6 Şubat 2008 Çarşamba

yedi


bu odada tek başıma gecelemek pahasına da olsa ,evdekileri çok özlemiş olsam da , babamdan ekstradan birkaçkuruş daha istemek zorunda kalsam da kalıyorum işte. onunla konuşmalıyım , yoksa araya tatil girecek, kocaa bir yaz tatili . döndüğümüzde nerdeyse iki yabancı oluruz bu üç ayda ,en iyisi gitmeden halletmek.şu hazırlık okulunun bitirme sınavını da bu kadar dert etmeye değmezmiş ama başından bunu bilemedim.zor sanıp sınava kadar haftalardır odadan çıkmadım desem yeridir.tabii bu yüzden bu süre içinde T.yi de göremedim. şimdi sınav bitti , tüm okul boşaldı herkes evinde ama ben gitmedim. biliyorum ki o da gitmedi ve burada , şimdi onu bulup konuşmalıyım.
valizlerim hazır, bir iki parça giyecek var açıkta bir de boş yataklarla dolaplar. odanın dağınıklığı bu halinden daha iyiydi sıcaktı en azından yaşam belirtileri vardı şimdi ise bu boşluk insanı korkutmaya yetiyor. sabah babamı aradım , sesi iyi geliyordu demek ki eve geç gidiyor olmam onda bir etki yapmamış , nedenini bile sormadı zaten ,sorsa ne söylerdim bilmiyorum." baba ben birisinden hoşlanıyorum ve onunla görüşmemiz gerek " diyebilir miydim acaba bunu. konu başkalarının ilişkileri ise babamla rahat rahat dedikodu yapılabilirdi ve yapmıştık da ama kendim olunca başkahramanı olayın işte nutkum tutuldu. keşke bahsetseydim , daha sonra buna hiç fırsatım olmayacağını bilsem bunu kaçırmazdım ama neyse.
kalabalık bir arkadaş grubumuz vardı , T. bu gruptan birinin arkadaşı olarak sonradan aramıza katılmıştı.Aramıza katılmak lafın gelişi bizimle beraber yemeğe geliyor sonra çay içmeye de geliyor sonra alışverişe de geliyor felan ama sohbetlere hiç katılmıyordu. Günler sonra hala ismimizi karıştırmayı başarıyor , grupça dolaşmadığımız zamanlarda bir şekilde yolda falan karşılaşsak selam dahi vermeden geçip gidiyordu. Çözemediğim ama çok da ilgilenmediğim bir tipti işte ; ben hayatımın geri kalan kısmı ile zaten mutlu mesut yaşarken onun bu tavırlarına ayıracak pek vaktim de ilgim de yoktu açıkçası. Ama onun varmış ki , zamanla herkesle kurmadığı o iletişimi bana bahşetmeye başladı zat-ı muhterem. Bir gün saçımı yeni yıkamış olduğumda çok hoş göründüğümü başka bir gün gözlüklerimi çıkardığımda yüzümü görmek istediğini felan söyleyerek hani ona ayıramam diye ahkam kesitiğim o vaktimi ve ilgimi pek tabii ki kendisine yöneltmeyi başardı.Sonra bir akşam üstü yurda uğrayıp "yemekhanede bezelye varmış ,sen seversin gel gidip yiyelim" diyerek grubun dışına taşıdı ikimizi ve onyedi yaşımda ilk kez oda arkadaşımdan isteyip dudağıma o ruju sürüp bir akşam yemekhaneye doğru onunla yürüdüm. sonra . sonra birlikte çok uzun yürüyüşler yaptık ; çok bezelye yedik ve tabii ki konuştuk. İşin esrarı şu ki o arkadaş grubunda zaten on erkeğe üç kız olarak ezici bir cazibeye sahiptik ve kızlar arasında yurtta kalıp kendisine akşamları da eşlik edebilecek olan tek ben vardım. Gitar çalıyordu ben de dinliyordum. bir gün " e.ndü.lüs cennetim b.ac.h da tanrım , tanrıçamı da buldum" demişti . Demişti ama işte burada nokta. Bir süre sonra yılsonu bitirme sınavımız yaklaşmış oldu ve ben kendisi için ruj sürmeyi göze almış da olsam , artık akşamları görüşemezdik çünkü inek ben çalışacaktı.Hayal kırıklığı ve muz kabuğu ... Bir akşam değil iki akşam değil çağırıyor çağırıyor gitmiyorum .Gerçi öğle yemeğinde tüm ekip birlikte olmaya devam ediyoruz ama başkalarının yanında bana sıradan bir arkadaşmış gibi davrandığından artık görüşmüyorduk desem yeridir. Bu yetmezmiş gibi tam da o günlerde başka gelişmeler de oluyor. Çocuklardan biri grubun üç kızından ben olmayan başka birisi ile flört etmeye karar veriyor ve bunu gidip onunla konuşacağına Güzin Ablayım ya gelip benimle konuşmak istiyor.Ders çalışmam gerekir diye T. ile on dakika bile görüşmeyen ben ; o zavallı aşk acısı çeken dostuma bizim kızı nasıl ayarlarım sohbeti için gece onikiye kadar yurdun kantininde oturabiliyorum ve bingo : T.bizi orada görüyor. Bunu izah edebilirim ama ikincisi daha beter. Birgün öğle yemeğinde öğreniyor ki kendisi dışında hepimiz önceki akşamı çimlerde şarap içerek geçirmişiz; tabii ben de. kızmayın canım ; hayır diyemedim herkes ısrar etti , üstelik şarabı çok severim hem sınav kolaymış dediler ikna ettiler beni.
Sonuç olarak bunları açıklamam ve yaz aylarında da görüşmemizi sağlamam lazım. hiç olmazsa bir telefon numarası ya da adres alıp mektupla felan iletişimi sürdürmem için şimdi üç gün dört gün burada kalıp onu görmeyi dileyeceğim çünkü yolda görmek dışında onu bulmamın bir yolu yok ( yazarın notu : cep telefonu bu olaydan beş yıl sonra yaygınlaşmıştır )

