8 Aralık 2010 Çarşamba

1 gün oturuyorduk 2 gün sonra kocişin doğumgünüydü onufarkettim
fakat o iki gün geçerken silinmiş hafızamdan
unutmuşum taa akşam anımsadım 1 bis.krem tanesine mum diktim üfledik 3ümüz
ne hoş 3ümüz olmak
ama ikimiz daha hoş şu aralar kuzucuk sevgili oğluş bitanesi
anne olmam iyi de onun annesi olmam daha iyi be :) sanki seçmişim onu ben , böyle elimle benim oğlum olsa olsa bu olur diye o derece
fekat yaramaz bişey de ben yine de
seviyorum yaramaz afacan şeyleri
dur durak yok
onu isterim bunu isterim
aferim
yırtık ol annnen gibi olma oğlum iste iste


ben de eğitime gidecekmişim , nasıl ayrılacaz emiyor hooop hep beraber gideriz ama ehliyet otobüzle gideriz peki durmazsa napalım yol bitene kadar durmasa da dayanıcaz ,yolun sonunda anne için bir eğitim süreci yanında herkese bol bol teyzoş ikramı var ne de olsa eğitim iyi ki ankara istanbul olsa napardık nası giderdik nerede kalırdık gerçi bostancı mı ne orda hala var ama bana el gibi ben alışamadım eşimin kardeşlik ilişkilerine annesi bi yana da ailesinin diger üyeleri olmasa da olur

biraz kilo vermiştim bi dönem ağır iş stresi sıcak yaz günleri ardından besin kaynaklı mide bağırsak fesadı ile eski epey eski bir kotuma sığarak güller açmıştım yüzümde evde zaten kucağımda elde avuçta sabun kayar gibi kayan bir oğluşu tuta tuta aman ondan da yemiyveririm diye iki kaşık yemek yiyip nereme yediğimi bilmeden kalkıyorum sofradan da süt iznim bitip öğlenleri işyerinde kuru gıdaya talim etmeye başladığımdan ağırlık artıyor üffff

saçlarımı boyamak ve boyamamak .işte bütün mesele bu. beyazlar çok çok arttı ama bir kere boyadın mı kurtuluşun yok gibi geliyor boyayınca tek tek olan teller komple bir beyazlığa mı bırakıyor etrafta saçı milim milim uzayıp işten güçten boyatamamış şekilde gezmektense vicdani retçi gibi pozlara girmek boyaya karşıyım demek mi doğru

5 Kasım 2010 Cuma

elma

oğlumun hızlı ve çevik bir genç olması hoş ama oturup onu konuşturma imkanı olmuyor iki dakikada sıkılıyor sadece baba araba ve elma diyo

27 Eylül 2010 Pazartesi

öğrenmedim

evet araba kullanma konumumda 2aydır bir değişiklik yok bu yüzden bu küçük şehirde bir sorun yaşamıyor ama şehir dışına da çıkamıyoruz zaten çıkacak halimiz de yok.

ben mutluyum.şükrediyorum.eşim oğlum ve kayınvalidem biz evde çekirdek aile olarak 4e terfi ettik hepimiz için şükrediyorum.ama sabah uyanıp bu işe gelmek mutsuz ediyor beni.ya da annemi özlemek.kardeşimi görememek.ve bu özlemlerin uzayıp gitmesi.gereksiz sanki.iş için.bişey için yaşanan ayrılıklar.anlamsız.keşke birarada olmayı başarsaydık ama artık çok geç.ben burdayım annem evinde kardeşim evlenip oraya yerleşecek.dağıldık.

oğlum babaannesini seviyor sanırım iyi de vakit geçiriyorlar yemesi içmesi de iyi gibi.ben ne kadar uzmansam artık iyi gibi demeye yetecek bilgim yok ama çocuk dış görünüşten kurtarıyor işte kilo alımı yavaş ama çok aşırı hareketli ayrıca kilosu son 3 aydır fazla artmamış olmasına rağmen hala standartlara uygun.başta iyi almış şimdi onun meyvelerini yiyor.yürüyor.bayağı.

onu bir bakıcıya değil de babaannesine emanet etmek çok iyi.biliyorum.ama benim tercihim ona kendim bakmak.hal böyle olunca da bu şanslı durumdan bile üzüntü çıkarabiliyorum.

