11 Aralık 2009 Cuma

geldim

merhaba blog merhaba arkadaşlar
yazmak istiyorum hem de çok o kadar çok şey birikti ki anlatacak gerçi birikenlerin çoğu duygularım heyecanlarım umutlarım kaygılarım sevinçlerim yani tam anlamıyla kelimelere sığmayacak mevzular olduğundan yazma kabiliyetim yetmeyecek ama deneyeceğim
ben 14 ağustosta izne ayrıldıktan sonra annemin yanına gittim , evlenmeden önce kaldığım odayı oğlumla beraber istila ettik saatlerce uyuduk o odada ağustos sıcağında serin serin . Onur karnımda iken hep sakin bir bebekti son ay bile :) mümkün mertebe de gezdim ; akşamları felan dondurma yemeye gittim sağa sola bana hep bir fazla top veriyorlardı onur için. çok mutluydum çok heycanlıydım .babamız haftasonları geliyordu hafta içi merak içinde kalsa da iş nedeni ile yanımızda olamadı.
neyse bizim gelin yani erkek kardeşimin eşi de hamileydi benden 10 gün önde . biz beraber aynı doktora gitmeye başladık . ama zaman geçiyor yeğenim gelmiyordu. annesi şişmiş karnı ile ufluyor artık doğsana diye karnına sesleniyordu .

bir sabah kendimi farklı hissederek uyandım bir ağrı vardı ama ne ağrısı bilemedim . tam o sırada erkek kardeşim hanımın sancısı geldi diye haber verdi.annem de ablan da iyi değil siz gidin de arkanızdan ben gelirim dedi.aklımıza gelmiyor ki benim sancımın da geleceği , daha vakit var en az on gün. doktor gelini yatırmış sancılar çoğalsın diye beklerken kardeşim ablam da rahatsız deyince git ablanı da getir demiş . zaten biz sezeryana karar vermiştik eğer ağrılar doğum ağrısıysa gecikmeden ameliyata girsin demiş. kalktık gittik hastanaye doktor muayene etti nişan gelmiş dedi hadi ameliyata . eşimi aradım doğuma gireceğimi söylemeden ; gelmesi için bir başka bahane buldum kendimi iyi hissetmiyorum gel de hastanede buluşalım dedim. annem ve erkek kardeşim bir benim yanımda bir gelinin iki ayrı odadayız .o normal doğum sancı bekliyor ben ameliyat sırası. günlerden dokuz eylül.ben yeşil elbiseyi giydim ve gözlerimi kapattım , uyandığımda bağırıyordum çığlık çığlık eşim elimi tutuyordu. odadaydık. biraz sakinleşince bebeği verdiler kucağıma konuşamadım durdum . ya eşim ... hastanede buluşacaktık diye gelmiş beni aramış telefona kardeşim bakmış , 209 nolu odaya gel demiş ama benim doğuma geldiğimi hala anlamayan eşim ben hastalandım sanmış odaya bir girmiş bir bebek var başında annem kardeşim aa babası geldi demişler , kimin bebeği diye sormuş ister istemez beklenen kardeşimin bebeği benimkine daha var.onlar demişler senin bebeğin.çok büyük şoka girmiş adamcağız. neyse o arada ben de gelmişim ameliyattan.allahtan uyanırken onu gördüm de bana moral oldu. sonra sıra geline geldi sancılar artmayı bebek de zaten 40 haftayı çoktan doldurduğundan o da sezeryan. o akşam annem hem anneanne hem babaanne olarak dolaştı hastane koridorlarında bi o odada bir bu.ertesi gün çıktık hastanaden.7 gün sonra oğlm sarılık teşhisiyle yeniden yattı biz de beraber 1 gün kaldık

sonra ...
9 aralıkta 3 aylık oldular oğlum ve yeğenim ( yeğenim kız :)
sık sık beraber olduk , bunu biraz da çocuklarımıza borçluyuz aynı gün dünyaya gelmeye karar veren iki kuzeni ayrı tutmak bize yakışır mı ? bundan sonra da kardeş gibi büyütcez işallah
emzir agz çıkar bez değiştir , süt olsun diye süt iç su iç meyve suyu komposto iç gibi rutinlerle geçti üç ay. bebeğim gözlerime bakıp güler oldu agu agu diye konuşur oldu ama gel gelelim işe de başlamak gerekti
annem geldi biraz kalacak ama ne kadar belli değil o gitmeyi düşündüğünde de bir bakıcı arayacağız henüz değil
henüz bebeğe benim sütüm yetiyor sağıyorum öğlen de gidip emziriyorum , bakalım nereye kadar?

imkanım olsa oğlumu dünyaya getirme sürecimi ilk andan hani o çubukta çift çizgi gördüğüm andan başlayıp işe başladığım güne kadar bin milyon kez yeniden yaşamak isterim. ama işbaşı yapmak zor oldu çok zor.

şimdilik bu kadar

sizlerde ne var ne yok
tek tek bloglara bakamıycam vakit yok
bana yorum yazarsanız kendinizden de haber verin son 4 ayda değişiklik oldu mu evlenen bebek haberi alan var mı ?

14 Ağustos 2009 Cuma

yüzdük yüzdük kuyruk

bugün doğum iznine çıkıyorum
bloga sadece işyerinde girdiğim için muhtemelen dört ay kadar buralarda olamayacağım
ama sizin beni düşünüp iyi şeyler dileyeceğinizi ve bize dua edeceğinizi biliyorum
ben de sabırsızlıkla bir gün gelip oğlumu burada anlatmak için heyecanlanıyor olacağım
sevgiler

7 Ağustos 2009 Cuma

işyerine bir haftalığına geçici görevli olarak bir arkadaş geldi ; bana aynı halama benziyorsun dedi
eskiden beri halaya babaanneye benzetilirim zaten ruhum yaşlı galiba benim tutup Tv artistine benzeten çıkmadı hiç çıksa bile Altın Kızlar daki Dorothy olurdum anca .
yaşlı görünmek bir yana davranışlarım konuşmalarım vesaire de bu durumu destekliyor ; mesela telefonda çıtır bir fıstıkla konuşmadığına herkes emindir benimle konuşurken.
neyse belki de çaktırmadan içimde neşeli küçük kız çocuğu yerine bilge bir anane yetiştirmişim demek ki , hani genelde "içindeki çocuğu uyandır" mesajı verilir toplumda ben ters anlamışım içindeki büyüğü olaraktann

amaaa eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı

4 Ağustos 2009 Salı

emrime amade

keşke becerebilsem biraz naz yapmayı . kocam bu aralar harika harika. krema gibi.

hamileliğim sürecinde kocam beni hep beceriksiz buldu tansiyonum çıktı diye ağrım oldu diye hep beni suçladı dikkat etmiyorum iyi yemiyorum ceviz yemiyorum diye felan kızdı durdu

nihayet cumartesiden itibaren son doktor kontrolmüz neticesinde beni başarılı buldu ,çocuğun kilosunu duyunca ...

krema kıvamına geldi de.

nerdeee

benim ondan bişey istemeye bile halim yok

kuluçka tavuğu gibi 40gün sabit bir yerde oturup durma niyetindeyim mümkünse
sonra da kolaycacık doğurmak
bu 40gün başka bir arzum yok
ama bu arzumu yerine getirebileceğini hiiiiççç sanmıyorum

29 Temmuz 2009 Çarşamba

az kaldı ...

pek yazamıyorum artık ; çünkü işe gelip acil yapılacakları yapıp kaçıyorum ... yani yarım saat uğrayıp gidiyorum sanılmasın alt tarafı 9,5 da gelip 5,5 da çıkıyorum ama bir banak için bu saatler bir mucize

evde iyiyim . beni buranın havası mahvediyor . hem fiziksel hem moral.
şöyle böyle derken bu haftayı biriteceğim ve kaldı 2 hafta daha.
sık dişini özlem .
az kaldı.

merak etmeyin daha iyiyim ; ve tabii ki ağlamıyorum . o anlık bir deneyimdi. tekrarlanmadı çok şükür.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

zor günler

tansiyonum yükseldi
rapor kullandım 3 gün
ama ilaca başladık ki bu kötü
ayrıca karnımda garip dayanılmaz ağrılar oldu dr NSTye bağladı ama erken doğum riski görmedi
bütün bunlardan sonra işe geliyorum dayanamıyorum ağlıyorum hüngür hüngür
kimsem de yok
telefonda ağlıyorum ben de
annem zona geçiriyor acısı zor bir hastalık ona pek anlatamıyorum
yanıma da çağırmadım dinlensin diye
kızkardeşim bir de hemşire kuzenim beni dinlediler telefonda

idare etmeye çalışıyorum 1 ay böyle gidermi bilmiyorum 14 ağustosa kadar çalışşacaktım güya

