12 Mart 2008 Çarşamba

bu süre içinde

hangi gün bilmiyorum ama geçmişte bir gün var : ve ben o günden bu güne kadar geçen bu süre içinde bir taş atıp kolumu bile yormadım , bu kadar aynı yol üzerinde dünden kalan ayak izlerimi takip ederek aynı yerden gelip aynı yere gitmekte olduğum hiç bir zaman dilimi hatırlamıyorum. ben çok sıradışı bir hayat yaşamadım otuz yıl boyunca ama hep bir hareket içindeydim.hiçbişey değişmeyince , ve değişmesi beklentilerim olmayınca şimdi şu anda acaip sıkılıyorum. her sıkıntı bana bir sinir atağı şeklinde geri dönüyor. kime sinirlenecem : ya kocama ya da işyerinde oda arkadaşım olan o kişiye. iki kişi ile sınırlıyım . başka kimseyi görmüyor sayılırım. iş arkadaşım ile belli bir seviyeyi korumak zorunda olduğumdan onu da eledik. kala kala kocam kaldı geriye. kendimi her saniye bavulumu alıp evi terkedecek kadar okun ucunda hissediyorum. yani bir ok atımlık halim kalmış. henüz atmadım o oku , ve sinir ataklarımı yatıştırıp gidip kedi gibi sırnaşıp kendimi affettirmeyi başardım . sağolsun o da beni affetti . ama o kadar sıklaştı ki bu ataklar , kredimi tüketiyor olmalıyım. kendi nezdimde de tükeniyor. bu ben değilim.daha pozitif , daha yaratıcı , daha sakin , daha kendine güvenen biriydim. değiştim.
bu şartlar altında içimde sakin bir oda bulup orada oturup yazı yada şiir yada her ne ise yazmak mümkün olmuyor. hep kendi kendimle tartışır halde olan içim , başka bir konuya odaklanamıyor.
bu yazı da aslında "neden" böyleyim sorusuna cevap arayışımla ortaya çıktı.

9 yorum:

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Sessiz balık, okurken biri içimin seslerini buraya yazmış gibi bir duyguya kapıldım, benzer duygularla zaman zaman bende sarıldığımı hissediyorum, içimdeki tartışmalardan başka birşeye odaklanamama sorununu düşünmekten başka bir şey düşünemez hale geliyorum.:) Garip ama bunu başka birinin kaleminden okuyunca kendimi daha iyi anlıyor gibi oldum sanki..

sessiz balik dedi ki...

içinin seslerinin daha çok bir bahar şarkısı bir kuş cıvıltısı bir şelale sesi ile tarif edilmesini dilerdim Yıldız Yağmurları

Bu karmakarışık , suskun , suskun olduğu kadar da çığlık çığlığa seslerle değil

keşke ben de :)böyle olmasaydım sen de
ama olmuşuz
napsak ki şimdi ?

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Sevgili Sessiz Balık, o kadar çok sordumki kendi kendime "ne yapsam şimdi, ne yapsam,ne,ne" bu kadar çok sorulunca kelimler de anlamını yitiriyor. Her akşam yatmadan önce tamam diyorum yarın farklı bir gün olacak, şunu yapıcam, bunu yapmicam, falan filan. Ve her sabah içimde aynı isteksizlikle uyanıyorum, ben bunu tabi biraz yalnız kalmama da bağlıyorum eski ortamımdan ve konuşabileceğim tüm arkadaşlarımdan uzaktayım son bir kaç yıldır... hala bunu aşmaya çalışıyorum umarım bir şeyler değişir... Senin için olumsuz bir durumda olsa içimin benzer seslerini duymak beni sorunumla yüzleştirdi... Dilerim sende en kısa zamanda atlatırsın seni zora sokan tüm bu pürüzleri.
Görüşmek üzere..

Geveze Kalem dedi ki...

Dilerim ikiniz de atlatırsınız. İkinizi de seviyorum ve böyle olduğunuzu bilmek hiç hoşuma gitmiyor. Hani yakınımda olsanız sanki size ulaşmak -daha doğrusu zirve yapmış duygularınıza ulaşmak- daha kolay olurmuş gibi geliyor. Boş sözlerle avutmaya çalışmaktansa sarılmak isterdim, inanın...

sessiz balik dedi ki...

Dilek ; bu cümlen var ya " ben bunu tabi biraz yalnız kalmama da bağlıyorum eski ortamımdan ve konuşabileceğim tüm arkadaşlarımdan uzaktayım son bir kaç yıldır" dediğin . İşte bu benim de halimi tasvirindir.


ve Sema ; evet senin gibi bize sarılacak bize ulaşacak bir arkadaşa benim çok ihtiyacım olduğu kesin .

Neyse ; en azından yazdık ...

Öykücü dedi ki...

Hormonal bir durum da olabilir.Kadın olmayan anlayamaz bu hisleri.Bazen hayat hiç yok yere korkunç kötü geliyor insana.Durmadan ir ağlma isteği,saçma sapan sinir atakları vs.

Bence bu tip durumlarda sevinecek şeyleri düşünmek işe yarayabilir.

Sağlıklı olmak,aşık olmak, sevdiğin biriyle evli olmak,işinin olması,annenin olması,bu blogun varlığı,yazın geliyor oluşu....

Bunları ve düşünüp bulduğun şükredecek şeyleri bir kağıda yaz.Yazarken bile daha mutlu olacağını umuyorum.

İş arkadaşın her an ilişkinin bitebileceği biri Onu kırmamayı başarıyorsan kocanı da kırmamayı başarabilirsin.Bu konuda ben de tıpkı senin gibiydim ama anneme karşı.

Kocan sonsuza dek seninle kalacak biri oysa bir iş arkadaşı nedir ki? Evlenir gider, işen ayrılır gider,sen ayrılırsın filan filan..

Sevgiler..

Kirpikteki Gözyaşı dedi ki...

Özlemcim belki geyik olucak ama inan bir zaman zaman herkes hissediyor böyle. Ben sık sık yaşıyorum. Bazen kendimi kendimle tartışır buluyorum. Eğer bu durumdan çıkabilmek için yapacağın en ufak birşey varsa kafanda! Hiç durma yap! Ya da zamana bırak! Ama en iyisi birşeyler yapmak! İyi haftasonları!

Emre dedi ki...

Öslemmmmm yazını okurken bir an bu blog benimmiş gibi geldi ya, bu kadarmı aynı olur ya hissedilen şeyler, ne lan bu çektiğimiz 3 günlük dünyada bi rahat bi huzur yokmu sıkıldım ben hepisini içimde aramaktan başkalarıda dikkat yapsın artık kendine yaaaaaa. Neyse daha fazla gaza gelmeden daha beter şeyler yazmadan burda nokta şettiriveriyim ben çok çok öpüyorum seni.

Butterfly dedi ki...

bazen şnsanın sadece kendini affetmesi herşeyi çözüyor, uzun bir süredir böyleydim ben de, ama biraz olsun sıyrılmayı başardım, kendime işkence etmişim diyorum, bunu ruhumuza yapmaya hakkımız yok inan ki,sanırım bazen görülmesi gerekenler zamanından önce gelmiyor ve insan kalbi kendini yormaya başladığında herşeyin çözümsüz olduğunu sanıyor, oysa geriye dönüp noktaları birleştirdiğimiz pek çok şey var, "ne kadar yanılmış,ne kadar yanlışmışız" dediğimiz. Yarın görebileceklerin bu gün hissettiklerinden beslenecek elbet.
Sevgiler