üzülecek yer arıyorum
ama buluyorum da
ve mutluyum ama üzgünüm
nasıl oluyorsa ???

19 Temmuz 2010 Pazartesi

hsonu

cuma günü hava kapalıydı derken yağdı biraz serinledi biz de iş çıkışı hazırlanıp oğlunu çok özleyen anneannesine koştuk gittik.
sevinçle kucaklaştılar oğlum ev değiştirince heyecanla aktivitelerine devam etti
biz de eşimle biraz dışarı çıktık günlerdir tartışma kavga gürültüden sonra güle oynaya bu fırsatı değerlendirdik , güldük eğlendik birer kadeh de içtik.dönüşte kırmızıda geçmişiz gecenin ikisi üçü yollar boş biz de dikkat etmemişiz trafik durdurdu ve eşimin sürücü belgesi artık yok.
ben çok pratik değilim ve sevmiyorum araba kullanmayı
bundan sonra öğreneceğim sanırım :)

14 Temmuz 2010 Çarşamba

the show

Bu blog denizden karaya bir yolculuk hikayesiydi, son bir yıldır bir bebek hikayesi halini aldı ise de sanırım bir tek benim blogumun başına gelen bişey değil bu. Günlük hayatta nasılsa blogda da öyle , herşeyimiz çocuğa endeksli ve bu olağan bir şey
Sabahları o izin verdiği kadar uyuyoruz haftasonları tatiller farketmiyor hatta
işgünlerinde uyuyakaldıysak da sebebi odur , uyanmamıştır biz de tabiii
Yatak keyfi yerine onun bezini değiştiriyor aceleyle elimizi yüzümüzü yıkayıp dur oğlum yapma oğlum cümleleri arasında giyinip onu babannesine emanet edip asansörde saç tarayıp arabaya binince dinleniyoruz. Yolda simit alıp varınca kahvaltı edeceğiz.
İşyerindeyiz , bu kısmı geçiyorum
Akşam çıkışta eve ekmekle tuz götürmeyi ; ona yetişmek telaşından unutuyoruz ne varsa onu yiyoruz.Ama yemek yerken de sıraya giriyoruz birimiz onu oyalıyor birimiz yiyoruz.
Yemekten sonra bulaşıklarda babaanne imdada yetişiyor “bütün gün sizi özledi hadi oynaşın ben yıkarım” diyor.Oynaşırken bakmışız vakit geliyor uyutuyoruz , artık on dakika sonra ben de sızmış oluyorum.
Onu sevdiğimden onunla birlikte olmaktan zevk aldığımdan onu özlediğimden eminim
Bu cümleler ondan şikayet değil.Halimiz bu bizim.Benim oğlum kendi başına yerde oyuncaklarıyla oynamıyor ya da biz yemek yerken mama sandalyesine oturup eşlik etmiyor ya da sokakta bebek arabasında gitmiyor da illa k, kucakta gidiyor ve yatağına yatırınca kendi haline uykuya dalmıyor. Sürekli bir kişinin onunla bitişik yaşaması gerekiyor ki çoğunlukla evdeysem bu ben oluyorum. Bu da güzel ; zaten onu çok özlediğim için her anımı her saniyemi onunla geçirmekten de şikayetçi değilim.
Ama takdir edersiniz ki kendime yapışık bir küçük çocukla evde başka pek bişey yapamıyorum. Ne evle ne de eşimle doğru dürüst ilgilenemiyorum.Sabah kalkıp ütülü pantolon gömlek buluyorsa susup otursun bence ama o da bunu yapmıyor.
Son zamanlarda çok tartışır olduk ,tatile gittik iyi gelir diye umuyorken nerdeyse otelden bavulu toplayıp kaçacaktım.Nereye dedim ? bilmiyorum
Sorgulayacak bile halim yok yorgunum ve ipin ucunu bıraktım , çözüm bulamayacağım için zamanla hallolur diye umut ediyor ve diğer şeylerden tat almaya çalışıyorum. Ara sıra kendimi çok yalnız hissediyor ve annemi daha çok anlıyor ve ona daha çok ihtiyaç duyuyorum .