8 Temmuz 2009 Çarşamba

kek

doğumgünümü kutlayan arkadaşlarıma çok çok teşekkür ederim.tek tek yazmıyorum isimlerini kırılmaca yok anlaştık mı ?

otuz ya da otuzbirinci haftadayım , gelecek hafta gidip çalışmaya devam etmek üzere rapor alacağım ama hiç içimden gelmiyor . çünkü izne başladığım zaman 1-ramazan olacak ve yiyip içmeyen insanlar arasında yiyip içip gezmek oturmak hoş değil 2-bugün olduğum gibi hafif ve hareketli olamayacağım için evde kapalı kalma ihtimalim çok yüksek...

oysa ben serin sabahlarda bir çay bahçesinde bir arkadaşımla buluşmak sonra bir alışveriş merkezini arşınlayıp buz gibi bir limonata içmek için öğleden sonra bir başkası ile bir pastanede buluşmak felan istiyorum ve evet bugün bunları birarada yapacak gücüm varken izne çıkamayışıma hayıflanıyorum
neyse
canım kek istedi geçenlerde hatta doğumgünümde. o akşam anneme gidecektik anne bana kek yap dedim . ben yapınca kabarmıyor. eve gittik baktım kek yok. tabii üzüldüm ama onun telaşesi de çoktu: kızkardeşimin erkek arkadaşının ailesi haftasonu anneme gelecekti.özel bi durum için değil de tanışıp kaynaşmak için. çocuklar evlenmeyi düşünüyor ama hemen değil dolayısı ile biz de resmiyete dökmek için acele etmeyelim dedik ama aileler tanışmak istedi biz de önce bize davet ettik ki zaten ben ve gelinimiz hamile olunca bizim onlara gitmemiz zordu ( annem tek başına gitmeyeceğine göre bizim aile kalabalık yani )

o nedenle annem benim keki yapamamış , hala canım kek istiyor mu? yooo geçti

3 Temmuz 2009 Cuma

bugün benim doğumgünüm

ben ilkokuldayken yaşadığımız o küçük ilçede yaz tatilleri camiye giderdik , sureleri öğrenirdik felan. o yaz tatillerinden birinde "doğum günüm tatile rastladığı için" camide tanıdık tanımadık hangi çocuk varsa toplamışım eve.annem iki tane pasta yapmış , limonata bardaklarından da iki takım çıkarmış. 12 kişilik masaya sığamayacağımız için ikinci bir açılır kapanır masayı kurmuş ... mış-muş diyorum çünkü bu detayları bir fotoğraf karesinden aldım , o kalabalığın sığdığı ama zor sığdığı bir kareden. fakat genel olarak olayı hatırlıyorum . zaten olay yani resmen. bu fotoğraftakilerin çoğunun ismini hatırlamıyorum. fakat o gün ne derece mutlu olduğum ve fotoğraftaki koca gülümsemenin altında yatan o coşkunun tadı hala damağımda. ve partinin sonuna doğru aramıza katılan, o arkadaşlarımdan biri değil ama babamın çok yakın arkadaşı olan cihan teyzeden hediye gelen "miki fareli" etek de aklımda.sonra o eteği giyip pastadan iki dilimini de alıp babaanne ve dedeme gidişim... daha hava aydınlıkken yani bana göre henüz akşam olmamamışken onların akşam yemeği yiyor oluşlarını hatırlıyorum tabii akşam erken yatıp sabah erken namaza kalkan büyüklerim için bu normaldi. babaannem bana mavi renli beyaz pıtır pıtır çiçekleri olan bir kumaş hediye etti , annem ondan bana bir etek diksin diye. dedem de biraz para verdi.allah rahmet eylesin ;ikisine de.

o doğumgünüm çok özeldi ama ben hep böyle kutlamalarla geçirmedim doğumgünlerimi , bazen bir önceki ya da sonraki günden farkı da olmadan yaşadım.

nitekim bugün de öyle.

eşim ; çok ince nazik biridir de özel günler konusunda hiç hiç ama hiç becerikli değildir.
bi kere adam kendi doğumgününü bile bir çırpıda söyleyemez ( ama sor türkiyedeki ekonomik krizlerin değil tarihlerini saatlerini bilir , o gün borsa kaçmış kur neymiş ne olmuş .. ilgi meselesi )
bu nedenle deliye her gün bayram şeklinde aklına gelince hediye alır aklına gelince yemeğe çıkarız ama hiç bir onun aklına gelince anımız benim doğum günüme rastlamaz :)))

onunla birlikte olmaya başladığımdan beri üzüm üzüme baktı ve ben de eskisi gibi kutlama hevesi taşımaz oldum. bir iki yakın arkadaşın telefonu , annem ve kızkardeşim ile görüşürsek onların öpücüğü ve hediyesi ... ha bi de t.cel den bedava 50 mesaj !
kime çekeceksem ?

1 Temmuz 2009 Çarşamba

yaklaşıyor

sen şimdi ne bir sessin
ne de bir gülüş.
Ama hızla büyümektesin
taa içimde bir yerde .

Ben çok şiir yazdım
Sevdiğim adamlara
Sevdiğim şarkılara
Güneşe yıldızlara

Aşık olup yazdım
Ayrılıp yazdım
Kavuşup yazdım
Ama hiç böylesini yazmadım

Hiç bu kadar gerçek olana
bu kadar yakın olana
kendimden bile

sana doğru adımlarım yavaştan hızlıya geçti
artık buluşacağımız o anın heyecanı çoktan sardı beni

hayalden gerçeğe aralanırken o pencere
ışıktan kamaşan gözlerimden inciler dökülse de
açmak istiyorum
bir an önce “Annen” olmak istiyorum

temmuz

o zamanlar yaz mevsimini daha coşkulu karşılar ve yaşardım , e haliyle yaşım daha genç , başımda kavak yelleri ... akşam geç saatlere kadar dışarda olabilme şansına sahiptim , yasemin kokuları hanımeli kokuları içinde parklarda arkadaşlarla sohbetler ...
kocamla tanışmamıştık daha , sevgilim olsun telaşındaydım.
ben en çok o halimi özlüyorum biliyor musunuz .
hani bi şekilde tanıştığım bir erkek olması , ondan hoşlanmaya başlamam sonra da ona kendimi beğendirme telaşlarım , içimdeki kıpırtılar...alelade bir buluşmayı olay haline getirerek hazırlanmalar. ondan gelecek bir işaret için gözünü kulağını dört açıp beklemeler. bu hallerimi özlüyorum işte , saklıyacak değilim.
işte bu hallerimdeydim o temmuzda.
ismi ışık idi
ressam ve fotoğrafçı.
bana bir film tavsiye etmişti
hala seyredemedim
robin williams'ın oynadığı "aşkın gücü" ( what dreams may come )

her ne kadar içimde bazı telaşları yaşasam da ona açık etmemiştim hiçbişeyi çünkü korkmuştum , kaçarsa diye. evet daha fazlasını isterdim ama o fazlaya ulaşma çabası içinde elimdekinden olmaktan korkmuştum. onunla atölyesinde kahve içmek sohbet etmek sonbaharı beklemek ki sararmış yapraklarda yürüyüp fotoğraf çekecektik , ona kart yollamak bana bir resmini göstermesi gibi zevklerimden de vazgeçemediğim için hep böyle kal hep bana yakın ( ister dost ister sevgili ) şarkısına takıldım kaldım

şimdi mi?

daha o zamanlarda bıçakla kesilir gibi kesildi görüşmelerimiz. şimdiye kalmadı yani bişey. belki de ben açık etmedim sanarken ettim ve o da böyle birşeyi istemediğinden açık açık söylemektense uzaklaşmayı tercih etti o gün için. sonuçta köprünün altından akan sular malumunuz.o napıyor bilmiyorum . ben yoluma devam ettim. ve burdayım.fakat her bülent ortaçgilden "o eylül akşamı" nı ya da pink floyd dan "wish u were here" şarkısını dinleyişimde ,onu gülümseyerek hatırlayıp izleyemediğim o filmi düşüneceğim

ayrıca
bir önceki yazıma yorum yazarak beni blog aleminde yalnız bırakmayan arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. belki hamilelik alınganlığı belki de başka bişeydi bilmiyorum ama aklımdan geçeni yazmakta bir sakınca görmedim ve aklımdan da geçti yani yazıp da hiç yorum almamış olmak kimin hoşuna gitmiş de benim gidecek :) haksız mıyım.
bebiş hareketlerini çoğalttı artık her an benimle birlikte olduğunu hissediyorum ona kavuşmaya doğru geri sayım başladığı bu aylarda biraz korksam da mutluyum çok.

