31 Temmuz 2008 Perşembe

bişeyler yazma gereği duydum

ben apolitik , ülkesinde yaşananlara duyarsız ve vurdumduymaz biri değilim.hatta işim gereği RE.UT.ERS başında oturup olup bitenleri anında haber almakta , öncesi ve sonrası olabilecek gelişmeleri dahi yorumları ve makaleleri okuyarak değerlendirmekteyim , hatta eşimin borsaya ilgisi nedeni ile evde bile vaktimizin çoğunu tabir-i caizse "ciddi" meseleler hakkında sohbet ederek geçirmekteyiz.
hal böyle olunca içimi serinletecek şişkinliğimi atacak beni rahatlatacak ortamlara ihtiyaç duyuyorum. ben evlenip de geldiğim bu yerde hiç kimseyi tanımıyorum.erkek egemen bir şirkette çalışıyorum.ve sıkılıyorum.dolayısı ile benim sohbet edeyim diyeceğim tek arkadaş grubum kaçış yerim "blog" ortamı denebilir. olup bitenlere kayıtsız kalmışım gibi hissettim ve suçluluk duydum .bu nedenle böyle bir açıklama yapma gereği duydum.

geçelim diğer konuya

aşağıda öyle bi yazmışım ki ,okuyan nazar değdirecek nerdeyse .hele son paragrafta .aman maşallah diyin ... fakat aslında herşey öyle güllük gülistanlık değil. benim de sıkıntılarım benim de bunalımlarım oluyor . çoğu zaman buraya da yazıyorum . ama alıştım artık . birşeye üzülsem de çok kısa süre sonra " hayat ne güzel , ben çok mutluyum " şeklinde sırıta sırıta dolaşma moduna geçebiliyorum. çünkü ben ve sevdiklerim sağlıklı ve kendi halinde yaşayıp gidiyoruz . onlara bişey olacak olsa yine " hayat ne güzel , ben çok mutluyum " dermiyim ?

insan ölüm acısını bile yüreğinde taşıyarak yaşayabiliyor bunu biliyorum , gencecik yaşta babamı kaybettim , onu sevdiğim kadar kimseyi sevmediğim halde . çünkü hep daha kötüsü vardır diye düşündüm , ölümden daha kötüsü ...

28 Temmuz 2008 Pazartesi

dün

Geçen Pazar evde oturunca bu Pazarı dışarda geçirme isteğimiz doruk noktasına ulaşmıştı. Ama nerde ? Hafta içinde planlarımızı yapmıştık ama bu planlar benim Cumartesi işten erken çıkmama bağlıydı .Ben de bunu başardım ,zaten her ihtimale karşın küçük bir çantaya mayo ve havluları koyup arabaya atmıştık , hemen yola çıktık.Yolculuğumuz bir güncük tatil için uzun sayılsa da akşam gün batımını denizde karşılamayı başardık.Çok güzel bir esinti vardı ; ağustos ayında bu esintiyi yakalamak büyük şans. Tek gece kalıp sabah çıkış yapacağımız için küçük bir pansiyon bulup oda anahtarımızı alıp yine deniz kenarına indik, balık lokantası bulmaya ve bulduk. Nefis bir ortamı vardı püfür püfür denizden gelen esinti eşliğinde yemeğimizi yedik ve yürüyüşe çıktık eşimle.İkimiz de çocuklar gibi neşeliydik. Daha birkaç saat önce akşam burada olup elele sahilde yürüyeceğimiz aklımıza gelmezken şimdi bunu gerçekleştirdiğimiz için kendi kendimize aferim dedik. Sabah uyanınca güneşi yine denizin üstüne doğarken yakaladım , eşim araba kullandığından ve de yine kullanacağından yorgundur dinlensin diye dokunmadım uyudu.Ama dokuza kadar durabildim sonra kaldırıp cup denize attım onu . O kadar harika bir denizdi ki ; bizi kendine aşık etti. Bundan sonra bazı zahmetlere katlanıp kendisini saha sık ziyaret edeceğimiz de aşikar ; hele öğle yemeğini yediğimiz balıkçının o lezzetlere toplam yirmibeş lira hesap çıkarmasından sonra , sırf balık ve roka salatası yemek için bile gidilir ...

küçük mutlulukların sevdiğimin de yanımda olmasına eklenince beni resmen coşturduğu bir gündü dün .

