12 Aralık 2012 Çarşamba

az "hakan günday" dan alıntı

Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi...




30 Kasım 2012 Cuma

artık şiirler var sadece

son  , ama şiirler hariç ben onları burda saklıyacağım ne kadar sıklıkta gelecek bilmiyorum .

@-->--


Acıtırdı insanlar beni hep; oysa sen


Bir merhemdin

Tüm yaralarıma şifa veren

Gülümseten



Sadece seni düşündüğümde bile

İyileştim

Bana hep İyi geldin

Gülümsettin



Konuşurken tüm ağırlığımı alıp götürdü sesin

Seni dinledim

Kalbimi hafiflettin

Gülümsedim



Gül bahçesine girmek gibiydi yanında olmak

Seni kokladım

İçime çektim

Gülüm “sen”din









23 Ekim 2012 Salı

vatan

asker ; yol tehlikesi nedeni ile düğününe yetişememiş ; Hakkariden Osmaniyeye
gelin kendi kendine oturmuş nikah masasına.Ve :
evet yerine de vatan sağolsun demiş


gözyaşlarım içime akıyor

5 Ekim 2012 Cuma

sevgiliye


TUTUKLUDUR BENİM GÖZLERİM

SENİN GÖZLERİN HAPSİM

BAKTIĞIM HER YERDE

SENİ GÖRMEYİ DİLERİM


ÇIKTI YÜREĞİM YERİNDEN

ELLERİNDEDİR SEVGİLİM

TUT ELLERİMİ SIMSIKI

BIRAKIRSAN BAK DURUR KALBİM



KOKUN KALIR SEN GİDERKEN

AKLIM PEŞİNSIRA YÜRÜRKEN

BEN YALNIZLIK ARIYORKEN

BULDUĞUM IŞIK SENSİN



AYDINLANIR GECEM GÜNÜM

SICAK TATLI BİR TEBESSÜM

KONAR DUDAKLARIMA BİRDEN

GÖRÜR GÖRMEZ SENİ BEN



24 Eylül 2012 Pazartesi

eylül

ne zaman başladık güzel eylül ayına bilmiyorum bitmek üzere ,nerdeyse . gittik geldik tatile o da bitti.
15inde çıktık  yola adres: Palamutbükü

kaldıkça kalasımız geldi seviyorduk ama eylülde daha da çok sevdik .Bir sukunet var öyle güzel ki anlatamam sanmayın ki öyle in cin top oynuyor değil makul bir seviyede sakinlik makul ölçüde kalabalık

sonra selimiye bozburun yoluna çıktık fakat selimiye göründü 5 km kaldı bizim akaryakıt biterse yolda benzinlik yoksa diye bir telaşa kapıldık ve marmarise döndük. eşimin bana bir selimiye borcu var artık
kızkumunda biraz oyalandık onura bir tost yedirdik o kadar kalmak istemedim marmarise gitmek geldi içimden.iyi ki de öyle yapmışım.

daha önce marmaristen geçmiştik ama ilk kez konakladık orayı da çok sevdim .şehir içinde denize girmek çok güzel değildi gerçi dibi taşlık ayaklarım acıdı ayrıca su kumun renginden olsa gerek kahverengi böyle bir berrak değil insanın içini açmıyor. ama tekne turuna katılıp koylarda yüzdük o güzel oldu işte.ayrıca akşam üstü başlıyoruz sahil yolunda yürümeye doyamıyoruz geç saatlere kadar geziyoruz.ışıl ışıl bir yer ama hava çok nefis sırtımda bir hırka bile vardı.

ve sonra dönüş yolunda 1 gece de side' de konakladık çok rüzgarlı dalgalı bir denizi vardı hiç ıslanmayım dedim bir yemek yedik akşam yattık uyuduk sabah erken yola çıktık.

cumartesi evimizdeydik ,temizlik yaptım çamaşırlar yıkandı ütü yapıldı 1 gün evvel gelmenin faydasını gördüm çok





11 Eylül 2012 Salı

hay aksi.

beni okuyan da yok pek , anlıyorum sıkıcı bir blogcu oldum ama ben yazmak en azından arada bir burada kendimle konuşmak istiyorum.