26 Haziran 2009 Cuma

bir yorum.

son yazıma gelmiş

ben de gidip gidip bütün bloglara yorum bırakamıyorum vaktim olmuyor ya da yazmış ne güzel üstüne diyecek bişey yok ki şeklinde kalakalıyorum ve yazmıyorum
ama
1 yorum

şevkimi kırıyor
genel olarak kendim için blog yazmaktaysam da
nereye kadar ?

bi yere kadar

neyse
olsun
yeter ki gönüller bir olsun
veee sevenlerime selam olsun



oğluşumla bugün öğlen kırdık ve iskender yedik bi de soda içtik şiştik hareket edemez vaziyette koca bir öğleden sonra geçirdim
kilo alımım hızlandı sanırım tartıya gitmeye korkar oldum.şeker yüklemesi yapıldı bilenler bilir korkunçtur 113 çıktı

ara öğünler yaparak kan şekerini ve bebeğin kan şekerini düzenle dedi dr
deniyorum bunu ama zor

günde üç öğünü bile beceremezken gayet zor

onun dışında hayat sıcak hava nedeni ile kapalı kapılar ve açık klimalar altında geçiyor.
düşündüm de heyecanlandığım pek bişey kalmamış. ne çabuk söndü bu heyecan ışıkları bende?
bi gezmeye gitcek olsak belki zıp zıp zıplardım şimdi ama işte o da yok....


gitmek dışında da heyecan kaynağı gelmiyor aklıma .bebek hariç tabii o biraz farklı bir konu ben benden bahsediyorum. mesela yakışıklı bir adam görüp heyecanlanmak ,bir kıyafet ya da ne biliyim onun gibi bişeyi almak için ;çok merakla beklediğin filmi görmek için heyecanlanmak ,loguma yorum gelecek diye heyecanlanmak.... kalmadı söndü.

15 Haziran 2009 Pazartesi

aylardır beklediğimiz gün nihayet gelmişti ve evet ,bir haftasonu kaçamağı için tam zamanıydı.ben günler öncesinden küçük bir çantaya mayo ve havluları koydum ,buzluğa su şişelerini attım , pazartesi dönüşte işe giyilecekleri hazırladım yani kafamda yola çıkmaya engel bişey bırakmadım.bizim gittiğimiz yer kuş uçmaz kervan geçmez tozlu yollarla varılan bir koy. günübirlik o koyda yüzmeye gidiyor sonra geri dönüp pansiyonda kalıyoruz.dolayısı ile içecek su yiyecek hatta duş suyumuzu bile taşıyoruz ama değiyor.

cumartesi sabah güneşin ilk ışıklarıyla yola çıkacağımız için cuma akşamından hazır olmak gerekli.fakat ben kendimi tutamayıp yemek sonrası ağırlık da çökünce uyumuş kalmışım. eşim de her zamanki gibi kıyamamış ama sabah bunun acısını çıkardı.neyse bi şekilde yola çıkıp nefis deniz manzaramıza kavuştuk ki bir de ne görelim.bizden başkaları da var.aile değiller bekar gelmişler .evet bu durumda ne ben orda denize girerim en eşim beni onların önünde denize sokar.

çıktık oradan yola ama nereye belli değil . kriterimiz sakin olcak bikere,kalabalığa gelemeyiz ama haftasonu kendimize özel plaj bulmak ne mümkün.sonuçta biraz mesafe katederek kafamıza uyan bi yer bulduk. neticede bizim küçük koy gibi balıklarla oynaşa oynaşa tertemiz bir suda yüzemeyecek olsak da duşu şezlongu olan ; boğazın kurusa soğuk bir kola söylesen gelecek bir yer de fena değildi.değildi de biz varana kadar epey yorulmuştuk.biraz yüzdük gerçi ama sonrası bir otel klimalı bir oda ve yatak . sonra akşam yemeği. biraz yürüdük.ben çok yoruldum diye tekrar odaya çıktık. sabah erkenden plajdaydık. sırf denize bakmak bile güzeldi. ara sıra yüzdüm ama çoğunlukla şemsiye altında durdum.öğleden sonra dörtte dönüş yolundaydık.dağları aştık ve evimize ulaştık.

uzak bize deniz ama yapacak bi işimiz yoksa burda kalmak yerine yolculuk da bir keyif diyerek gidiyoruz , kaldı ki ben zaten ayaklarımı uzata uzata gittim diye yorulmadım ama araba kullanan kişi bile bu yolculuğa razı ( eşim )

10 Haziran 2009 Çarşamba

çınarcım "evdesin" demiş ya yorumunda yaram depreşti ;hayır canım çalışıyorum hem de nasıl...
zaten henüz resmi izin sürem bile gelmedi ki gelse dahi çalışabilir raporu alıp 1 ay daha burda sürüneceğim ki bebekle geçireceğimiz süreye bu süreyi ekleyebilelim. tabii sağlığım elverirse.
çok kolay bişey değil sekiz dokuz saat masa başında oturmak bir hamile için hemde 7.aydan sonra o koca göbekle fakat annelik fedakarlıktır ve işte daha bebek doğmadan başlıyor fedakarlıklar. görünüşe göre ağustos ortasında izne çıkacağım. o zamana kadar burdayım.zaten evde bilgisayar yok ve izin süresince de blog tatilde olacak.
en azından biraz naz yapsam iş yüküm biraz hafiflese ama hiç beceremiyorum ben , hala eskisi gibi davranıyorum ,biraz akşamları erken kaçabilirsem ne ala. bankada olmasam önceki işimde olsam hamileliğim daha kolay geçerdi orada revir bile var gidip uzanabilirsin , bahçede kısa yürüyüşler yapabilirsin ve tabii iş yükü buraya göre az olduğundan yer yer kaçamaklar. ancak her işte bir hayır varmış hamilelik geldi beni yeni işimde buldu.şikayetçi değilim hayırlısı ile gelsin de ne zaman geldiği önemli değil. bi ara bebeğimiz normal yollarla olmayacak biz doktorların eline düşeceğiz diye korkmuştum ; ama hiç beklemediğimiz bir anda sürpriz yaptı bize.

8 Haziran 2009 Pazartesi

oldies but diye başlasam

Eskiden sevdiğim şimdi uzaklaştığım pek çok şey var ;mesela basketbol. Nerde maç görsem izler hatta maç görmeye giderdim stadlara ki o zamanlar bayanların pek takıldığı yerler değildi oralar.
Fakat o zamanlar da başarılı olsalar da şimdi zirveye çıkmış olan hidayet ve mehmet bu aralar beni yine maçlara çekmiyor değil ,en azından haberlerde o bölümde sesi açıp acaba hidonun takımı şampiyon olacak mı diye merak edebilir oldum.
Hayat dışarda sıcak hava eşliğinde biraz yavaşlar gibi görünse de hızla akıyor. Ben içerdeyim. Nasıl yani diyeceksiniz ? şöyle ki arabaya bin işe gel klima aç akşam çık arabaya bin eve git haftasonu sıcak diye dışarı çıkma eşin gidip az alışveriş yapsın sen dolunayı bile pencereden seyret.Ben eskiden böyle miydim ? Her güneş batışında havayı koklamadan edemezdim ve her dolunayda aydedeyi koluma takar şarkı söylerdim ; ah gençliğim ah.sug,b,cim de bir şarkı yollamış blogundan nasıl iç geçirmeyim şimdi ben ?
Funda Arar evvelden sevip dinlediğim bir sanatçıdır, hani o " yanar yanar yanmaya yanmış gönül" gibi şarkılarla başlar muhabbetimiz. geçen yıl canlı performansını da izlemiştim bir konserde çok laubali olmadan samimiyet kurabilen ama sesi ve şarkıları ile zaten "samimi olmasa da olur"dedirten bir havası vardı. şimdiki "senden öğrendim" şarkısı da dilimden düşmüyor bugün söyleye söyleye çalıştım işyerinde ( kısık sesle canım öyle bağıra bağıra değil bir odam var çok şükür beni kimse duymaz) , oğluşum da annesinin bülbül (?) sesine hayran kaldı heralde tepinip durdu.
Elif Şafak ise ilk kitaplarını okuyup sonra araya mesafe koyduğum bir yazardı. gidip almadım Aşk romanını da o gelip beni bulunca ; hazır gelmişken okuyuverdim. Ben Konyada yaşadım,hala da oralardan çok uzaklaşmış sayılmam , Mevlana ya bu kadar yakın olmaktan mıdır (fiziksel olarak diyelim ) onun felsefesine hiç merak salmadım ben nedense. Kitabı da derine inmeden bir roman olarak okuyup geçtim. Ama bir yerin altını çizdim ,onda da şöyle diyordu "Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını" beni blogumdan eskiden beri tanıyanlar bilir denemişimdir bu kuralı ben :)))

1 Haziran 2009 Pazartesi

bugün 1 haziran ve yaz geldi
ısınınca genleşen maddelerden biriyim
yaz geldi mi sanki içimde hiç bişey tutmam salıveririm
doğum günüm bir yaz günüdür
düğünüm de bir yaz akşamıydı
tatiller gelir gözümün önüne yaz diyince ;gezmişim görmüşüm işte ne güzel derim
geçen yıl kaş'ta geçirdiğim kısacık günlerin devamı gelsin de başka ne isterim.
yaz mevsiminin meyvelerine bayılırım gelsin karpuz gitsin kiraz hele karadut olmazsa olmaz.
peki ya dondurmaya ne demeli ; hamişlere yasak ama buz gibi bira gibisi de yoktur yaz sıcağında
şöyle bardağın dışı buğulanmış olcak hem de .

hayallerle dolu bir haftasonuydu benimkisi ; banyoda ayaklarımı yıkamanın ötesine geçememişken ya da ne bileyim öğleden sonra bir bardak çay keyfine eyvallah derken kurulan hayallerle dolu..

boş gezenin boş kalfası olabilecek ,sırt üstü yatıp ekmek elden su gölden yaşayacak bir tip değilim , ve zaten mecburum çalışmaya ama mecbur olmasam da kendime iş güç yaratırdım sanıyorum.yaratırdım yaratmasına da yaz günlerinde biraz esnek davranırdım o kesin. bazı seyahat bloglarına bakıp bakıp iç çekiyorum

telefonda napıyorsun dedi bir arkadaşım ve cevabım oldu : duruyorum

durgunum.

hareket istiyorum

ama nasıl ?

28 Mayıs 2009 Perşembe

sarı mı?

Dün akşam yemeğini biraz fazla kaçırmışım çünkü karpuz vardı doyasıya yedim Sonra uzandım ki göbekteki başlasın kıpranmaya.Biz de babasıyla koyduk elimizi göbeğimin üstüne keyif yapıyoruz üçümüz.buraya kadar iyi.sonra babası onunla konuşmaya başladı.sana at aldım araba aldım geyikleri yaptı biraz. Yatağını ne renk alalım diye sordu bi de.saymaya başladı kahverengi beyaz mavi sarı . hop. Sarıda bir tekme.
Yarın gidip sarı bir yatak alcaz ona :)

25 Mayıs 2009 Pazartesi

birkaç gündür bloga bebeğe ait olmayan ne yazabilirim diye düşünüyorum.hep ondan bahseder oldum ya:) sevgili kardeşim sevinç eski yazılarımı özlediğini söylemiş ,eski yazılarda okul günleri arkadaşlıklarından bahsederdin demiş.doğrusu geriye dönüp bakmaz oldum ,hatıralarımın üstünü bir perde örttü sanki.özlemiyorum artık eskiyi. evliliğimin ilk dönemlerinde çok bunalıp eskiyi düşündüğüm özlediğim çok oldu. ama zamanla öyle alıştım ki bu yeni duruma; evli olmaya ve kocama geriye dönüp pek baktığım yok.alıştım dediysem herşey sütliman herşey mükemmel demek değil bu ama pürüzlerin de olabileceğini ;onların aşılabileceğini anladım ya da onlarla birlikte yaşanacağını.geçen gün kızkardeşimin bana yolladığı bir kartı buldum ; yollayıp elime ulaştığında da çok ağlatmıştı beni yeniden elime geçtiğinde de ağlattı. hani bir şiir var ya yastıkta bıraktığın çukur diye..o şiire ithafen demiş ki bana kartında " eski çukurun burada dursa da yeni çukurun oraya oluşacak ve eminim oraya daha çok yakışacak " bilmem artık öylemi değilmi.

kızkardeşim hayatımın çok özel bir yerini kaplar.ama şu günlerde kıpırdayan bebişim ve bana hissettirdiklerine şahit olamayışına çok üzülüyorum , öyle bir an geliyor teyzesi de burda olsaydı diyorum. umarım şartlar uygun olur da doğumumda yanımda olur. şaka gibi ama eşimden çok onu yanımda istiyorum.beni sakinleştirecek beni anlayacak ve bana yol gösterecek kişinin o olduğuna inanıyorum.

annem bir dönemki suskunluğunu bozdu , bebişe almadığını bırakmamış beni de soruyor sık sık. zaten biz gidip duruyoruz yanına eşyaları ordan alıyoruz çünkü böyle olunca da o gelmiyor diye sitem etmeme gerek kalmadı.hem doğumu onun yanında yapmama da karar vermiş kendince bana öyle dedi.

yavru kuş bugün ölçüldü biçildi 718 gr. çıktı ;diğer ölçüleri ile birlikte hepsine dr tamam dedi uygunmuş haftasına ... ben de yaklaşık 3kg aldım sanırım hadi bilemedin 4 olsun emin olamıyorum değişiyor kilom çünkü. ve 24.haftadayız.iyi gibi.böyle gitmeliyiz işallah. 28 hafta civarı şeker yüklemesi yapılacakmış ,başka da bişey bilmiyorum artık.kendi doktorum doğum iznine ayrıldı ; çok izin kullanmıycakmış işler yolunda giderse bir ay gibi bir süre sonra gelecek.
bu arada bir aksilik olmamasını diliyorum.

18 Mayıs 2009 Pazartesi

şimdi bir deniz kıyısında olmak vardı

havalar aniden ısındı ; ondokuz mayıs tatili ile haftasonunu birleştirip bir deniz kıyısına atma isteği duyduk ise de kendimizi mümkün olAmadı. zaten cumartesi günü toplantı vardı haftasonumuz bile bize yar olmadı . ama neyse ki cumartesi toplantı çıkışında güzel bir alışveriş yaptık bebek için . Annem sağolsun bisürü kıyafet almış bebişe hastane çıkışları tulumlar bodyler. yelekler örmüş . ağız bezleri bile var 4-5 tane. biz de ana kucağı battaniye bir emzik ve bir biberon alarak olaya dahil olduk . gerçi yatak kaldı en önemlisi ama onunla ilgili de gezdik gezdik gördük ve hep yaptıracağız diye düşündüğümüzden almaktan vazgeçtik .
kalan vaktimizde de parklarda oturduk bol bol ve benim bahar alerjimi üstüne üstüne giderek azdırdık. kocaman kocaman hapşırıyorum , üstüste defalarca .babası sesleniyor oğluna " korkma yavrum bişey yok deprem felan olmadı " diye , o derece gürültülüyüm anlaşılan hapşırırken.
bir de dişim ağrıdı çok kötüydü ve çürümüş farkında değilim ,ihtimal vermezdim çünkü çürüyeceğine iyi baktığımı zannederdim çünkü. gerçi sebebi yine ben değilim diye düşünmekteyim bu çürüğün. yıllar önce bir trafik kazasında ön dişim kırılmıştı. yerine bir adet protez diş takıldı ama takarken bir yanındaki dişin yarısını da götürdüler ki şimdi çürüyen dişim o. hamile olmadan önce iyi bir diş bakımı yaptırmam gerekirdi tabii , fakat çok da ihtimal vermiyordum bu dönemde hamile kalacağıma ve yaptıramadan bebişle karşılaştık işte. şimdi ne yapacağımı bilemiyorum . belki bir randevu alıp dişçiye gitmeliyim.

11 Mayıs 2009 Pazartesi

bi soru sorsam

önce bir soru sorayım : bebek karyolasının parmaklığı inip -çıkabilen bir model mi olmalı? bebeğ kucaklayıp alırken-yatırırken indirmek suretiyle belimizi zorlamazmışız dediler ama güvenemedim.yardım eder misiniz.

babamız iş için yine 5 gün şehir dışında bir hafta önce de yoktu normalde olsa bişey demezdim ama hamile iken zoruma gitti bu seyahatler ama adamcağızın elinde değil görev icabı gidiyor dahası haziranda da varmış ki ben o zaman koca bir göbekli olcam sanırım annem yanıma gelir yalnız kalamam.
dün değişik bişey oldu ,evde yemek yapcaktım tam pilav için şehriye kavruluyo baktım tüp bitti.bizim evlendiğimizden bu yana 2 ya da 3. tüpümüz bu.öyle çok sık bitmez ama neyse telefon ettik getirdiler. veee bir de kolye hediye ettiler anneler günü için. bak dedim oğluşum bana tüp bahanesi yolu ile taaa oralardan hediye yolladı , nitekim bence tesadüf ötesi bişey çünkü ne ben öyle sık sık yemek yaparım ne de pazarları evde oluruz düne özgü bir haldi bu ,hediye içinmiş diye geçirdim içimden
tv izlemek için kanepede uzanmıştım kumanda da göbeğimdeydi kıpırdanmaya başladı kumanda bebişin hareketleri artık dış dünyadan farkediliyor babası da uzun uzun göbeğime bakmak suretiyle bir kerecik de olsa yakaladı "tekme"sini...
hayat akıyor
az kaldı
bazen korkuyorum ama bazen
genelde anı yaşıyorum
ileriye düşünmeden

8 Mayıs 2009 Cuma

bu aralar bloga rahat erişemiyorum ; umarım geçici bir sorundur . şurda kendimize ait minicik bir alanımız var onu da kaybetmeyelim . sebla ve asortik abla ; meraklanmayın ben iyiyim sadece bloga erişemediğimden yazamadım.
görüşmeyeli durgun ve yorgun olmaya devam ediyorum , yiyemiyorum yani bebeğe yarayacak şeyleri yemediğimi düşünüyorum , ama napıyım midem iyi değil.hazırlıklara gelince hallolur heralde , takmıyorum artık daha bi rahatım bu konuda çünkü aslında onları takmaya takatim kalmıyor ki. vitaminler de laf.içsem de aynı içmesem de.
hayatımda başka bişey yok.eskiden olsa bu vakitler ufaktan tatil planı yapardık bu yıl iznim yok doğuma kadar.
farkındaysanız bebiş bebiş diyorum bir ismi yok henüz. iş kendi çocuğuna gelince ne zormuş.hiç bi ismi beğenemiyorum .