16 Haziran 2010 Çarşamba

ben ve o
hep yalnız kalmayı hayal ediyorum onunla
özellikle uyandığı anda yanında başucunda beni görmesini
sessiz kıpırtısız bir evde öyle sessiz bir uyanışta ve iliklerine kadar yayılan o ılık gülümsemeyle karışık gözlerin mahmurluğuna bulaşmış çapak çapak aşk dolu bakışlara yakalanmak istiyorum sonra
kucaklaşmak yılların hasretini söndürmek istercesine
sonra yatakta bir o yanak bir o yanak bir gıdık bir bacak bir ayak
çoraplarını çıkardığım anın tadı dudak kıvrımlarında gizli
minicik ayak ağzımı bile doldurmuyor ama ısırıyorum o gülüyor
kıkır kıkır
ben ve o
biz başbaşa kalmayı çok özleyen anne oğuluz.
bu özlemden olsa gerek belki de hep babamızı kırıyoruz
sanki o üçüncü kişi
aşkın katili.

11 Haziran 2010 Cuma

bebeğin ilk günleri ve tecrübeler

bebeğin ilk günlerinde ; daha önce internette turlayıp anne bloglarında bulduğum ve çıktısını alıp eve götürdüğüm bazı bilgileri kullandım , çok faydalı oldu. en çok da bir kaç ayrı annenin " zor günlerdi ama geçti" manasına gelen cümlelerini okuyunca biraz sabır geçecek bitecek diye kendime telkinde bulunma imkanım oldu.
bir de benden olsun dedim:
1. kırkımız çıktıktan sonra aklım başıma geldi benim niyeyse ve süt sağmaya başladım oğluş 9 aylık oldu hala sağıyorum. neyle derseniz "medela" küçük bir pompa verdi bir arkadaşım , onunla.
-- okuyorsa burdan çokkk teşekkürlerrr yeniden - -
doğum iznindeyken oğluş beni emiyordu ben hoop kalanı gidip sağıyordum,kaldıysa tabii çok azdı sütüm. damla damla süt biriktirdim ben. gün oldu 10 ml koydum gün oldu 100 ml. hepsini no frostda beklettim ve bu sayede hem sütüm arttı hem de oğlum istediği an benim sütümü içebildi. sıpa tadını biliyor ama taze sağıp bıraktığımı severek içti ama buzluktan çıkana burun kıvırdı ise de mamasız büyüdü yani bu depolama sayesinde. depolama için medela kaplardan aldım ama yetmez diye tek kullanımlık poşetlerden de aldım değişik markalarda var piyasada .
emek vermesem uğraşmasaydım sanırım mamaya çoktan başlardık. başlamadık da ama anne sütü diye de hiç takıntı da yapmadım ben sadece takmak yerine çalışmak fiilini kullandım. çünkü süt için herşeyden önce psikoloji önemli dediler. ikinci olarak da su iç diyorlardı ben de sürahiye sıcağa yakın ılık su doldurup kucağıma alıyordum ,bir iki bişey atıştırıp en çok da tane ile hurma arkasından bardak bardak su içiyordum , süt içiyordum , onu içemezsem ayran , ayrıca rezene çayı ve kaynar ( yeni bahar tarçın zencefil kökü felan bişeyler var gaza iyi geliyor bebek sizden alıyor ya anne gaz önlerse bebek de iyi olur )
2. bebeğin ilk günleri bir şans oldu ve bize kimse gelmedi , ben sezeryan yapmıştım , yerimden fazla kalkmadım bu sayede yaram dikişim kolay iyileşti .imkanınız varsa ilk günler az hareket edin.
3. küçük bir fanlı ısıtıcı aldık , altını açarken soyup giydirirken ve banyo zamanı yaktık , kaloriferler yansa da rutin sıcaklık yetmeyebiliyor bu şartlarda
4. akşam saat sekizbuçuk ya da dokuzda ben uyuyordum , kaça kadar dayanırsa artık 11 belki 12 işte o saate kadar babası bakıyordu bebeğe ve böylece uykuda sütüm çoğalıyordu benim , işte o saatte bebeği emzirince bu sütle ufaklık gece fazla rahatsız olmuyordu. her gece sökmez bu taktik ama denemekte fayda var.
5. ben bebeğe su verenlerdenim. kaynamış sudan her emzirme sonrası bir iki çay kaşığı içirdim , ağzında pamukçuk olmasını engeller diye... ayrıca benim memebaşım da yara olmadı hamileliğin sekizinci ayında lansiloh kreme başladım ve emzirirken de devam ettim. emzirmeye başlamadan önce de bebişin ağzına bir damla ve meme başına bir damla su ile ıslatarak kuru kuru emmesini önledim.hem benimki çok acemiydi ağzını açmıyordu kolay kolay o bir damla su ağzını açtırmayı kolaylaştırıyordu.
ay işte böyle ufak tefek şeyler takmaya değmez de yazdım işine yarayan olmazsa ben bakarım ikinciyi doğurursam unuttuklarımı hatırlarım değil mi :))))

