26 Haziran 2009 Cuma

bir yorum.

son yazıma gelmiş

ben de gidip gidip bütün bloglara yorum bırakamıyorum vaktim olmuyor ya da yazmış ne güzel üstüne diyecek bişey yok ki şeklinde kalakalıyorum ve yazmıyorum
ama
1 yorum

şevkimi kırıyor
genel olarak kendim için blog yazmaktaysam da
nereye kadar ?

bi yere kadar

neyse
olsun
yeter ki gönüller bir olsun
veee sevenlerime selam olsun



oğluşumla bugün öğlen kırdık ve iskender yedik bi de soda içtik şiştik hareket edemez vaziyette koca bir öğleden sonra geçirdim
kilo alımım hızlandı sanırım tartıya gitmeye korkar oldum.şeker yüklemesi yapıldı bilenler bilir korkunçtur 113 çıktı

ara öğünler yaparak kan şekerini ve bebeğin kan şekerini düzenle dedi dr
deniyorum bunu ama zor

günde üç öğünü bile beceremezken gayet zor

onun dışında hayat sıcak hava nedeni ile kapalı kapılar ve açık klimalar altında geçiyor.
düşündüm de heyecanlandığım pek bişey kalmamış. ne çabuk söndü bu heyecan ışıkları bende?
bi gezmeye gitcek olsak belki zıp zıp zıplardım şimdi ama işte o da yok....


gitmek dışında da heyecan kaynağı gelmiyor aklıma .bebek hariç tabii o biraz farklı bir konu ben benden bahsediyorum. mesela yakışıklı bir adam görüp heyecanlanmak ,bir kıyafet ya da ne biliyim onun gibi bişeyi almak için ;çok merakla beklediğin filmi görmek için heyecanlanmak ,loguma yorum gelecek diye heyecanlanmak.... kalmadı söndü.

15 Haziran 2009 Pazartesi

aylardır beklediğimiz gün nihayet gelmişti ve evet ,bir haftasonu kaçamağı için tam zamanıydı.ben günler öncesinden küçük bir çantaya mayo ve havluları koydum ,buzluğa su şişelerini attım , pazartesi dönüşte işe giyilecekleri hazırladım yani kafamda yola çıkmaya engel bişey bırakmadım.bizim gittiğimiz yer kuş uçmaz kervan geçmez tozlu yollarla varılan bir koy. günübirlik o koyda yüzmeye gidiyor sonra geri dönüp pansiyonda kalıyoruz.dolayısı ile içecek su yiyecek hatta duş suyumuzu bile taşıyoruz ama değiyor.

cumartesi sabah güneşin ilk ışıklarıyla yola çıkacağımız için cuma akşamından hazır olmak gerekli.fakat ben kendimi tutamayıp yemek sonrası ağırlık da çökünce uyumuş kalmışım. eşim de her zamanki gibi kıyamamış ama sabah bunun acısını çıkardı.neyse bi şekilde yola çıkıp nefis deniz manzaramıza kavuştuk ki bir de ne görelim.bizden başkaları da var.aile değiller bekar gelmişler .evet bu durumda ne ben orda denize girerim en eşim beni onların önünde denize sokar.

çıktık oradan yola ama nereye belli değil . kriterimiz sakin olcak bikere,kalabalığa gelemeyiz ama haftasonu kendimize özel plaj bulmak ne mümkün.sonuçta biraz mesafe katederek kafamıza uyan bi yer bulduk. neticede bizim küçük koy gibi balıklarla oynaşa oynaşa tertemiz bir suda yüzemeyecek olsak da duşu şezlongu olan ; boğazın kurusa soğuk bir kola söylesen gelecek bir yer de fena değildi.değildi de biz varana kadar epey yorulmuştuk.biraz yüzdük gerçi ama sonrası bir otel klimalı bir oda ve yatak . sonra akşam yemeği. biraz yürüdük.ben çok yoruldum diye tekrar odaya çıktık. sabah erkenden plajdaydık. sırf denize bakmak bile güzeldi. ara sıra yüzdüm ama çoğunlukla şemsiye altında durdum.öğleden sonra dörtte dönüş yolundaydık.dağları aştık ve evimize ulaştık.

uzak bize deniz ama yapacak bi işimiz yoksa burda kalmak yerine yolculuk da bir keyif diyerek gidiyoruz , kaldı ki ben zaten ayaklarımı uzata uzata gittim diye yorulmadım ama araba kullanan kişi bile bu yolculuğa razı ( eşim )