1 mayısta çalışmıyor oluşumu fırsat bilip geçen haftasonu 3günlüğüne ankaraya gittik , çabuk yorulduğum için çarşıya fazla çıkamadım çünkü arkadaşlarımı görmem daha öncelikliydi bu üç günde.Ve görüştük .arkadaşlarımı zaten çok severim ve görüşmek isterim de görüşmek bu sefer daha bi önemliydi çünkü biri sekiz aylık kız annesi ,diğeri ikibuçuk yaşında erkek üçüncüsü ise beni takip ediyor bir iki ay geriden ; hamile ... yani malum konularda konuşabildik ki çok faydalı oldu diyebilirim , çünkü korkumu biraz yendim.çok iyi tanıdığım bildiğim iki arkadaşımın benimle aynı yolu yürümüş ve kayda değer yol kat etmiş olmaları bana da cesaret verdi.üçüncüsü ise bu konuda cesareti benden aldı diyebilirim.

ayrıca eşim de gitti benimle evlerine ve eşleri ile tanıştı.sonuçta beyler hanımlarına yardım ediyorsa evin düzeni ile beraber herkesin hayatının nasıl kolaylaştığına da şahit oldu.bir arkadaşımın evi düzenliydi ,diğerinin ki o kadar değil,üçüncüsü karmakarışık. sebebi de basit.baba faktörü. eşim yardım edecekmiş gibi görünüyor ama iş başa düşünce anlayacağız esas.biz buralarda fazla ev gezmesine gitmiyoruz. zaten gidip gelecek kimsemiz de yok.

güzel bahar havaları, eskiden olsa ben şiir yazardım .eskiden....

24 Nisan 2009 Cuma

Periyodik olarak belli günlerde enerjik oluyor belli günlerde de böyle sıfırın altında geziyorum.. Kulaklarım bile ağrıyor sizin hiç kulak kepçeniz ağrıdı mı ? Fena bişey.
Halsizlikten zaten uyumak üzereyim ve bu durumdan nasıl kurtulacağımı da bilmiyorum. Dün tatildi ya evde dinlendim güya. Ne gezer... Bizim evde ikinci bir banyo var , ebeveyn banyosu.Şu ana kadar kendisi kiler vazifesi görüyordu malum henüz biz ebeveyn değildik. Ama dün itibariyle aslına geri döndü ve banyo olarak hizmete açıldı :)Ama orayı boşaltmak tam bir macera oldu.Mevsim dışı ayakkabılardan tut seyahat çantalarına kadar, gerekli şeyler yanında arada elime geçen her türlü ambalaj malzemesini de poşet ,karton ,hediye kağıdı demeden buraya koymuşum.Bu gereksiz şeyleri toplayıp ayıklayıp atılacakları attık bazılarını da geri dönüşüm kutularına götürdük. Akıllanmışımdır ve bir daha biriktirmem umarım.

Nerden bulduysa güzel ambalajında miki fareli bir uçurtma ile plastik bir top bulmuştu eşim bir zamanlar ve meğer bu ikisi de o kilerdey-miş.Unutmuşuz biz varlıklarını. Görünce ikimizin de gözleri parladı. Bu oğlumuzun ilk oyuncakları dedik ve evde ikisini de şanlarına yakışır biçimde vakit gelene kadar ağırlayacak bir başköşeyi aramaya koyulduk. Her şeye yer buldum ama bu ikisini yerleştirmek öyle zor oldu ki anlatamam ; galiba delirdik biz dedim içimden.

Yarın haftasonu ve şehir dışında olacağız .Diğer hafta sonu da eğer 1 mayıs tatil olursa yine buralarda olmayacağız.Eşim Pazar günü iş için Ankaraya gidecek ve tatil olursa ben de Perşembe akşamı gideceğim yanına ; kızkardeşimle ve Ankaradaki arkadaşlarımla görüşeceğim. Tatil olursa diyorum çünkü bu resmi tatil nasıl bir kavram olacak ve içine bizi de ( bankaları da ) alacak mı bilmiyorum. Keşke

Yazının sonuna geldim
Uykum geçmedi

20 Nisan 2009 Pazartesi

Göz açıp kapayana kadar yarıya geldik sayılır. Peki ne yaptın derseniz hiçbir şey.Bir tek çorabı bile yok kuzunun.Nedense içimde alışveriş arzusu yok.bu arzu neyle nasıl doğar bilmiyorum. Yumurta kapıya dayanınca belki.

Dün öğleden sonra bir kahve içimlik süre kadar bir parkta oturduk.Hava güzeldi ya ondan fırsat bildik çıktık. Orada da bir arkadaşla karşılaştık.İkiz bebekleri var 1 yaşında ; Defne ve Deniz. Defne çok güzel ,yeşil gözlü beyaz tenli bir kız .Erkek kardeşi Deniz ise hani böyle esmer siyah gözlü zayıfca bir oğlan.Biz Denizi kucağımıza bir aldık hiç bırakasımız gelmedi. Ne bileyim sanırım erkek bebişler ilgimi daha çok çekiyor. O anda bana bir huzur geldi. Sabahleyin evi toparlayıp süpürüp silelim dedim ; biz ne zaman eşimle birlikte iş yapacak olsak tartışırız zaten ve yine tartıştık.Ben de bu tartışma yüzünden yola çıkıp biz çocuk olunca ortak hareket etmeyi nasıl başaracağız sürekli kavga gürültü mü olacak bu evde diye çok endişelenmiş ve çok ağlamıştım. İşte Denizi kucağımıza aldığımız o ana kadar da ne kadar eşim beni sakinleştirdi ise de ve alıp böyle açık havaya felan çıkardıysa da için için ağlıyordum.Ama o anda acaip bişey oldu ve herşey geçti. Sanki Deniz’i Allah çıkardı karşıma ya da bebeğim benim üzülmeme dayanamadı ve Denizle telepatik iletişim kurarak onun bakışları aracılığı ile bana bir mesaj gönderdi.bilemiycem.

Ama dün sabah olanları yaşamış olmak bana çok ağır geldi.O kadar kötüyüm ki tesiri ne zaman geçer bilmiyorum.Ev işlerinden nefret ediyorum.Yardımcı çağırmayı öneriyorlar.Benim sorunum öyle elinde süpürge bez ortalığı silip süpürmekte değil ki.Yardımcının yapamayacağı şeylerde zaten sorun.

Ben oldum olası bir “er” mentalitesine sahibim.Çavuş veya onbaşı değilim. Mesela evde yatak yorganların , kıyafetlerin ,tabak çanakların, kağıt küreklerin derli toplu ve olması gerektiği yerde olmasını sağlayamıyorum ,yerleşemiyorum. Yoksa ortalık süpürüp silmek ,cam silmek ,halı silmek kapı silmek sorun değil. Fiziken yorucu belki ama akılla ilgili kapasite gerekmiyor.Bir iş bile sayılmazlar benim nazarımda.Çünkü bana göre İş ; organizasyonu yapmak, karar vermek, komuta etmekte. Ki benim yapamadığım da bu.

Yemek yapmak gibi. Al kızım pırasaları hadi pişir diyen olcak ben her akşam yemek yaparım. Ama ne yemek yapcam malzemesini nasıl ;ne zaman alcam gibi sorular yüzünden kahvaltıya talim...
Ufff ; çok kafam karışık çok.

13 Nisan 2009 Pazartesi

haftasonu topladığım enerjiyle işte karşınızdayım

veee belki duyanlar oldu ama duymayanlar için bebeğimizin cinsiyetini açıklıyoruuuummm : erkek-miş.
doktorumuz çok kesin konuştu ama artık bilemiycem ilerde bir gün durup birden bire aa bu kızmış dermi :)neyse canım farketmez zaten ilk bebeğimiz bu;hem ikinci olsa ne değişir ki bu aşamada sağlıklı bir evlat sahibi olmak dışında neyin önemi var değilmi ?
haftasonu annemlerdeydik ,erkek kardeşimler ve biz birarada kalabalık sofralar bol bol mağaza gezmeler şeklinde dolu dolu geçirdik iki günü.bebek mobilyaları hakkında geniş bir bilgi dağarcığımız oluştu.şekiller resimler ile şimdi gidip ; yakın zamanda evimize vestiyer doalp yaptırdığımız mobilyacı ile konuşacağız. bu alternatiflere yakın bir bebek odası için ondan da fiyat alıp karar vereceğiz. gerçi ilk aylarında odasında değil benimle yaşayacakmış ve bir de küçük beşik lazımmış ama fırsat varken bütün araştırmaları yapacağım sonra bebekle zor olur.

