8 Aralık 2010 Çarşamba

1 gün oturuyorduk 2 gün sonra kocişin doğumgünüydü onufarkettim
fakat o iki gün geçerken silinmiş hafızamdan
unutmuşum taa akşam anımsadım 1 bis.krem tanesine mum diktim üfledik 3ümüz
ne hoş 3ümüz olmak
ama ikimiz daha hoş şu aralar kuzucuk sevgili oğluş bitanesi
anne olmam iyi de onun annesi olmam daha iyi be :) sanki seçmişim onu ben , böyle elimle benim oğlum olsa olsa bu olur diye o derece
fekat yaramaz bişey de ben yine de
seviyorum yaramaz afacan şeyleri
dur durak yok
onu isterim bunu isterim
aferim
yırtık ol annnen gibi olma oğlum iste iste


ben de eğitime gidecekmişim , nasıl ayrılacaz emiyor hooop hep beraber gideriz ama ehliyet otobüzle gideriz peki durmazsa napalım yol bitene kadar durmasa da dayanıcaz ,yolun sonunda anne için bir eğitim süreci yanında herkese bol bol teyzoş ikramı var ne de olsa eğitim iyi ki ankara istanbul olsa napardık nası giderdik nerede kalırdık gerçi bostancı mı ne orda hala var ama bana el gibi ben alışamadım eşimin kardeşlik ilişkilerine annesi bi yana da ailesinin diger üyeleri olmasa da olur

biraz kilo vermiştim bi dönem ağır iş stresi sıcak yaz günleri ardından besin kaynaklı mide bağırsak fesadı ile eski epey eski bir kotuma sığarak güller açmıştım yüzümde evde zaten kucağımda elde avuçta sabun kayar gibi kayan bir oğluşu tuta tuta aman ondan da yemiyveririm diye iki kaşık yemek yiyip nereme yediğimi bilmeden kalkıyorum sofradan da süt iznim bitip öğlenleri işyerinde kuru gıdaya talim etmeye başladığımdan ağırlık artıyor üffff

saçlarımı boyamak ve boyamamak .işte bütün mesele bu. beyazlar çok çok arttı ama bir kere boyadın mı kurtuluşun yok gibi geliyor boyayınca tek tek olan teller komple bir beyazlığa mı bırakıyor etrafta saçı milim milim uzayıp işten güçten boyatamamış şekilde gezmektense vicdani retçi gibi pozlara girmek boyaya karşıyım demek mi doğru

Hiç yorum yok: