23 Nisan 2008 Çarşamba

kocama "senin o sadece insan olan halini sevdim ben ey adam"

Senin adını
kol saatımın kayışına tırnağımla kazıdım.
Malum ya, bulunduğum yerde
ne sapı sedefli bir çakı var,(bizlere âlâtı-katıa verilmez),
ne de başı bulutlarda bir çınar.
Belki avluda bir ağaç bulunur ama
gökyüzünü başımın üstünde görmek
bana yasak...
Burası benden başka kaç insanın evidir?
Bilmiyorum.
Ben bir başıma onlardan uzağım,hep birlikte onlar benden uzak.
Bana kendimden başkasıyla konuşmak
yasak.
Ben de kendi kendimle konuşuyorum.
Fakat çok can sıkıcı bulduğumdan sohbetimi
şarkı söylüyorum karıcığım.
Hem, ne dersin,o berbat, ayarsız sesim
öyle bir dokunuyor ki içime yüreğim parçalanıyor.
Ve tıpkı o eskiacıklı hikâyelerdeki
yalnayak, karlı yollara düşmüş, yetim bir çocuk gibi bu yürek,
mavi gözleri ıslak kırmızı, küçücük burnunu çekerek
senin bağrına sokulmak istiyor.
Yüzümü kızartmıyor benim onun bu an
böyle zayıf
böyle hodbin
böyle sadece insan oluşu."

nazım hikmet ( BİR CEZAEVİNDE, TECRİTTEKİ ADAMINMEKTUPLARI'NDAN)

1 yorum:

Geveze Kalem dedi ki...

Ne güzel yazmış, ne güzel. Ama sen 'sadece insan oluşunu' sevdiğin kadının üstüne gül kokla, kabullenemiyorum yaa.:(