6 Nisan 2009 Pazartesi

cumartesi sabah uyandıktan kısa bir süre sonra gece gördüğüm rüyayı ve sayesinde yaşadığımı hatırladım ... ben rüyamda türk.sel in reklam tavuğu var ya onu ve sonra da yumurtasını gördüm. normal bir yumurta gibi kabuğunu kırdım içinden sim.kart alacaktım galiba.ama o yumurtanın görüntüsü hiç hoş değildi ve midem bulandı. ve uyurken dahi olsa sesli sesli tepki vermişim ( ayıptır söylemesi öğghhhh felan gibi ) eşim bu sese uyanmış ve bakmış ben uyuyorum ; rüya gördüğümü tabii ki anlamamış ve heralde midesi uyurken bile rahat vermiyor yazık ona diye düşünmüş.sabah anlatınca güldük bayağı.
vestiyer ve dolaplar takıldı ; takılması esnasında ev çok kirlendi ,kendileri de zaten talaş tozu içindeydiler ; eşimle yardımlaşıp temizledik ama yerleştiremedik ;zaten dolapların bazı yerlerinde eksikler var onlar da gelip takılınca yerleştirmek daha mantıklı diye bıraktık.
cuma günü dr.a gittim üçlü test için ölçüm yaptı ; kan verdim.tahliller haftaya çıkacak. bu arada dr. cinsiyetini gördüğünü ve çok net olduğunu söyledi.ama ben öğrenmek istemediğimi söyledim . hem yanımızda babamız yoktu hem de acele etmek istemiyorum. belki haftaya söyletiriz ; ben hiç heyecanlı ve meraklı olmasam da baba heyecanlı ve öğrenmek istiyor gibi.bu sakinliğime dr. da dahil anlattığım herkes şaşırdı.
zaman su gibi geçerken ; ileriki günleri düşünmeyip dertlenmemeye çalışıyorum. nasıl olsa vakit gelip çatınca yeterince içiçe olacağım sorunları daha şimdiden yaşamaya başlamak istemiyorum . iki kişilik hayatımızın tadını çıkarmaya çalışıyorum çünkü bebekle birlikte hayatımıza hem o hem de onun bakımı nedeniyle yeni birileri daha dahil olacak ve belki bir daha hiç iki kişi olmayacağız. onu özleyeceğim hissine kapıldıkça vaktimi eşimle geçirmeye daha özen gösterir oldum ( uyumadığım zamanları desek daha doğru olur çünkü hal iyi bir uyuma potansiyelim var )
ben hala hamilelik öncesi kıyafetlerimleyim.bu kilo bile çok zaten bi insana aman nolur fazla kilo almayım . iştahım düzelir gibi oldu gerçi artık kontrol etmem zorlaşıyor gibi neyse ki yaz geliyor ve domates salatalık biber üçlüme kavuşacağım.

25 Mart 2009 Çarşamba

Bugün hiç çalışmadım desem yeridir ; bu ay 31 çekiyor ama zaten bir gün fazla çalışmış olacaktık onu da bugüne mahsup ettim diyelim olmaz mı ?
Haftasonu eşim mobilyacılar sanayine gidip vestiyerle banyo ve balkona birer dolap yaptırmak üzere araştırmalarda bulunurken ben önce kitabımı (empati) bitirdim sonra da evde süpürge artı vileda yardımı ile toz aldım. Karnım daha büyümemişken bari bu işleri yapmalıyım değil mi. İlerleyen aylarda yardıma ihtiyacım olcak heralde.Neyse babamız anlaştı bir ustayla onbeşgün bilemedin bir aya kadar dolaplanmış olacağız. Bu küçük misafir için ilk hazırlıklar ; onun odasını işgal altından kurtarmak için bu dolaplara ihtiyacımız vardı.
Akşam ise bir etkinliğe katıldık ; Kafkas Dansları gösterisine giderek. Doğrusu organizasyon kötüydü ama tabii ki danslar müzikler süperdi. Eşim Çerkez ama eminim bu gösteri daha çok benim hoşuma gitti.
Ertesi günü hiçbişey yapmayarak geçirdiysem de Pazartesi belim ağrıyarak kalktım, bu sabaha kadar da kıpırdayamaz haldeydim. İlaç da almadım nolur nolmaz diye.Neyse ki bu sabah kendimi iyi hissettiğimi anladım yüzüm gülmeye başladı. Yarım saat kadar evde salonda oturup kahve içtim müzik dinledim ve keyif yaptım.Radyoda Anjelika Akbar dinletisi vardı bu kadın müthiş bir yetenekmiş yahu.Sonrasında kalkıp işe gelmek çok zor oldu diye mi bilmem hiç konsantre olamadım ve çalışmadım işte . . .
İkinci trimestere girdim ama hala rahata eremedim ; yoksa beni kandırdılar mı üç aydan sonra geçecek diye. Eski günleri nasıl özlüyorum anlatamam .
Hele insan kokularından hiç söz etmeyeyim . Hoş bir parfüm bile olsa bir insanın taşıdığı koku şayet kişi bana yakın duruyorsa midemi bulandırıyor. Kendim nasıl kokuyorum bilemiycem ama etrafımdakiler kusuruma bakmasın artık yüzlerine bişey demesem de yüzüm buruşuyordur belki ve de içimden durmadan arkalarından konuşuyorum .
Bu bahsettiğim konular dışında bir anne adayı olduğuma dair hiçbir iz yok bende. Kilo aynı ; ruh hali aynı . Bir gün bakıcam kucağımda çocuk işte o anda şok olacağım sanırım ; o derece hazırlıksızım duygusal ve düşünsel bağlamda. Hatta sık sık kendimi yaz tatili hayalleri içinde buluyorum minimum 5 -6 aylık bir gebe nasıl tatil yapacaksa . yüzebilir mi ? batmaz mı suda ?

Ama ben uzun zamandır ilk kez cumartesilerimin tatil olduğu bir işteyim ve bu işe başlama sebebimi deniz kenarına iki günlük haftasonu kaçamakları yapma imkanı olarak adlandırabilecek durumdayım ; dolayısı ile suda batacak kadar karnım büyüse de haftasonlarının en azından bir kaçında kaçmak hayalimi sürdüreceğimdir.

19 Mart 2009 Perşembe

aşerme diye bişey varsa bana olmuyor ,tam tersi şöyle yiycekleri düşünüyorum canım bişey çekse yesem ve enerjimi toplasam diye nafile.. okuyup da beni zaafiyet geçirecek biri sanmayın kiloluyum ama benim kilomun kaynağı yeme içme değil muhtemelen genetik . hamilelikten önce de böyle çok iştahlı değildim ama bu son durumda hiç bişey yiyesim gelmiyor . ama bu sabah canım şalgam suyu çekti. bi akşam çiğköfteyle şalgam suyu içmiştik ; bi keresinde de adanalı bir arkadaşım ikram etmişti ömrümde iki defa içtiğim şeyi nasıl oldu da canım çekti bilemiycem . neyse öğlene kadar durdum sonra bi köftecide köftein yanında söyledim ama içemedim ; berbattı tadı :( benim canım bunu çekmemişti ki. annem mersine gitti ya dönüşte getir bana biraz dedim . bakalım onun getireceği şey canımın çektiği şey olacak mı ?

yeniden cumaya kavuştuğumuz bu günlerde haftasonu ılık ve güneşli bir hava olsa diye dua edersem yine kar yağarmı ya da fırtına mı çıkar acaba ? hep öyle oluyo da. neyse yaw yağarsa da oturur kitap okurum. Adam Fawer tarafından malum Olasılıksız kitabını müteakip yayınlanmış olan Empati kitabını okumaktayım ; beğendim. Diğer kitabını kızkardeşim okuyor bitirince değiştireceğiz.

soyutlanmış soğutulmuş gibiyiz ; kıştanmıdır nedir. ne insan görüyoruz ne mekan . yani eşim de ben de iş-ev rutinine öyle uyduk ki bi dürtenimiz de yok. newşehire felan gidelim dedik ama burası o kadar rüzgarlı ki orası da öyleyse gezemeyiz ki deyip vazgeçtik. arkadaşlar-arkadaşlıklar soğuyalı yıllar oluyor ; hayranım eşleri ile arkadaşlarına oturmaya gidenlere , biz bunu hiç yapamadık .

küçük şehirlerde daha sıcak olur derler insan ilişkileri bence insan sıcakkanlıysa heryerde çevresini kurar ; benim gibiyse işte de böyle kalır . hele bir de evlendiği adam benim kocam gibiyse katmerli soğuk nevale olunur.

