29 Mart 2011 Salı

ilkyaz

çok özlüyorum içimden geldiği gibi yaşamak ve yazmak günlerimi... tamam bir kısım vaktimi işe adamak zorundaydım o günlerde de ama kalan kısımlar bana aitti. şimdi ise kime ait bilmiyorum kalan kısım da yok yiyorum yatıyorum kalkıp işe geliyorum. araya bir çocuk sıkıştırdım babanesi büyütüyor kocamla olan ilişkime gelince ise kavga gürültü olmasın yeter modundayım içimden geldiği gibi bir abla olup kızkareşimin düğün telaşında bir çorbaya tuz eklemek imkanı bile bulamıyorum ev aldı eşya aldı görmedim davetiyeler basıldı geldi öyle haberim oldu artık giyinir kuşanır el alem gibi düğünde bi çeyrek takar çocuk durmuyor der salondan çıkarım bu kadar yani pes diyorum nefretlerimi sunuyorum beni bu hale getirene... oysa ben onun bu telaşında her ama hersaniye yanında olmak isteği ile yanıp kavruluyorum. içimden geldiği gibi yaşamadığımdan içimden geldiği gibi yazmadığım bir saydam oluyor kısa uzak sessiz neşesiz

1 yorum:

Asortik Krep dedi ki...

Zaman zaman yaşanıyor bunlar,işin iyi yanı karşındakilarin bunu anlayabilmesi.Çünkü o konumda ileride belki kızkardeşinde kalacak.Üzülme.