16 Şubat 2008 Cumartesi

kelime oyunu

Onun üstünde düşünürken bana karşıtı olan kelimeleri çağrıştırdı . Esaret , kölelik , mahkumiyet , hapis ve aklımın bir yerinde yer etmiş nice nice şiirler nice öykü ve filmler sazı eline aldılar bu noktada.

Çünkü kendim ; çok şükür ki onlarda bahse konu özgürlükten mahrum sayılmam. Ve her kıymetini kaybedince anladığımız şey gibi kıymetini pek bilemediğimden ; hakkında içimden kendimden cümleler kuramadım. Benim cümlelerim susunca da işte o filmlerin öykülerin içindeki cümleler ve şiirler yazılmak üzere girdiler sıraya.

İlk cümle olma onuru en sevdiğim filmlerden birisinin oldu .Hapisten kaçarken metrelerce daracık bir kanalizasyon borusunda ilerleyen ve ondokuz yıllık haksız hapis hayatını hep bir kurtulma umudu ile süslediğini hiç fark etmediğimiz ; ama sonunda o umudu masmavi pasifiğin kıyısında bir kulubeye ulaştıran o adamım özgürlüğü ; bu filmin başrolündeydi.

Sonra yine sevdiğim eskilerden ve bizden bir film girdi sıraya. Doğduğu anda hapisle tanışan şirin ufaklığın , okudukları konuştukları ve bildikleri yüzünden özgürlükleri elinden alınmış incilerden kuş sandığı şeyin adının uçurtma olduğunu öğrenip o uçurtmanın kanadına yazıp uçurduğu özgürlük vardı bu sefer de başrolde.

İçimden şarkılarını mırıldandığım başka bir filmin cümlesi el kaldırdı buradayım diye. Siyah karanlık bir ahıra hapsetmişlerdi o filmde meryemi ,ama biliyoruz ki gerçekte de kaç tane meryem nerelere hapsedilmedi benzer sebeplerden. Ben kaçmasını diledim hep içimden , kaçıp özgür olmasını . Ama o ,ahıra hapsedilmeden önce de kimi cahillerce ; yine cehalete mahkum edilmişti ne yazık ki ,okuma yazması bile yokken kaçmak için hangi otobüse binecekti. Bunu bilen hikayenin yazarı da sonuçta onu özgürlüğe kavuştursa da yanına okuma yazmayı bilen birini verdi :)

Okuyup yazmamı öğreten öğretmenimin ,babamın, bana öğrettiği şairden gelen şiirse son cümleleri olsun bu yazının izninizle.

geldi dört güvercin
suda yıkanmak için.
Su mahpusane yalağındaydı.
ve güneş güvercinlerin
gözünde, kanadında,
kırmızı ayağındaydı.
girdi dört güvercin yıkanmak için
suyun içine.
ve kederli toprakta dört insan
baktı dört güvercine.
Güvercinler hep beraber
güneşi taşıyıp kırmızı ayaklarında uçabilirler.
Durdurmaz onları demir ve duvar.
güvercinlerin yumuşak kanatları var.
Ve kanatlar
Şimdi burda, şimdi damın üzerinde.
İnsanların kanatları yok
İnsanların kanatları yüreklerinde.
Dört güvercin
güneşe varmak içinyıkandı,
uçtu sudan.
(Nazım Hikmet 'in son bulunan şiiri )

4 yorum:

Geveze Kalem dedi ki...

Hakkında ne kadar yazılsa da cümleler bitmiyormuş, değil mi Özlem.
Bu kelimeyle ilgili diğer birçok oyuncuya sıklıkla yazdığım bir yorumu sana da yazacağım; benim de aklımda bu film vardı,(genel olarak bir çoğumuz aynı tip şeyleri düşünmüşüz:))shawshank hapisanesinden 500 mt. kanalizasyon borusunda sürüne sürüne kaçan, yıllarca (19 yıl) küçücük bir aletle tünel kazan, eşini öldürdüğü suçuyla yargılanmış bir muhasebecinin anlatıldığı film. Detaylarını yazıyorum çünkü tekrar tekrar izlemiş gibi oluyorum her bir kelimede. Bilmem inanır mısın ama ben bu filmi defalarca sinemada olmak üzere her tv gösteriminde, dvd'de defalarca izledim. Tahmin ediyorum 15'ten fazladır izleme sayım. Hatta daha geçen gün oynadı, tam da kelimemizin özgürlük olarak belirlendiği gün.
Çok uzattım ama birilerinin daha benim gibi unutmamış olduğunu görmek mutlu etti beni.:)

Usta'nın şiirineyse denilecek söz yok.
Sevgiler...

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Sevgili Özlem,
"Uçurtmayı vurmasınlar" senin gibi genç birinin bu filmi hatırlaması ne güzel.
Nazım Hikmet'in şiirleri ise her okunuşta anlam kazanıyor, yazılan yazılara göre anlam değiştiriyor sanki.
Sizleri okurken benim de umutlarım artıyor yarınlar için. Teşekkürler
Sevgiler,

nagişim dedi ki...

sessiz balığım satırların sesin oluyo senin:))
ne güzel demiş şair :) ben bu şiirini hiç duymamıştım..
dün bir sürü güvercin resmi çektim bi gel bak istersen:))

etki alanı dedi ki...

İlk filme bayılmıştım.Bu kadar sakin ve planlı intikamlara bayılırım zaten...İyi ki hatırlattın..
Uçurtmayı vurmasınları,o çocuğun gözüyle seyretmeye çalışmıştım.
Aaaa,bir de o filmde,hapishane kadınlarını oynayanlardan biri de akrabamdı..

Defalarca seyredebileceğim bir film de "Monte Kristo Kontu".İnanılmaz bir özgürlük filmiydi..Lütfen rastlarsanız kaçırmayın..Hem özgürlük,hem de muhteşem bir oyunla alınan bir intikam...
Ne güzel bir şekilde anlatmışsın bu kelimeyi..
Bak neler hatırladık,nerelere gittik..
Sevgiler..
TüTü