8 Haziran 2010 Salı

rüyamda cehape den milletvekili seçilmiştim
aday bile olmadan hem
birileri benim ismimi listeye yazmış ben de seçilmişim
aslında bu hayat tarzını benimsemeden önce yani evlenip çolukçocuğa karışmadan önce olsaydı bu rüya belki peşinden giderdim.artık oy kullanmaya bile gitmeme şükretmek lazım.
her anne baba böyle mi biz mi beceriksiz çıktık bilmiyorum çocukla bişey yapmayı beceremiyoruz.öyle iş ev arasında geçiyor vakit. yemek içmek gibi şeyler o da keyifle bile değil yasak savar gibi acele acele. birimiz yerken birimiz kucakta gezdiriyoruz. cuamrtesi gecesi onu uyutup balkonda biraz oturalım dedik , ama oturduk fakat herzaman çok güzel olan hava biz oturacağız diye bozuldu balkon keyfimiz kaçtı.oysa gündüz nice uğraşlarla kışın tüm kirinden arındırmıştım balkonu. bir sürü şey attım . nedense balkona koyuvermişiz elimize geçeni.hele o soda şişeleri. geri dönüşüm kutusuna diye beklettim beklettim sonunda götürdüm bir koca kovayla attım geri dönüşüme.
zaten son bir kaç gündür hiç keyfi yok havaların , hava güzelse gündüz kuzu dışarda biraz vakit geçiriyordu bu havalarda çıkamadı da ,gece uykusunu etkiliyor tabi gündüz gezince gece iyi uyuyordu, geceleri ağlıyor hep.diş çıkarmaları yüzünden de olabilir bu ağlamalar.üstte ortanın yanında bir dişi daha başını göstermiş.bu dişin bir eşi daha olmalı çifte gelir derler ama göremedim ben.
izinlerimi yaz gelmeden kullanmak zorunda kaldığım için şimdilik tatil hayali kurmuyorum. zaten yolculuk sevmeyen bir bebeğim olduğundan tatile gitmek değil gitmemek tatil olur bana heralde. ama yine de suyu seven yüzmeyi seven bir adı balık olan ben nasıl dayanacak bilmem. hele bir temmuz gelsin bakarız . 3 temmuz doğumgünüm belki o haftasonu kısa bir kaçamak yapılabilir.
keşke