17 Mart 2009 Salı

13.haftayı da bitiriyoruz bebişle.annesi kendine kıyafet almak için haftasonu epey dolaştı ama bütün hamileler de bütün diğer hanımlar gibi 38 beden olmak zorunda olduğu için hiç bişeye sığamadı :))) şimdi bile zor sığdıklarımı alıp bir kaç hafta sonra kullanamaz hale gelmektense hiç almamayı tercih edip bir tane uzun tunik ile geri döndüm.
tek sorunumuz bu olsun amaaannn boşver.

dün yine doktordaydık bizimki öne gelip uygun pozisyon vermemeye devam ediyor hala bir ense ölçümü yapabilmiş değil doktorumuz. bu arada doktorumuz ikinci bebeğine hamile ;ilk çocuğu ise benim eşimle adaş. ismin yaygın olmayışı nedeniyle bu ortak yön bizi bir daha yakınlaştırdı ; kıkır kıkır güle oynaya muayene oluyorum diye bu öğle arası yine bekliyor bizi ; bebiş inatçıysa biz daha inatçıyız oley!

yemeklerden haz etmeyişim devam ediyor, bu gidişle enerji kıtlığı yaşayacağım. işler de yoruyor haliyle . dün akşam sekizden sonra saate bakmayı bıraktım ki kaçta çıktık bilmiyorum. gidip yattım. babamız çok üzülüyor , gelip konuşacak nerdeyse müdürle ama zor tutuyorum. bir yandan da haklı.işyerinden pozitif ayrımcılık beklemiyorum hamile olduğum için ama zaten hamile olmayıp erken çıkan ve sebepsiz ayrımcılık hakkına sahip olan birileri varsa benim sebepli ayrımcılık talebim gayet normal di mi.

12 Mart 2009 Perşembe

daha rahatım ... ama kafa olarak . belki de midemde olup bitenler yüzünden ki bunları tarif edemiyorum bile ; bedenim öyle rahatsız ki kafamdakilerle uğraşamıyorum bile. yani önce can sonra canan - mış .
annem gitti. ama nereye ? güneye ;yengemi ziyarete gitti. şimdi oraların tam zamanıdır dedi. ılık güneşli havalar umarak ; sabah yolcu ettik. keşke biz de öyle ılık güneşli bir havada en azından şöyle bir bahçede oturup çay içsek bu haftasonu olur mu acaba ? akşam akşam iyi göremedim ama sanırım badem ağacı çiçekleri açıyor . bahar böyle haberciler gönderdikçe benim içerde durasım gelmez olur hep zaten.
pantalon ve hırka içine tişört giyerek eski kıyafetlerimle hayata devam ediyorum ama sanırım iç çamaşırıma sığamaz oldum çünkü sabah giydiğimde o derece rahatsız etmese de eve gidene kadar şişiyorum ve akşam olsa da eve gidip şunu çıkarsam diye bekler oluyorum . bu yüzden işe mecburen gelmek dışında boş vakitlerimi mümkünse evde rahat kıyafetlerle geçirmek istiyorum bi yere gidesim gelmiyor , ya da birisini eve davet etmek istemiyorum.bu gruba eşimin annesi de dahil ; aramızdaki mesafe benim onun yanında pijamalarımı giyip uzanmama engel. annemin yanında öyle değil tabii ; rahatım . annem bize gelince kayınvalidemi çağırırdık eskiden ama bu sefer çağırmadık fakat haberi oldu ve galiba kırıldı. gerçi bi akşam gidip evinde ziyaret ettik ama bakalım affetti mi.

9 Mart 2009 Pazartesi

yardım edin banaaaa.....

çorba oldu kafam arkadaşlar ; annelerden yardım istiyorum.

gebelik testinden sonra bi kan tahlili yaptırdım o kadar. orda da biraz demir eksikliği çıktı ama benim eskiye göre bu eksiklik solda sıfır kaldığından gayet mutlu hissettim kendimi.sonra da başka hiç tahlil yaptırmadım.ilk doktorum çok sayıda tahlil isteyip bir de demir hapı vitamin bulantı vs için hapları dayayınca ondan ayrılmış başka doktora gitmiştim ve bu ikincisi için tam benim kafadan demiştim ;tecrübeli bilgili diye karar vermiştim.
cumartesi günü 12.haftamız bittiği gün olup yine kontrole gittik. ultrasonla bebişe baktık ;hatta kahvaltı etmedin mi sen , bu niye uyuyor dedi ve uyandırdı karnımda ultrason aletini gezdire gezdire. bebeğin hareketlerini de izledi. sonra bana kilo alma diye uyarıda bulundu.
sonra gelecek ayki kontrole kadar eşinle beraber üçlü test yaptırıp yaptırmayacağınızı konuşun karar verin öyle gelin dedi.bu arada üçlü test nedir ne için yapılır anlattı.

öncelikle ikili test yapmaması garibime gitti. sonra üçlü testi tamamen bize bıraktı. sonra kilo alma dedi bana ama kan değerlerimi bilmiyo ; vitamin demir hiç sormuyo ... ne yapıyo bu adam?

annem geldi , o da diyo ki eskiden nerde öyle aylık ultrasonlar filan. bu doğal bir olay akışına bırak çok kafana takma diyo. eğer sorun olsaydı doktorun müdahale ederdi diyor.

5 Mart 2009 Perşembe

yorgun halsiz isteksiz devamlı uyumaya hazır yeme içmeden haz etmeyen ağzında tad kalmamış

desem

kimi tarif etmiş olurum?

23 Şubat 2009 Pazartesi

kadar sevdim ki resmini işte bugün konuştu benle...
yorulmuştum çalışmaktan karda uzun yürüdüm senle


belki biliyorsunuzdur yeni türkünün bu şarkısını ; çok çalışıp yoruldum ve bir mola verip şimdi tam da içimden bebeğime seslenirken aklıma geldi bu şarkı ; hani onun şarkıdakinin de aksine daha resmini bile görmediğimi ama onu sevip onunla konuştuğumu ; onun da benimle ... farkettim de

bana “annecim sakin ol , sıkma dişlerini “ diyor sanki. Onun sesini duyunca bırakıveriyorum elimdeki o sıkı sıkı tutmaya çalıştığım ipleri , zaten ben ipleri tutup çekmeye çalıştıkca ucundaki benden iyice kaçıyormuş : bak bırakınca daha iyiymiş.

haftasonu tembellik yaptım , dinlenmiş olmalıyım ;ama benim pilim buraya kadar dayandı . çok uykum geliyor biliyor musunuz . kalsiyum kaynağı diye süte yoğurta ayrana dayandıkça beslenmem mevcut uyuma potansiyelimi aştım gibime geliyor. Eski hali bile içler acısıydı , şu andakini düşünmek bile istemiyorum.

Hayatla çok az bağım vardı zaten onlar da kopmuş gibi. TV radyo gazete internet film sinema müzik dergi .... hiç ama hiçbiri yok. Kızkardeşim kitap toplayıp geliyo bazen onları okuyorum kendim almayalı yıl oldu . Ayşe Kulin okudum bikaç tane , bi de Amat ; Bir de afgan yazar Khaled Hosseini’nin iki kitabını okudum beğendim tavsiye ederim gerçekten. Issız Adam ı seyretmiştim ; gerçekten ağladım gerçekten etkilendim ; Cemal Hünal tip olarak eski bir defteri açtırdı bana ve de sonuç tam da buydu zaten. Ayrıca o tam mevsiminde İstanbul , beyoğlu ; yemek ;şarap, hoş mekanlar eşliğinde SÜPER müziklerle film tam benlikti. Bir de Devrim Arabaları ‘nı seyretmiştim . oldukça etkilendim o filmde de. Ama sonunu bildiğim için etki yarılanmıştı.

Şimdi bunlar iyi günlerim ;biliyorum . Arkadaşlarım var bana bunu sürekli tekrarlayan. Kıymetini bil diyorlar , gez dolaş eğlen diyorlar.Ama zaten depolanmıyor . O anda canı çekiyor insanın. Neyse zaten ben 33üme kadar gezdim gezeceğimi artık dizimi kırıp büyüteyim kuzumu

20 Şubat 2009 Cuma

bir: dil sınavını geçtim ; hem de 2.derece .

iki: bebeğe ezginin günlüğünden zerdaliler dinletiyorum kış günü iyi gider di mi

üç : annem bu hassas dönemimde beni unuttu resmen .biraz da gelinden kıskanıyorum onu . bazı sebeplerle erkek kardeşim ve eşi annemin evinde kalıyorlar nereye kadar gidecek bu bilmiyorum ayrıca gelin işten çıkarıldığı için evde bütün gün annemle ikisi ne yapıyorlarsa artık annem arayıp sormaz oldu beni .hatırlatırım gelin de hamile. ona pişirip pişirip yediriyordur. ben hem işe gidip geliyorum hem de evde bir tas çorba yok. gel iki gün kal bana bi destek ol ; değil mi .ama nerdeee. bi de çağırınca bana " misafir telaşın olmasın sen dinlen " diyor .... misafir ne demek ?

