19 Temmuz 2010 Pazartesi

hsonu

cuma günü hava kapalıydı derken yağdı biraz serinledi biz de iş çıkışı hazırlanıp oğlunu çok özleyen anneannesine koştuk gittik.
sevinçle kucaklaştılar oğlum ev değiştirince heyecanla aktivitelerine devam etti
biz de eşimle biraz dışarı çıktık günlerdir tartışma kavga gürültüden sonra güle oynaya bu fırsatı değerlendirdik , güldük eğlendik birer kadeh de içtik.dönüşte kırmızıda geçmişiz gecenin ikisi üçü yollar boş biz de dikkat etmemişiz trafik durdurdu ve eşimin sürücü belgesi artık yok.
ben çok pratik değilim ve sevmiyorum araba kullanmayı
bundan sonra öğreneceğim sanırım :)

14 Temmuz 2010 Çarşamba

the show

Bu blog denizden karaya bir yolculuk hikayesiydi, son bir yıldır bir bebek hikayesi halini aldı ise de sanırım bir tek benim blogumun başına gelen bişey değil bu. Günlük hayatta nasılsa blogda da öyle , herşeyimiz çocuğa endeksli ve bu olağan bir şey
Sabahları o izin verdiği kadar uyuyoruz haftasonları tatiller farketmiyor hatta
işgünlerinde uyuyakaldıysak da sebebi odur , uyanmamıştır biz de tabiii
Yatak keyfi yerine onun bezini değiştiriyor aceleyle elimizi yüzümüzü yıkayıp dur oğlum yapma oğlum cümleleri arasında giyinip onu babannesine emanet edip asansörde saç tarayıp arabaya binince dinleniyoruz. Yolda simit alıp varınca kahvaltı edeceğiz.
İşyerindeyiz , bu kısmı geçiyorum
Akşam çıkışta eve ekmekle tuz götürmeyi ; ona yetişmek telaşından unutuyoruz ne varsa onu yiyoruz.Ama yemek yerken de sıraya giriyoruz birimiz onu oyalıyor birimiz yiyoruz.
Yemekten sonra bulaşıklarda babaanne imdada yetişiyor “bütün gün sizi özledi hadi oynaşın ben yıkarım” diyor.Oynaşırken bakmışız vakit geliyor uyutuyoruz , artık on dakika sonra ben de sızmış oluyorum.
Onu sevdiğimden onunla birlikte olmaktan zevk aldığımdan onu özlediğimden eminim
Bu cümleler ondan şikayet değil.Halimiz bu bizim.Benim oğlum kendi başına yerde oyuncaklarıyla oynamıyor ya da biz yemek yerken mama sandalyesine oturup eşlik etmiyor ya da sokakta bebek arabasında gitmiyor da illa k, kucakta gidiyor ve yatağına yatırınca kendi haline uykuya dalmıyor. Sürekli bir kişinin onunla bitişik yaşaması gerekiyor ki çoğunlukla evdeysem bu ben oluyorum. Bu da güzel ; zaten onu çok özlediğim için her anımı her saniyemi onunla geçirmekten de şikayetçi değilim.
Ama takdir edersiniz ki kendime yapışık bir küçük çocukla evde başka pek bişey yapamıyorum. Ne evle ne de eşimle doğru dürüst ilgilenemiyorum.Sabah kalkıp ütülü pantolon gömlek buluyorsa susup otursun bence ama o da bunu yapmıyor.
Son zamanlarda çok tartışır olduk ,tatile gittik iyi gelir diye umuyorken nerdeyse otelden bavulu toplayıp kaçacaktım.Nereye dedim ? bilmiyorum
Sorgulayacak bile halim yok yorgunum ve ipin ucunu bıraktım , çözüm bulamayacağım için zamanla hallolur diye umut ediyor ve diğer şeylerden tat almaya çalışıyorum. Ara sıra kendimi çok yalnız hissediyor ve annemi daha çok anlıyor ve ona daha çok ihtiyaç duyuyorum .