1 Haziran 2010 Salı

ben böyle sevilmemiştim hiç...

bir süredir bunu düşünüyorum , Onur bana sarıldıkça tepeme çıkmaya çalıştıkça yanaklarımın neresi dek gelirse ısırmaya çalıştıkça , emzirme seansına geçişte yatıp kollarını bana uzatırken mümkünse bir yerime dokunmak suretiyle uykuya dalmak isterken kapıdan beni görünce akşam gözlerinde güller açarken. . .
beni bu kadar seven hiç kimse olmadı şimdiye kadar annem sevmiştir tabi ama göstermedi .
nasıl olur da ben onu çok daha çok sevebilirim diye düşünüyorum
ona cevap vermek onun beni sevdiğinden daha çok sevmek istiyorum ve de sevdiğimi göstermek sarılmak öpmek tepeme çıkarmak istiyorum.
şımarırmış umrumda değil
ben şımarmadım,dedim ya annem sevmiştir ama göstermedi diye,öpülüp koklandığımı hiç hatırlamıyorum.

şu dünyaya geldim gidiyorum bunun acısı ile
çok içime kapanık çok utangaç çok durgun oldum , zararını gördüğüm kanısındayım
onur rahat olsun
sevgimden şımarsın
özgüveni tam olsun
hiçbişeyden çekinmesin
fırlama bir tip olsun
ama akıllı olsun
onu severek açıyım zihnini
kitabını alıp okumak niyetindeyim , izindeyken tvde rastladım dr sabiha paktuna keskin benim tam idolüm , o kadar güzel şeylerden bahsetti ki
bir aile var çocuk yaramaz diye tv kanalına başvurmuşlar bu dr hanımdan yardım alacaklar.Dr hanım önce evlerine gidiyor gözlemliyor.sonra ekranda yorumlarını bizimle paylaşıyor.diyor ki " evet eviniz güzel eve çok para harcamışsınız güzel ama bunlar rahatınız ve konforunuz için değil başkalarına gösteriş yapmak için mesela perdeler koltuklar felan ama balkon ve merdivenlerde demir korkuluk yok çocuk için tehlike arz ediyor " bu tesbit işte! dedim ve dinlemeye devam ettim. . . çok beğendim çok.
sonra ay.şe . ar.man röp. okudum bu cümleyi de fena tuttum " Sevgiyle dokunulan çocuğun zihni gelişir, etrafı açılır. Zekanın ve zihnin gelişmesi için kitabi bilgi değil, inceleme ve araştırma kabiliyetini öğretmek gerekir. Bu da dokunmakla, sevgiyle sağlanır"