Elimden kaçırdıklarım hiç umrumda değil ; elimde olanlar bana yeter . İyi ki sevgimin ardına düşüp buralara gelmişim. Hiç pişman değilim. İş yerim , arkadaşlarım, sevdiğim şehir belki çok gerilerde kaldı ama artık “hayatım” var. Seni seviyorum “hayatım”

selam


bu denizkızından size selam getirdim;
haftasonu kendisi ile
karşılıklı çay içtik de:)))

21 Temmuz 2008 Pazartesi

sarı

bilmiyorum pazartesi sağ omzumdaki feci ağrı ile işe gelmek zorunda kalmanın eseri mi ;
yoksa haftasonu haftasonu diye dört gözle beklediğim şeyin tek bir pazar günü olup içine hiçbişey sığmayışı mı beni demoralize eden ama keyfim yok
haftalardır pazar günü evde değildik , bu pazar da çok canım çekti gezelim diye ama dişimi sıktım ve evde kaldık çünkü:
yatak takımlarını değiştirdim , artık yorgan örtülmüyor dün itibariyle pike kullanmaya başladık
evi süpürüyorduk ara sıra akşamları ama silmeye vaktim olmuyordu yerleri sildim
kayınvalidem reçel ve kendi yaptığı peynirleri vermişti , buzdolabını yeniden düzenleyip onlara yer açtım ve yerleştirdim
sığmadığından kavanozları değiştirmem gerekti daha küçük olanlarına boşalttım ve böylece elde yıkamam gereken epey bi bulaşık birikti
hepsi bittiğinde ben de bitmiştim
hala omzumun ağrıması bu sebepten
ve sırtımı yere koyup dinlenmek istediğimde de bizi çağırdı , "pişi" yapmış;hani üç aylar başladığında yapılıyor , kalktık ona gittik
eline sağlık pişilerde mis gibiydi ,çayla yedik geri eve geldik

bu arada annem ve kızkardeşimin bana gelmesini istemiştim , boş boş oturacaklarına buraya gelsinler de görüşelim demiştim. Onlar da siz gelin dediler
Ben de kaç haftadır pazarları evde değildim işim var dedim. Ne onlar geldi ne ben gittim, Aramızda mesafe o kadar uzak değil en fazla 2 saatte varılıyor
onlar gelmedi veya biz de gitmedik diye de moralim bozulmuş olabilir.

Gelecek hafta bu hataya düşmeyeceğim , evdeki işleri takmak yok , ya annemlerin yanına ya da başka bir yere mutlaka gidelim veya onlar gelsin bize
bana tatil günü evde oturmak yaramıyor
mevsim kış olsa sorun değil , ama hava böyle güzelken , günler uzunken gezmek istiyor canım
yaşadığımız yerde bir çay bahçesi bile yok gideceğimiz
bu yüzden de biraz dışarı özlemim

gazetede bir yazı okudum : ayakkabı ile ayakların savaşı
eve geldiği anda ayaklarını çorapsız yere basma ve terlik giymeden çıplak ayak yürüme adeti olan birisi olarak ; okur okumaz evet ya dedim.ben haklıymışım.