oğlum pazar günü 36 ayını bitirdi. yaş mevzusunda uzlaşamıyorum üç yaş mı  dört yaş mı diye ben en iyisi aylarla ifade edeyim nasıl olsa okul yaşını da bu yöntem  ile belirliyorlar.

konuşurken "hay aksi" ifadesini yerli yerinde kullanmakta olan bu 36 aylık kuzucuk ayrıca sabahları beni işe göndermemekte ısrar ettiği gibi her akşam da babasından masal dinlemektedir. Elimizde olan bütün kitapların okunması işini de üstlenen baba , hızlı bitsin diye bazı sayfaları atlamakta ise de o hepsini ezberlemiş ve geri döndürüp atladığı sayfayı okutmaktaymış.

tatili eylülde yaşamanın güzelliğini kuzucuk okula gidince göremeyeceğimiz için bu seneden başlayarak gidebildiği yere kadar eylülde de kısa bir kaçamak yapmak kararını umarım uygulayabiliriz. yıllar önce kız arkadaşlarımla yirmidört eylülde başlayan bir alanya tatili yapmıştım ordan biliyorum tadından yenmez içinden çıkılmaz güzellikte bir deniz oluyor

ben temizlikçi almıyorum eve , o nedenle haftasonu tv izlemiyorum iş yapıp yatıyorum yemek var bi de tabii çamaşır ütü biraz da oğlımla vakit geçirme derken mehmet erdem kim o şarkı ne öyle bile demedim düne kadar ancak iki haftadır cumartesileri salça yapıyoruz kayınvalidemle bu sebeple pazar günü iş yapacak dermanım olmadığından tv seyrettim güzel şarkılar var piyasada.

hafta içi ise işten çıkınca biraz onur la oynayıp uyuyorum yine inanın hiç tv seyretmiyorum haberlerden haberim ya hiç olmuyor ya da geç. İyi ki de öyle yani haberim olsa daha bir bunalım olacağım sanırım
ama dayanılmaz çekilmez bir durum bu ne yapsak nasıl etsek bilemedim .kendimi silah ticareti yapan bir şirketin kapısına zincirleyeceğim ( ben diplomalı çevre mühendisiyim çevreci eylemlerde zincirleme çok kullanılır ordan gelme bir fikir )

arkadaşım amerikadan geliyor tatile sordu ne istersin dedim varsa bir tatlı huzur getir . . .

1 Ağustos 2012 Çarşamba

geçip giden zamanları bir yerlerde bulsam

tatilin son günü Kaş'ta çok tatlı bir pansiyondaydık ben sırt çantamızı mayo ve havlu gibi şeylerle doldurup hazırlanıp büyükçakıl plajına gidip bütün gün su böcüsü olacağımızı hayal ederken bir kaç kez eve gitmek istediğini belirten oğlumun ısrarı babasını da yuttu ve asla yapmayacağımız bir şey yapıp o sıcakta öğle vakti yola çıktık evimize dokuz saatte geldik dur kalk.
giderken istikamet akyaka idi gece onbirbuçukta başlayan yolculuğumuz kahvaltı saati olmadan bitmişti serin serin ohhh ne güzel günümüz de kaybolmamıştı kahvaltıdan sonra denize atlamak nefisti
dönüşü de böyle yapacağız derken tam tersi oldu çünkü biz en geç sabah beş gibi yola çıkarız ki sıcağı yemeyelim
neyse eve erken geldik diye biraz da evde dinlendik haliyle tatil de yoruyor işe gelirken daha bir sağlam kafa sağlam vücut oldu pazartesi ama aklım hala orada. bayramda bile gidesim var  sonrası bir kaçamak daha yapasım var
evet sıcak ama biz deniz kenarında ya da teknede iken sıcağı hissetmedik , iki kere tekne turuna çıktık tatilin en güzel şekli tekne hali bence. bir de akyakayı sevdim beğendim ama biz tek bir yerde kalamıyoruz tatilde bu sebeple oraya gidip dönüşte Kaş ta da biraz kaldık.Akyaka hakkında tek yorumum haftasonu çekilmeyeceğidir . küçük ya o yüzden çok kalabalık kaldırmıyor ama haftasonu civardan gelen günübirlik ya da ikigünlük konaklamalı misafirler yüzünden kalabalık oluyor.
oğlum coştu bu sefer. ona can yeleği gibi  bişey almıştım tek başına yüzdü bu vesileyle bol bol . daha önce tekneden inemiyorduk şimdi hiç sorun olmadı rahatça indik yüzdük. akyaka içindeki plaj ise çok sığ zaten korkusuzca koyverdim kamyonu küreği ile oynarken girdi girdi çıktı denize tam çocuklu aile plajı orası.
Kaş taki pansiyonda kalan bir abisi için" abi gıdığına ne yazmış anne" diye sordu meğer dövmesi varmış gencin . ve oğlum kızları keşfetti küçük büyük farketmez turist yerli farketmez her kız ile konuşası görüşesi geliyor.