16 Şubat 2009 Pazartesi

şiirlerimi okuyanlar olmuştur belki bir dönem blogumda kendi yazdığım şiirleri paylaşıyordum . benim şiir yazdığım zamanlarda onları ilk okuma şerefine sahip bir arkadaşım vardı ; istanbula gittiğimde onunla görüştük. bana neden artık şiir yazmadığımı sordu.
nedenini bilmiyorum dedim ama evet , yazma dürtülerimden kurtuldum sanırım. "kurtulmak" iyi bişey gibi, evet iyi bişey .ben kendimi iyi hissettiğimde yazmazdım çünkü. kendimi kötü hissetmem gerekliydi yazmak için ve şiir yazmayışımdan anlıyoruz ki iyi hisler içindeyim. ama edebiyat dünyası beni kaybetti bu yüzden ,tühhh... :)))) onların da çok umrundaydım ya.
bebeğim için bişeyler yazmaya çalıştım ama olmadı. henüz bir meraktan öte de gidemedim zaten. kendimi merak ediyorum ; çünkü her halimi tahayyül edebilirken ben anne halimi edemiyorum.

11 Şubat 2009 Çarşamba

insan oğlu kuş misali ;dün istiklalde ağa lokantasında akşam çorbamı içtim ama evimde kendi yatağımda uyudum . ne kadar uzak bir mesafe oysa . bu lokantayı bir arkadaşım tavsiye etmişti , beğendim herşeyiyle , tavsiye ederim . yorgunluğu bir yana kuzucuk beni rahatsız etmedi yolda umarım ben de onu bu yolculuklarla rahatsız etmemişimdir ama aslında herşey onun için , maaşımıza ekstra para katarsak ona ciciler alırız değil mi
(bankanın dil sınavı idi gidiş sebebi ,kazanırsak ücret artışı var )

babamızla aramız soğudu , duygusal manada değil o konuda gayet yakınız ama hamile kalmadan önce yapışık ikiz gibi sarmaş dolaş iken şimdi hiç sarılıp koklaşasım gelmiyor afakanlar basıyor. zaten sık sık daralıyorum . böyle kalbim hızlı atıyor gibi oluyorum. gün içinde böyle kendimi tarlaya bayıra atasım geliyor odadan çıkıp , o dereceye geliyorum bazen. neyse konuşup anlattım babaya bu uzaklık hissimin kaynağını. umarım anlamıştır.

bi de istiklalde yürürken malatya pazarı diye biyere girip dut kurusu ve üzüm pestili aldım . azcık bişey .ama kendimi mutlu etti bu hediye. burada hiç görmemiştim. ama bu tatları biliyordum bi yerlerden( önceki hayatımda malatyalımıydım ? )görünce atladım resmen.

5 Şubat 2009 Perşembe

yeni (aslında eski ) doktorumuza gidebildik ; en son mayıs ayında bizi yumurtlama hapları ve çatlatma iğnesi ile gönderdiğinden beri uğramamıştık şimdi bebeğimizle beraber gidip doktorumuz olmasını istedik , çok iyi geldi bana bu doktor ,çünkü ne kan testi istedi ne hap yazdı :) konuştukları da içime iyi geldi. mesela bebeğimizin özel bir tarihte doğabileceğini ( 09.09.09 veya 20.09.2009 ) söyleyip güldürdü bizi ...

sonra bizim 11 mm lik fasulyenin " bu kalbi bakın atıyor " diyerek artık içimde bir canlı olduğunu da hissettirdi .

sakinleştirdi beni ; ve sakinlik bana çok iyi geldi.

hımmmm; böyle keşke ben hep hamile olsaydım dedim.

onun dışında bizi sabah uçağı ile istanbula gidiş ve o akşam uçağı ile dönüş gibi saçma bir maraton bekliyor. hem de hafta içi ... hafta sonu olsa bi dinlenir bi gezerdik ama ı ıh. neyse gezmeyi seviyorum ve bu gidiş gelişi de "gezme" kategorisine zorla koyarak içimdeki gülücükleri küstürmemeye kararlıyım.

havaalanı alışveriş merkezi gibi kapı girişleri xrayli olan yerlerde ne yapmam gerek ?

2 Şubat 2009 Pazartesi

ben son post 'dan beridir yeniden kontrole gidemedim ; ayrıca hap felan da içmiyorum gıcık olurum ben hap içmeye . kan tahlili yaptıracağız bi bakalım duruma göre doktoru da değiştircem zaten ne o bakmadan hapları dayadı .yarın akşam bi başka doktora gitcea aslında taa mayıs ayında biz bu doktora giderek bebeğimizin ilk tohumlarını onun yardımıyla atmışız çünkü kullanılan yumurtlama hormonları bir dönem ki altı yedi ay gibi bir dönem hala etki ediyormuş. iki haftasonudur ankaradaydım yoruldum bittim bu bikaç gün içinde de bi istanbul olayı var iş için bunlar hep
bugün müdürüme söyledim çok güzel tepki verdi sağolsun moralimiz yerine geldi .
yeğenimin kalp atışları duyulmuş sanırım bizden bir hafta büyük olacak biz henüz duyamadık .

23 Ocak 2009 Cuma

dün resmi çekildi miniğin ; gerçi boş bi kesecik ama resim işte .
doktorumla ilk tanışmamızdı pek bişey anlamadım hızlı geçti oysa ben daha çok konuşup soracaktım sanki?
bana folikasit,demir hapı,progestan ve bulantı için bi hap verdi.kasık ağrımdan dolayı duvarı güçlendirmek için progestan sanırım . bu kadar ilaç içmeye karşıyım ben ,kendi kendime doğal yollarla besinlerimi alamaz mıyım ?daha 1 hafta bile olmadı gerçi öğreneli ama programa başladım kendi çapımda. sabahları süt ve ceviz .öğleyin az çorba ve sebze . akşam salata meyve şeklinde bişeyler yedim.
bilenler bilmeyenlere anlatsın derler ; annelerden yardım istiyorum

21 Ocak 2009 Çarşamba

hiçbişey hissetmiyorum ; çok erken mi acaba bişey hissetmek için ? yani ben henüz sadece kan tahlili ile sonucu öğrendim ve ultrasona daha girmedim bu yüzden şüpheleniyorum hissetmeyince tahlil yanılmışmıdır? cuma gitcem doktora ... resmini çekcek fasulyenin heralde , bana kalsa 9 ay hiç gitmem doktora ama galiba gerekli ? midir ?

20 Ocak 2009 Salı

bugün o'nunla 3.günümüz ... babası "bebeğim senin annen çok tatlı birisi" dedi dün akşam bize ; o da mutlu yaniii :))) haberi ilk aldığında hissizdi ama artık tepki vermeye başladı. çok komik bi de kimseye söylemiyo . ben de pek az kişiye söyledim ; işyerinde kimse bilmiyor oysa sağ kasığımda ara ara cız cız batmalar var ve elimi orda tutma ihtiyacı duyuyorum bu anlarda sanırım açycı bayan kavradı durumu rahatsızmısın dedi :) değilim... hiç rahatsız değilim. anne olmaya hazırlanmak rahatsızlık verir mi hiç

19 Ocak 2009 Pazartesi

sessiz balık

günlerden 17 ocak 2009 ; daha bir kaç gün önce "hala" olacağımı öğrendiğimde başka yarım kalmış bir cümle gibiydi herşey . ama o gün , 17 ocak günü cümle tamamlandı ; bana bu haberi veren erkek kardeşim "dayı" olacağını öğrendi...
karışık mı oldu,
açayım biraz :
bebek bekliyoruz
hem ben
hem de erkek kardeşimin hanımı
birkaç gün arayla öğrendik
hepsi bu işte

ne hissediyorum ???

geçen mayıs ayında bir dizi ilaç kullanmış ve bebeği bekler olmuştum ancak teşrif etmediği için de sanırım bana biraz daha izin verdi annem yeni işine alışsın ; düzenini kursun sıra bana öyle gelsin dedi diye düşünmüştüm.eşimle yeniden doktora gideceğimizi ; onun da artık muayene olması gerektiğini konuşmuş ve bu doktora gidiş meselesini de en erken yine mayısta yaparız diye düşünmüştük.kısacası beklemiyordum bu haberi; acaip sürpriz oldu .

şu anda sadece bir kan tahlili sonucundan iabret olan bu minik için içimde çok şey biriktirdim
fakat dökülmesi zaman alabilir
dile geldikçe buradayım diye umuyorum

sevgiler...