16 Temmuz 2008 Çarşamba

mavi

kirpikteki gözyaşı bana "eee?" diyene kadar , blogumu açıp şöyle bi bakıp kapatıp tekrar gidiyordum. yazmak için konsantre olacak fırsat bulamıyordum , akşam nasıl oluyor anlamıyorum. gün oluyor bir bardak çay molası vermeden eve gidiyorum. eve gidince bişeyler yiyip vurup kafayı uyuyorum artık sabaha kadar deliksiz , o derece yoruluyorum işyerinde. klima bütün gün açık ve beynimi uyuşturuyor omzum tutuluyor değişik değişik rahatsızlıklar veriyor bana klima ama kapatınca da çokkkk sıcakkk oluyor.
evde meyveci dükkanı açtık , aylardan sonra ilk kez pazara giden eşim aklına ne geldiyse almış
böyle rengarenk , bu ne kadar güzel bir mevsim böyle :) üzümler şeftaliler kaysı kiraz armut aklıma gelenler bunlar şimdilik. ve kavunla karpuzu da unutmamak gerek.fakat eve gidince uyuduğumdan yemeye fırsatım olmayınca ben de işe getiriyorum bi iki tane , süper oluyo masamda bi güzel atıştırıyorum onları.

İhsan Oktay Anar 'ın Suskunlar kitabını okuyorum akşamları uyumasaydım bitirirdim ama uyuyorum ve olmuyo, okuyamıyorum. Bu pazar sabah kalkıp yarısını okudum önümüzdeki pazar da bitirirsem süper olur .Osmanlı zamanında geçen olayları anlatmış ve değişik değişik kelimeleri var , anlamasam da seviyorum benim tarzıma uyuyo bu kelimeler. Geçen gün kızkardeşim babaanne gibi konuşuyorsun dedi çünkü "kalabalığı yüreğim götürmez" demişim. siz bilir misiniz bu deyişi?

Dün akşam eşim ısrar etti uyuma film izleyelim diye , ve Prestij' i izleyip ( Londra' da 19.yy sonlarında yaşayan iki sihirbazın öyküsü ) beğendik ikimizde. Daha önceden çok sevdiğim oyunculardan olan Edward Norton'un oynadığı Sihirbaz filmini de izlemiştik birlikte .Ama Prestij'i izlemeye başlarken konusu hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Kızkardeşimin arşivinden gelmişti bize ve o tavsiye etmişti izlememizi , bu nedenle arka kapağını bile okumadan izlemeye başladık . İki filmden sonra hala bir üçüncüsü olsa izlerim dediğim bir konu çok sevdim doğrusu.

Kızkardeşim işe yerleşti , ağustos 15te başlayacak o zamana kadar tatilde. bizimle tatile gelmesini istemiştim ama o incedir siz başbaşa olun diye gelmedi. belki ilerde o da eşiyle katılır bize ve dördümüz gideriz.

Antalya , Kaş, Ölüdeniz ve Marmaris Turunç'a kadar uzanan sahil şeridinde gezdik .Kaş ve Ölüdeniz 'i beğendim. Bu tatili her birinde bir gece kalıp hatta gündüzleri de tekne turuna çıkarak geçirdiğimiz için doyumluk olmadı tadımlık oldu. Yine de tekne ile koylara ulaşıp oralarda denize girmek çok güzelmiş.Şimdiye kadar hep kumsalda yüzen birisi için mütiş bir deneyim oldu. Foto çekme alışkanlığımız olmadığı için paylaşamıyorum sizlerle , ama aklım orada kaldı doğrusu. Artık gelecek yıl bir başka kıyı şeridine tanıtım turu düzenleriz ,mesela bodrum kuşadası çeşme gibi ? neden olmasın...

7 Temmuz 2008 Pazartesi

her güzel şey bitermiş ...

tatilimiz gibi

evet çok güzeldi , çok yer gördüm bolca yüzdüm , iki gece aynı otelde kalmadık hiç. tam bir tur gibiydi bu tatil . eşim çok araç kullanmak zorunda kaldı ama o bile hiç şikayet etmedi. artık akdenizde görmedim gitmedim diyeceğim biyer kalmadı sayılır. darısı ege 'nin başına.

ama bu tatilde şunu farkettim dereler ırmaklar hep kurumuş ...

şimdilik bu kadar , yokluğumda işler birikmiş.bi süre daha uğramayabilirim
sevgiler