27 Mayıs 2010 Perşembe

hayattan kareler

nisan ayı başından bu yana onura babaannesi bakıyor , gerçi ben de iki hafta aralıklı olarak yıllık iznimi kullandım bu süre içinde , babaanneye çok eziyetimiz olmadı ve sonuçta onur sekiz ayını doldurdu artık dokuz aylık oldu
alt iki dişi çıktı (23 nisan sabahı gördüm dişleri )
kanepeye tutunup ayağa kalkıyor ve tek başına orda duruyor artık ayakta
ona ilk adım ayakkabısı aldık çok tatlı .
malum biz anneannemize çok alışmıştık bu nedenle son iki aydır her haftasonunu ve şu kullandığım yıllık izin tatillerini hep anneanne ile geçirdik yani özlemeye fırsat bırakmadık
ama kötü olan git gel bayağı yol yaptık arabayla ve benzin parası nedeni ile kredi kartım göçmüş durumda.
neyse onura geri dönelim
sabahları erken uyanan bir bebek , babası ve ben onun sayesinde uyanıyoruz , kalkınca tatlı oluyor seviyoruz biraz sonra hazırlanma telaşında babaanne ile oyun odasında vakit geçiriyorlar
yatağı ve dolabı henüz bizim odada , onura ait oda boş oyuncakları sere serpe dağıtıp orda vakit geçirebiliyor rahatça
kahvaltıda bir gün yumurta bir gün de peynir ağırlıklı besleniyor ıhlamur içiyor pekmezle
ben işe giderken süt sağıyorum azcık çünkü gece boyu emdiğinden fazla olmuyor onu da kahvaltıdan sonra uyumak için biberonla alıyor o sütü
öğlene kadar kısa bir süre de bahçeye iniyorlar babaanne ile sonra biz geliyoruz oynaşıyoruz oğlumuzla sonra yine süt bırakıyorum gündüz emmiyor beni ama biberonla sütümü içiyor uyuyacağında ,
öğleden sonra çorba yoğurt meyve felan yediriyor babaannesi , çok iştahlı değil ilk birkaç kaşıkta ağzını açıyor ama çabuk doyup vazgeçtiğinden sık ve az yiyor
22 mayısta dra gittik kilo 9300 boy 75 ama bu ölçüler çok sağlıklı olmayabilir onur hiç durmadı kıpırdadı durdu hatta çok da ağladı önceki gece ateşlenmişti huzursuzluğu üç gün sürdü ama geçti çok şükür
akşam geldiğimizde yemek felan derken biraz zor oluyor ilgilenmek onurla sonuçta şöyle böyle saati 9 ediyoruz ve uyutuyorum onu ayağımda sallıyorum
onur camdan dışarıya bakmayı çok seviyor bahçede hareketleri insanları arabaları gördükçe çok tatlı sesler çıkarıyor onları çağırır gibi
odamızda bir oyuncak balık var onu da tanıyor ve balık nerde diyince bakıp eliyle gel gel yapıyor balığa , bunun gibi tiktak ( saat ) nerde ışık nerde gibi ona nesneleri tanıtmaya çalıştık artık biliyor bunları da gel gel yapıyor
alkış yapmayı öğrenmişti sevinince çok güzel minik elleri ile alkışlaması harika bir şey
sonra , dans ediyor , sevinince ve hoşuna giden müzikte bu müziği bazen ben söylüyorum türk malı dizi jeneriğini seviyor mesela kafa sallıyor bildiğin yana salııyarak headbang ayrıca dizleri kırmak suretiyle de vücudu yaylandırıp dans ediyor , teyzoş bize athena dan kime ne yi çaldı ve çok oynadık onda.
haftasonu beraberdik teyzoşla kuzen damla ve onur onun gözbebekleri
daha da yazabilirim kuzum neler yapıyor burda kayıt altında olsun diye ama biraz da iş yapıyım
belki başka zaman
şimdilik bu kadar

11 Mayıs 2010 Salı

seni dinledim nefes nefes doğarken gün
kızıla boyanırken gökyüzü gözlerimden inen
ılık bir kırmızı gelincik kadar narindi çiğ taneleri
bir aydınlık
bir ışık
bir yaşam
kollarıma doğan
günedoğan

4 Mayıs 2010 Salı

ve ilk tatilimiz

yirmiüçnisanı fırsat bilerek kuzumuzu tatile götürdük belek letonyadaydık üç gün aman diyim sezonda oraya gitmeyin sezon fiyatları o kadar pahalı ki ama otel bu fiyata değmez neyse ki biz ucuz zamanda gitmişiz.ama fena da değil hani sakin kuş sesleri ile uyandık sincap geziyordu odanın önünde odalar ev tipi bir evde dört beş oda var otel tipi odalarda kalmadık doğaya yakın olalım diye iyi de etmişiz kuzumuzla çok güzel vakit geçirdik şarabın dibine vurdum akşamları oğluma süt vermesem daha da içecektim ama az içtim
oğlum güneşlendi gezdi ama denize havuza girmedik pek hava sıcak değildi ben bir kere girdim soğuktan bırrr zor oldu ama girdim
daha sonra ben izne devam on gün kuzumlaydım baba çalıştı biz de anneanne ile oturduk gezdik avm lere gittik kuzum oraları da gördü kış bebeği olduğundan yeni yeni dışarı çıkıyor
çok tatlı yaaa
on gün iyice alıştım ona ve şimdi işe gelmek kabus gibi ondan ayrılmak
rüyadayım sanki yanındayken uyanmak istemediğim bir rüya
gerçek aşkım
oğlum