sonuç ...

bir : onu göremeden eve döndüm
iki : zaten o dostum da o kızla flört etmekten son anda vazgeçti
üç : kırmızı şarap almışlardı ve ben beyaz içerim ,hiç içmemiştim o akşam hem de hiç
dört : sınav gerçekten kolaymış ; o sınavda aldığım en yüksek not sayesinde okul hayatım boyunca hiç ingilizce dersi görmedim ama notlarım hep AA oldu
beş : benimle bir daha konuşmadı
altı : bu bir hikayedir gerçek olması gerekmiyor.
yedi:hikayenin ismidir

7 yorum:

Emre dedi ki...

sekiz, üzüntü ve muz kabuğu değilmiydi o ve sadece benim hatırladığımı sanırdım bu cümleyi. öptüm benim blog yorumları gönlü geniş arkadaşım, saçma bi cümle oldu lakin anladın sen onu. hem saçmalasam ne çıkarki herkez yapıyo, öslem harbiden böle yazıyom ya ne düşünüyon aceba delirdi diyon demi içinden de de bişi olmaz.:)nedense sana yorum yazarken eğleniyorum ben bir tılsımmı var senin blogta he ne dersin.

Butejoy dedi ki...

ya özlem abla ya...........

bundan sonra , önce sonunu okıcamsenı postların:)))

off be ne hıkyelerı var özlem ablamında bıtmıyor anlatmakla diye iç geçiriyordum ben de:))

harıkasın...

ama on kışıye üç kız kısmı doğru demı? muhendıslıkte okuyan arkadaslar oyle soyluyorladı...

sessiz balik dedi ki...

emrecim haklısın o "üzüntü ve muz kabuğu" idi ; bir çizgi filmde geçiyordu ve bu sözü hatırlıyorum evet ama başka hiçbişey hatırlamıyorum o çizgi film hakkında...internette buldum "pepen in balonu" imiş adı
peh...

butejoyum
off ki ne off
bende hikaye var gibi ama
gerçekte ise elimde bir kalem sadece

Kirpikteki Gözyaşı dedi ki...

Özlem çok güzel bir hikaye! Ama niye mutlu son yok ki? Paylaşmaya devam! Öptüm:)

sessiz balik dedi ki...

seblacım;
sen Maeve Binchy romanları seviyordun değil mi ; ben de aynen.
gerçi bu mini hikayeleri onun romanları ile kıyaslamak doğru değil ama :)
mutlu son konusuna gelince; her hikayenin sonu bir başka hikayeye bağlıdır aslında ve burada yolları birbirinden ayrılan o iki kişi belki de birlikte daha mutlu olacakları yeni aşklarına kavuşup yeni hikayeler yaşamışlardır ve onun sonu mutlu bitiyordur ;değil mi? işte onu da okuyucunun hayal gücüne bıraktım artık...

Kirpikteki Gözyaşı dedi ki...

Hımmm anladım:) İstediğimiz gibi bağlayabiliriz yani:) İyi tatiller! Öptüm:)

Geveze Kalem dedi ki...

Yedi adlı hikayenin yedinci yorumu benden gelsin;
Yedin yine bizi Özlem!;-)