14 Mayıs 2008 Çarşamba

masal


"üff eskimiş" dedi içine sinmeyerek eline aldığı kitabı yerine koyarken.geldiğinden beri bu odada fazlasıyla huzursuz hissetmişti kendini zaten .saatine bakıp henüz bir kaç dakika geçtiğini farkedince de yerinden kalktı odayı gezdi adım adım.Camdan dışarı bile baktı adeti olmasa da.Tekrar yerine oturduğunda sadece üç dakikacık mı diyerek sıkıntıyla saati kolundan çıkardı ve sehpaya bıraktı.Bir kolonyalı mendil çıkarıp çantasından, ellerini sildi. Şu kitaptan toz mu bulaştı diye söylendi , bu eski tozlu şeyin ne işi varsa burada ? Cevapsız bir soruydu çünkü eski püskülüğünden eline aldığında ismine bile bakmadan geri koymuştu .

Gecelerdir uyuyamıyordu.Sonunda duruma annesi el koymuş ve ona bu doktordan randevu almıştı, aldığı randevunun saatini de kendisine bir saat öncesi olarak bildirmeyi ve bir Feride Hanım klasiğini daha yerine getirmeyi ihmal etmeyerek...Ona güvenende hata dedi içinden al telefonunu doktorun al randevunu kendi kendine . Üstelik muayenehanesi de şehirden çok uzaktı aksi gibi. Bir daha bu kadar yolu göze alamayacağından geri de dönmedi. Doktor; kendisinden önce hastası olmadığından henüz yoktu ortalıkta. Sekreter kızın yol göstermesiyle içeri girip , sarı bir öğleden sonra sıcağında nispeten serin bir oda bulup oturduğuna şükrederek beklemeye koyulduğundan beri on dakika geçmişti. Beklerken bir çay içer miymiş ? Zaten uykusuzluk şikayetiyle geldiğini söylemiş olduğundan çay ikramını biraz düşüncesizce buldu ise de sekreter işte ondan daha fazlasını beklemek hata diye düşünüp teşekkür etti.
Yeniden kitaba uzandı , onda öyle bir şey vardı ki mıknatıs gibi çekiyordu elini. "her yaşa masallar" yazıyordu kapağında bu tozlu kitabın. Gülümsedi , hiç beklemediği bir anda karşısına çıkan eski bir dosttu sanki bu kitap. yine o mıknatıs etkisinden kurtulamayıp açıp okumaya başladı...


" Evvel zaman içinde çok uzak ülkelerin birinde bir prenses yaşarmış.Genç prenses ,hem çok güzel hem de çok iyi kalpliymiş. Fakat yüzü nedense hiç gülmez , hep üzgün hep keyifsiz görülürmüş. Geceleri uyuyamaz , gündüzleri de odasından çıkmazmış. Onun bu haline çok üzülen yaşlı dadısı bir büyücüye gitmiş. Prensesimin yüzünü nasıl güldürebilirim ? diye sormuş.Büyücü ona bir zeytin tanesi verip , prenses içindeki çekirdeği çıkarmadan bu zeytin tanesini yutsun demiş.Dadı allem etmiş kallem etmiş prensese zeytin tanesini yutturmuş . Prenses zeytin çekirdeğine hapsolmuş bir mutluluk ağacını yuttuğundan habersiz , eskisi gibi durgun ve üzgün dolaşmaya devam etmiş. Dadı , zeytin çekirdeği fayda etmedi prensesim yine üzgün diyebüyücüye yeniden gitmiş . Büyücü de pınardan çekilmiş suyla suladınız mı diye sormuş. Çekirdeği sulayıp beslemezseniz mutluluk ağacı nasıl büyüsün , demiş. Dadı çaresiz saraya geri dönerken yolda elinde testilerle pınardan su çeken bir çiftçiye rastlamış. O testilerden birini doldurup her gün saraya getirirse ona bir altın vermeyi vaad etmiş. Çiftçinin suyundan içmeye başlayan prensesin zeytin çekirdeğine hapsolmuş mutluluk ağacı yavaş yavaş filizlenmeye başlamış. Prenses her sabah büyük bir neşeyle uyanıyor çiftçinin suyu getirmesini şarkılar söyleyerek dört gözle bekliyormuş. Dadısı ve etraftakiler bu ağacı görüp ,çok şükür prensesimizin yüzü güldü diye seviniyorlar , prenses ise içinde büyüyen mutluluk ağacından habersiz tüm neşesiyle ortalığı çınlatıyormuş. "

Uyuyakaldığı koltuktan doktorun seslenmesiyle doğrulup kalktı , "sanırım muayeneye gerek kalmadı sadece bu kitabı ödünç alabilir miyim" .Uyumayı başarmıştı sayesinde.

7 yorum:

Aylin Yaprak dedi ki...

Çok hoşuma gitti yazınız,keyifle okudum,kaleminize sağlık

cinar dedi ki...

Ne kadar hoş bir yazı olmuş bu böyle sevgili Sessiz Balık'çım. Çok çok beğendim ben de. Sabah sabah içimi açtı ve mutluluk ağacını içimde hissettim ben de :) Hayalgücüne de hayran kaldım. Masallara bayılırım zaten :)
Ellerine ve yüreğine sağlık.
Öptüm.

fikriminincegülü dedi ki...

İçindeki mutluluk ağacını yeterince sularsan dallanıp budaklanıyor demek. Çok güzel bir öykü gerçekten. Çıktısını aldım ve uykusuzluğun doruklarında gezen arkadaşıma verdim. Kalemine sağlık.

etki alanı dedi ki...

Bende o çekirdekten hep bulunur...
Her masaldan bir ders çıkarmış..
Sevgilerimle,
TüTü

Archi*Sugar (Esra) dedi ki...

Ozlemcigim her zamanki gibi harikasin... aldi goturdu beni masalin!!!

Dikkat! biyo var ! dedi ki...

Bi mutlandım böyle:D
Çiçek açmış gibi...

Geveze Kalem dedi ki...

:) Ben bu masalı oğluma okumaz mıyım? Ama bir de uyumazsa gelip seni bulmaz mıyım?:)):P
Valla şaka maka artık ne çaresi duysam kulak kabartır oldum. Mesela bugün papatya çayını denedik, bakalım sonuç ne olacak.;-)