9 Nisan 2008 Çarşamba

hiç şekersiz açık çay

bir teyzem var ; doğrusu annemin teyzesi ,yaşlı tatlı bir nine aslında ,onun tatlı oluşu da dilinden. küçüklüğümüzde ziyaretine gitmeyi kabul ettiğimiz nadir insanlardan biriydi ,bugün de öyle ama artık eskisi kadar sık görüşemiyoruz mesafeden dolayı.o ziyaretlerde bize mutlaka anlatacak bir masal bulurdu.masalın kahramanları olan elicek ve ebicek iki kardeşti. hep yaramazlık yaparlardı başlarına türlü dert açarlar ama sonuç mutlu sonla biterdi.
aklıma geldi işte,o günleri mi özledim ne.
ben de küçük çocuklara masal anlatabilmeyi isterdim.ama hazır yazılmış masalları okumak ve aklımda tutmak zoruma gidiyor.kendim uydurayım desem ; yok onu hiç beceremem.
aman sanki hergün küçük çocuk görüyormuşum gibi ; böyle bişeyi niye dert ediyosam sanki.
çocuk aklında büyüklerle uğraşmaktayım mütemadiyen ama gerçek çocuklarla nerdeyse hiç temas noktam yok.üniversitede okurken de böyleydim.yurtta kalıyorum ,kampüs içinde okul zaten aylar var hiç dış dünya ile temas kurmuyorum.sonra birden bir alışveriş merkezinde felan buluyorum kendimi ve acilen pusetlerinde gezen o küçük insanları öpmek onlarla oynamak telaşımı keşfediyorum o esnada.nedense?şimdi de öyle , haftanın altı günü sabah erken çıkıp akşam vakti kapısından girdiğim evimin çevresinde olup bitenlere şahit olamıyorum belki komşularımızın tatlı ufaklıkları vardır masal anlatılabilecek ama hiç kimseyi tanımıyorum ki.
kilo aldıkça kendimi halama benzetir oldum.halam masal anlatmaz hiç .tatlı dilli de değildir.ama onu da çok severim.
tek başına uygulayınca kilo vermemi sağlamasa da ; en azından suçluluk duygumu azalttığından artık hiç şekersiz açık çay içiyorum , oysa severim ben bir kremalı kahve olsa şimdi çukulatayla,mmmm.
kızkardeşim okulundan dolayı ve ayrıca oda arkadaşı diyetisyen olacak son sınıfta ; bundan ötürü anlıyor bu işlerden , abla yemeye yemeye vücudunu kıtlık korkusu sarmış, metabolizman afallamış artık naapsın her ağzına attığın şeyi yağ olarak depoluyor,hiç yemeyerek zayıfanmaz , az ve sık ye diyor.bi de hareket et diyor. bi de şekeri hayatından çıkar diyor.çünkü biliyor benim hamur işi ,kızartma,fazlaca ekmek gibi şeyleri zaten tüketmediğimi.inanmazsınız akşamları sadece salata ve çorba yeriz biz ,yahut tek çeşit sebze.çünkü ben zaten yemek börek çörek yapabilen biri değilim ki ; olsa da yesek. fırınımı en son ne zaman çalıştırdım allah bilir. dışarda yiyoruz desek o da değil ,yemeğe gitmek gibi bir lüksümüz de yok bu ev ekonomisi darboğazda iken.isyan ediyorum.

2 yorum:

nagişim dedi ki...

canım yorumuna cevabını buraya yazmayı uygun gördüm sevinci bulamaytınca ben de üzüldüm:((
kilo mevzuuna gelince şu sıralar diyet bloglarında hummalı bi çalışma var herkes 5i1yerde çayı içiyor.. spor yapıyor yediklerine dikkat ediyor ama şu var ki bi nevi hayatını diyete endeksliyor.. yapabilirim diyorsan sana davetiye istiyebilirim benim linklerdekilerden??
yok dersen bence hiç boşuna kasma bak ben 1.58 boyunda 77 kg ile hamiş kaldım 14. haftadayım allaha şükür hala kg almadım kilom konusunda da doktorlardan herhangi bi olumsuz tepkib almadım.. yanii çocuk hazırdan besleniyo sanırım gelişimi gayet iyi:))
inşallah böyle devam eder.. seni seviyorum:))

cinar dedi ki...

Vücudun bu kıtlık mantığını ben de üniversite yıllarımda duymuş ve şaşırmıştım ilkten. Ama düşününce doğru :) Sürekli rejim içinde olmak bana da hayatı kısıtlamak gibi geliyor. Başka bir çözüm bulmalı. Bulan olursa bana da haber verebilir mesela.
Keşke şu pasif jimnastik biraz daha işe yarasa..