin..Eskiden "pembe dizi" kitapları vardı..Hemen hepsini okumuşumdur..Hemen kahramanlar hareketlendi ve kendi sahnemi hazırladım bu kurguyla :))
Sevgiler gönderiyorum sana..
TüTü

sessiz balik dedi ki...

sondan başlayarak ;

TüTü
eşim de bana iyi bir senarist olabilirsin der hep ama seninle aynı sebepten dolayı değil , bunu neden söylediği ise ayrı bir post konusudur.

Tatlı Cadı;
Hoşgeldim bloguma ,ben de senin blogunu okudum bu sabah tüm arşivini ve oğlun çok sevimli maşallah.

Emrecim ;
öyle ne güzel yazıyonuz demeyle olmaz , bloguna değil yorumlara yazıyorsun sen hep azcık da sen bize okuyacak şeyler yazsana , yeni havadis yok mu hiç? ikizlik derken hangi konuda aynılaştık ki ? telefonlaşma mı çocukluk mu?

Fikriminincegülü ;
elbette kurgularken kendimden bişeyler katmışımdır ve bu gerçeklikle örüldüğü için doğruluk payı vardır.ama hepsi hepsi domates biber patlıcan şarkısının etkisi :)))

Ebru ;
güldürdü mü okurken ? ben yazarken gülüyordum da hafiften.

Emre dedi ki...

anne ve baba durumlarında aynıyız canım, çocukluk diyelim işte bende bir çok kez ikilime düştüm. Yaz demişsin ya içimden gelmiyo özlem oylece bakıyorum ekrana, aslında ya içim yangın yeri gibi herşey bi yerlere savrulmuş durumda nereye bakacağımı şaşırdım birini kurtarsam diğeri yanacak sanki ne biliyim böyleyim işte, ne var yani senin blogun yorumlarında yazsam postumu olmazmı izin vermezmisin:)

sessiz balik dedi ki...

emrecim zaten bunu geçen sefer söyledim ,burası senindir
dilediğince yaz canım benim