12 Şubat 2008 Salı

sohbete sebep mi yoktu ?

yurtdışında ürünlerimize talep azaldı ,artık çin piyasaya hakim ve onun gücü karşısında ne kadar direnebileceğiz. eş dost vasıtasıyla aldığımız siparişler de tamamlandı mı gel de vurma kapıya kilidi. ticarette herşey iyi hoş ama bi de bu noktaya geldin mi , nereden de girdim ben bu yola diyorsun. ortaklarım son yönetim kurulunda benim duygusal kişiliğimi bildiklerinden "sen bu işe karışma" diyerek kararı verdiler , bir kısım işçi çıkartılacak. kalanlarla iç piyasayı zorlayıp edebildiğimiz kadar yolumuza devam edeceğiz. üniversitede okurken aklıma hiç gelmezdi memlekete dönmek oysa için için buralara hasret çekermişim de haberim yokmuş , ortaklık teklifi ile geldiklerinde babam da destek verince bir süre karşı çıktımsa de bu fikre nihayetinde oturdum masanın başına. Ortaklarım dedimse babam yaşında adamlar , beni de babamın kızı olarak tanırlar hem de iyi tanırlar . senin eğitimin dilin var ; babandan belli işine de sahip çıkarsın diye bırakmadılar peşimi ve sonuçta ikna oldum ,sekiz yıl olmuş işten başka bişey düşünmüyorum yaşıtlarım evlenip çoluk çocuk sahibi oldular annem babam başımın etini yiyorlar mürevetin de mürüvetin diye... ve ben neye tutunacağımı bilemiyorum. okula tutunduk okul bitti , işe tutunduk elimize bişey geçmedi. gezip tozmayı hiç bilemedik zaten.

turizmcilik okuduğumdan değil , bir tur şirketi kurayım diye gaza getirdiler beni ; şöylee hong kong singapur turları düzenler , arada bir kaçarsın sen de dediler oralara . anapara konusunda babama güvenmiştim ama erken terketti zavallım bu dünyayı . ardında bir yığın borçla. sattık daire dükkan ne varsa . annem artık boş boş gezip tozmamdan sıkılmış ,bir ahbabına rica etmiş bu işe soktular beni. nerde hayallerim nerde ben. allahtan basketbol var , akşamları antremana gidip iyi bi ter attım mı görmüyor gözüm şu yalan dünyayı , yakışıklılıkta da kutluaya beş basarız ama bizde nerde şans adam hem formayı kaptı hem hatunu . gerçi benim de anneme kalsa gün arkadaşı bilmem ne hanımın kızını aldı gelin diye oturttu bile , başladı mı onu anlatmaya kaçıp gidesim geliyor . ama nereye. teyzemin yazlığına. en uzak oraya gidebilirim bu parayla. haftasonu yine yazlıktayım , deniz kızlar uff be , heyyy cuma ne zaman geliyosun .... neyse kafamı toplayıp şu listedekileri aramaya başlasam iyi olacak. patron bunlardan en az beşinden yük al diye kota verdi. ilk seferde kotayı aşıp gözüne girecem kesin . alırım ben bu yükleri . a dan mı başlamalı yoksa sondan mı ? o piti piti yapsam ? o zaman karıştırırsın kimi aradın kim kaldı, sırayla git olum.

-alo
- İyi günler ben Seyyah Denizcilikten arıyorum Tughan ismim , ihracat servisinden birisi ile görüşecektim
- Benimle görüşebilirsiniz , Emine ismim.
- Cuma günü Hayfaya yükünüz varsa biz alalım diyecektim Emine hanım
- Anladım .Bakın biz Reşat Beyle görüşüyorduk hep sizin şirketten , ve onun da konuyla ilgili bilgisi vardı zaten, ihracata yönelik üretimimizi durdurduk bir süre önce ve bu durumda yük de veremiyoruz ne yazık ki.
- Reşat Bey de burada Emine Hanım ,ben de yeni başladım ,bilmiyordum öyle bişey olduğunu yine de tanışmış olduk çok memnun oldum.
- Ben de , iyi günler...

telefonu kapatıp devam etti işine Emine , işçi çıkışlarının formlarını imzalıyor , bir yandan da onlara ödenecek tazminatlar için banka kredisi için evrak hazırlıyordu.Bu şirketin herşeyine kendisi bakıyordu , bir muhasebeci bir de sekreter vardı ,üretim müdürlüğü de onların odasındaydı ,toplam dört kişiydiler işte . Zaten kimse de onu ortaklardan biriymiş patronmuş gibi görmezdi . Telefonlar sussa işimi bitirsem dediği bir anda yine bir acentadan aramışlardı işte.
Tuğhan aradı aradı firmaları ve buldu beş firmayı yük verecek , beş değil hatta yedi. Ama durdu biryerde , geri döndü , tek tek yeniden aramaya başladı firmaları en baştan , sadece " Emine Hanımla görüşebilir miyim" diyordu yok yok , sona doğru umudunu kaybetmişken ; karşısındaki ses " efendim Tuğhan bey " dedi ,

işte o.

"seninle konuşmadan önce müthiş bir başağrısı çekiyordum , sugibiydi sesin , aktı aktı ve kafamdaki herşeyi akıntısına katıp görtürdü , geçti ağrım . sonra bi an geldi ve seninle yeniden konuşmalıyım dedim kendime, ama hangi firmadaydın hatırlamıyordum ,tek tek hepsini aradım sordum sordum ve nihayet ..."
Emine de o an kendisine sıkıntı veren ne varsa bir tarafa bıraktı . Hoşuna gitmişti bu heyecan ,
deniz oldu biran ,bir an gökyüzü ; sohbete sebep mi yoktu . O gün , sonraki gün ,sonraki günler hep konuştular konuştular konuştular...

masalımız da burada bitti ;
onlar erdi muradına
gökten onyüzbin elma düştü
isteyen alsın yesin

3 yorum:

fikriminincegülü dedi ki...

Hala konuşuyorlardır umarım.:) Hakikaten insan sohbet etmeye ne konular buluyor değil mi? Yeter ki sohbet edecek insan olsun..

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Sevgili Özlem,
Masal, öykü, gerçek
hepsi var yazının içinde. Zatem gerçeklerden yola çıkılır öykü yazılır. Ben kıyısından köşesinden böyle bir olaya tanık oldum da.
Sevgiler

sessiz balik dedi ki...

yaşamın kıyısında ,haklısınız
tanık olunma ihtimali yüksek bir olayı anlatıyor masalımız ... benden de sevgiler.

fikrimin ince gülü , onlar belki de hiç konuşmadılar , masal bu...
sohbet edecek kişi bize o kadar yakınken bile fark edemediğimiz kafamızı gömüp tüm dünyayı kurtaracakmışız gibi çalıştığımız anlarda aklımıza gelir belki bu masal ve gülümseriz bir an için de olsa.