13 Nisan 2010 Salı

vee onur ankarada

ben ankarada okudum üniversiteyi , sonrasında da sık sık tatil ve haftasonlarını ankarada geçirdim ,arkadaşlarım ordaydı hep ve dayanamayıp tekrar iş bulup oraya yerleştim. eşimle evlilik kararı almasaydım hala ankarada yaşıyor olabilirdim. beni çeken bir yanı vardır hep o şehrin , belki de yaşanmışlıklar.
kızkardeşim de orda yaşıyor ve biz ilk fırsatta hem onu görelim hem bana nostalji olsun diye oğlumla ankaraya gittik tabi babamız babaanne ve anneannemiz de var yanımızda.
uzun yol bizimkini çok sıktı benim oğlum çok hareketli arabada zapt etmek onu pek zor oldu ama gidince sevindi teyzoşuna ,onun evini çok sevdi rengarenk çünkü teyzoşun duvarları hep bişeylerle dolu oysa benim ev beyaz o kadar
sonra teyzoşun ev arkadaşlarıvar kızlar onları da çok sevdi
güzel vakit geçirdik
ve döndük
annem orda kaldı
bugün ve ilerleyen günlerde oğluma babaannesi bakacak artık ne kadar sürer bu bilmiyorum çünkü babaannemiz yaşlı ve oğlumun hareketliliğine ayak uydurması zor. ama annem de bizimle kalmasının sürekli bir hal almasını istemiyor kendi evinde olmak istiyor biraz babanne idare etsin bakalım babamız bakıcı için erken dedi .

22 Mart 2010 Pazartesi

oğlum çok hızlı batının en hızlı silah çeken kovboyu yani bezini bağlatmıyor bana akla karayı seçiyorum onu giydirirken yedirirken
bir bakıcı bulunmadı henüz ama onu bizim gibi eğleyip oyalayıp bakacak sabırlı sevgi dolu bir teyze çıkarmı emin değilim
annem çok seviyor oğlumu elinde olsa bırakıp gitmez ama şartlar öyle gerektiriyor bir süre daha bizimle olacak ama eninde sonunda bizim kuzu bakıcıya verilecek madem öyle daha fazla gecikmesin ki alışsın huyuna suyuna dedik
dedik demesine ama sağda solda konuşuyorumda bakıcı çıkmadı henüz
annemin ona bakmasını çok isterdim , benim annem olduğu için değil gerçekten çocuk dilinden anlar şefkatlidir eğlencelidir ve fedakardır çok
onu çok sevdiğimi anne olunca daha iyi anladım kıymetini bilememişim eskiden