10 Haziran 2009 Çarşamba

çınarcım "evdesin" demiş ya yorumunda yaram depreşti ;hayır canım çalışıyorum hem de nasıl...
zaten henüz resmi izin sürem bile gelmedi ki gelse dahi çalışabilir raporu alıp 1 ay daha burda sürüneceğim ki bebekle geçireceğimiz süreye bu süreyi ekleyebilelim. tabii sağlığım elverirse.
çok kolay bişey değil sekiz dokuz saat masa başında oturmak bir hamile için hemde 7.aydan sonra o koca göbekle fakat annelik fedakarlıktır ve işte daha bebek doğmadan başlıyor fedakarlıklar. görünüşe göre ağustos ortasında izne çıkacağım. o zamana kadar burdayım.zaten evde bilgisayar yok ve izin süresince de blog tatilde olacak.
en azından biraz naz yapsam iş yüküm biraz hafiflese ama hiç beceremiyorum ben , hala eskisi gibi davranıyorum ,biraz akşamları erken kaçabilirsem ne ala. bankada olmasam önceki işimde olsam hamileliğim daha kolay geçerdi orada revir bile var gidip uzanabilirsin , bahçede kısa yürüyüşler yapabilirsin ve tabii iş yükü buraya göre az olduğundan yer yer kaçamaklar. ancak her işte bir hayır varmış hamilelik geldi beni yeni işimde buldu.şikayetçi değilim hayırlısı ile gelsin de ne zaman geldiği önemli değil. bi ara bebeğimiz normal yollarla olmayacak biz doktorların eline düşeceğiz diye korkmuştum ; ama hiç beklemediğimiz bir anda sürpriz yaptı bize.

8 Haziran 2009 Pazartesi

oldies but diye başlasam

Eskiden sevdiğim şimdi uzaklaştığım pek çok şey var ;mesela basketbol. Nerde maç görsem izler hatta maç görmeye giderdim stadlara ki o zamanlar bayanların pek takıldığı yerler değildi oralar.
Fakat o zamanlar da başarılı olsalar da şimdi zirveye çıkmış olan hidayet ve mehmet bu aralar beni yine maçlara çekmiyor değil ,en azından haberlerde o bölümde sesi açıp acaba hidonun takımı şampiyon olacak mı diye merak edebilir oldum.
Hayat dışarda sıcak hava eşliğinde biraz yavaşlar gibi görünse de hızla akıyor. Ben içerdeyim. Nasıl yani diyeceksiniz ? şöyle ki arabaya bin işe gel klima aç akşam çık arabaya bin eve git haftasonu sıcak diye dışarı çıkma eşin gidip az alışveriş yapsın sen dolunayı bile pencereden seyret.Ben eskiden böyle miydim ? Her güneş batışında havayı koklamadan edemezdim ve her dolunayda aydedeyi koluma takar şarkı söylerdim ; ah gençliğim ah.sug,b,cim de bir şarkı yollamış blogundan nasıl iç geçirmeyim şimdi ben ?
Funda Arar evvelden sevip dinlediğim bir sanatçıdır, hani o " yanar yanar yanmaya yanmış gönül" gibi şarkılarla başlar muhabbetimiz. geçen yıl canlı performansını da izlemiştim bir konserde çok laubali olmadan samimiyet kurabilen ama sesi ve şarkıları ile zaten "samimi olmasa da olur"dedirten bir havası vardı. şimdiki "senden öğrendim" şarkısı da dilimden düşmüyor bugün söyleye söyleye çalıştım işyerinde ( kısık sesle canım öyle bağıra bağıra değil bir odam var çok şükür beni kimse duymaz) , oğluşum da annesinin bülbül (?) sesine hayran kaldı heralde tepinip durdu.
Elif Şafak ise ilk kitaplarını okuyup sonra araya mesafe koyduğum bir yazardı. gidip almadım Aşk romanını da o gelip beni bulunca ; hazır gelmişken okuyuverdim. Ben Konyada yaşadım,hala da oralardan çok uzaklaşmış sayılmam , Mevlana ya bu kadar yakın olmaktan mıdır (fiziksel olarak diyelim ) onun felsefesine hiç merak salmadım ben nedense. Kitabı da derine inmeden bir roman olarak okuyup geçtim. Ama bir yerin altını çizdim ,onda da şöyle diyordu "Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını" beni blogumdan eskiden beri tanıyanlar bilir denemişimdir bu kuralı ben :)))

1 Haziran 2009 Pazartesi

bugün 1 haziran ve yaz geldi
ısınınca genleşen maddelerden biriyim
yaz geldi mi sanki içimde hiç bişey tutmam salıveririm
doğum günüm bir yaz günüdür
düğünüm de bir yaz akşamıydı
tatiller gelir gözümün önüne yaz diyince ;gezmişim görmüşüm işte ne güzel derim
geçen yıl kaş'ta geçirdiğim kısacık günlerin devamı gelsin de başka ne isterim.
yaz mevsiminin meyvelerine bayılırım gelsin karpuz gitsin kiraz hele karadut olmazsa olmaz.
peki ya dondurmaya ne demeli ; hamişlere yasak ama buz gibi bira gibisi de yoktur yaz sıcağında
şöyle bardağın dışı buğulanmış olcak hem de .

hayallerle dolu bir haftasonuydu benimkisi ; banyoda ayaklarımı yıkamanın ötesine geçememişken ya da ne bileyim öğleden sonra bir bardak çay keyfine eyvallah derken kurulan hayallerle dolu..

boş gezenin boş kalfası olabilecek ,sırt üstü yatıp ekmek elden su gölden yaşayacak bir tip değilim , ve zaten mecburum çalışmaya ama mecbur olmasam da kendime iş güç yaratırdım sanıyorum.yaratırdım yaratmasına da yaz günlerinde biraz esnek davranırdım o kesin. bazı seyahat bloglarına bakıp bakıp iç çekiyorum

telefonda napıyorsun dedi bir arkadaşım ve cevabım oldu : duruyorum

durgunum.

hareket istiyorum

ama nasıl ?