16 Mart 2010 Salı

hayat beni neden yoruyosun

bloglardan birinde okumuştum feysbuk ta bir grup açmışlar ser.d.a.r or.taci yoran hayat bizi ne yapmaz diye aha benim lafım .
benim kuzu annemi yormak için varım diyenlerden doğduğundan beri hiç iştahlı olmadı emzirmek için çok uğraştım çok didindim acıkınca küçük küçük çekiyor bi sonra doyuyor o kadarcık emersen büyüyemezsin kuzum diyorum ama nafile,
şimdi ek gıdalara geçtik esas sorun burda ağzını açmiyor çocuk kapatıyor dudaklarını sımsıkı
sevdiği bir tek elma püresi onu da iki kaşık
neyse benim çocuğum hareketli ve iştahsız olacak tabiii en zoru olacak ki ben yorulayım kolay olan hiçbişey gelmedi benim başıma karakter olarak zaten zor biriyim
beni özleyenler yorum yazmış canım emrecim biyocum sağolun tek tek ama daha fazla yazamıyorum keşke fırsatım olsa hem sık sık yazabilsem hem de okuyabilsem sizleri
hem oğluma ait bir günce hazırlamış olurdum burda
doğduğu zaman evdeydim izinliydim ya çok sık yazdım bir deftere nerdeyse her anını kaydettim resimlerle felan da süsledim ama işe başlayınca töbe estagfurulalh WCye bile çıkamıom ne defteri ne blogu ne kocası ne aşkı ne uyuması ne süslenmesi ne kitabı ne TVsi

10 Mart 2010 Çarşamba

arz - ı halimdir altıncı aydönümünde

oğlum
dün altı aylık oldu , kelimelerin yetersiz kaldığı bir nokta onu nasıl seviyorum nasıl birşey varlığı ailemiz için bu altı ay nasıl geçti... yazacak çok şey olsa da dedim ya kelimeler yetersiz şu noktada.
yerde yuvarlanıp duran gözlerinin içi gülen minicik elleri ile dokunuşları içimi ürperten bi küçük adam.küçücük...sevgi dolu.ondaki sevgi enerjisi hiçbirimizde yok.sadece seviyor hiçbirşeyden nefret etmiyor.hissediyorsun o pozitifliği.seni seviyor annesin. oyuncaklarını seviyor. camdan bakmayı seviyor. bebek arabasında gezmeyi seviyor . vesaire vesaire . uyumak yemek yemek hoşuna gitmiyor ya da durmak istemiyor ama bunları istemiyor olması nefretten sayılmaz sanırım.

oğlum
var hayatımda , işe gidip geliyorum , uyumak yemek yemek acele ile yıkanıp giyinmek dışında sıfırlanmış durumda hayat. neyse ki annem var ama o da artık limitini doldurmak üzere bir bakıcı bulmam gerekiyor annem evine gidecek artık ben o gidince hiç iflah olmam

babamızla durumlar aynı yaz gelsin diye bekliyor güya haftasonları açıkhavaya çıkarız hepimize iyi gelir evde kapalı kalmaktan bunalmışız ama bebekle nereye gideriz daha mı iyi oluruz yoksa daha mı kötü bilemiyorum

negatif bir yazı oldu

ben herkesi özledim bloga yazmayı blogları okumayı arkadaşlığı gevezeliği paylaşmayı... ama imkanlarım elvermiyor yazmaya okumaya özlediğimle kalıyorum bir tek bu değil özlediğim bir kitap alıp okuyamadım aylardır hiç bir sosyalitem yok ve üstüne üstlük yorgunum

14 Ocak 2010 Perşembe

bir yudum sohbet

özlermiş insan kendiyle bir yudum sohbet etmeyi meğer benim sohbethanemmiş burası gizliden.
öyle büyük sırlarım olmadı tek burada dillendirdiğim ama şimdi ihtiyacı içindeyim.
sırtımda kaşınan bir sivilce var , elim erişmiyor , onun derdindeyim.

eşime karşı soğudum.
sanki bir görevdi ve yapıldı bitti.
zaten bebek bana yetiyor da artıyor , uyumuyorum doğru dürüst ,iş stresi beynimi kemiriyor ayrıca evde annem ve eşimin annesi oluyor hep. ama bahane değil bence.istemiyorum.zamanı vardır belki hem aceleci değil karşıdaki zaten farkında bile değil sanıyor ki tek sebep bebek yorgunluk uykusuzluk. o nedenle de bu sorunu sadece ben biliyorum beni yoruyor neye kafamı buna taktım o da meçhul

olur mu böyle ? geçer mi sonra ? geçmezse ne olur?