9 Temmuz 2012 Pazartesi

ne zaman geldin ruhum görmedim seni

hiç bir şey yapmayarak fakat saatler dolusu zaman zarfını onu öpüp koklayarak gözlerinin içine bakarak geçirmek haftasonunun adı oldu benim için. Doydum diyemem ama iyi geldi. Özlemişim oğlumu . Her akşam buluşsak bile bir günü hatta iki günü kesintisiz yanyana dipdibe geçirmek çok az nasip oluyor da.
bir süre önce ona artık bez bağlamak istemediğimi fakat bu süreci nasıl başlatıp nasıl sürdüreceğimi pek de bilemediğimi anlatmıştım. ve yine oğlum , her konuda olduğu gibi bu konuda da kendisi bu sürecin üstesinden geldi maşaallah diyim beni ve babaannesini yormadı . bir cumartesi sabahı bezini bağlamadım ve en fazla iki kaçırma dışında bugüne kadar uyku dahil bezi bağlamadan gelebildik. bir rutin yaratma bir seremoni uygulama durumum olmadı . Vakti gelmişmiş , ne kadar şanslıyım ki o vakti tutturabildim. Tek atımlık okum vardı çünkü . Bu durumda bir yaşında konuştu iki yaşında yürüdü üç yaşında çişini öğrendi diyebilirim.
henüz tatile gidemedim . ben 76 lıyım işyerimde herkes benden küçük ve nerdeyse herkes tatile gitti geldi. Benden küçükler bile dinlenme molası kullandı ben hala nasıl çalışabiliyorum siz tahmin edin . neyse geç olsun da güç olmasın diyorum .
oğlum ve işim dışında hayata dair yaşadığımı hissedeceğim bir konu olmadığından kitapmış müzikmiş sinemaymış geziymiş .... sıkıcılığını koruyan blogum can çekişse de son nefesini vermemekte ısrarcı .

5 Temmuz 2012 Perşembe

kara gözlerinden bir damla yaş düşünce

güzel yüzün yanakların ıslanır....


ağladım duygulandım doğum günümde bana yorum yazan arkadaşlarıma çok teşekkür ederim sizi seviyorum

3 Temmuz 2012 Salı

happy birthday to me

yine bir doğumgünü günümdeyim sessiz sakin başladık bu güne para çekerken bankamatik kutladı bir
bir de işte malum beni doğurmak durumundan bugünün anlamını tek bilen o çıktığından annem aradı
yani benden kaynaklıdır heralde ben çok sevmiyorum kutlamaları diyedir böyle sessiz sedasız geçivermesi üç temmuzların
oğlumla birlikte uyandığım serin bir sabahtan sonra yine koşarak ona kavuşacağım akşam saatlerini bekleyerek geçirdiğim gayet sıradan bir gün
kuzummmmm
sen olmasan
?

ol!

14 Haziran 2012 Perşembe

akyaka hakkında bilgi lütfen

yavrucuğum annesinin azmettirmesi sonucu bu sözleri bile söylüyor şarkısında : "bütün güllerden derin; bir sesi var gözlerinin"
kendisi ismini "küçük yağmur" koydu . onu yeni türküye ve ezginin günlüğüne bağımlı yapacağım yühhhuuuuu yaşasın kötülük
biz baktık haritaya Datça - Palamutbükü tamam ama bi yer daha görelim yakınlarda dedik ve merakla Akyaka yı araştırmaya koyulduk
böyleyiz araştırırız harita adres telefon dolu bir dosya yapar öyle çıkarız yola . sonradan simultaneye döner işler ama yola çıkmak için bu şart.
orada kalacak yer tavsiye ederseniz sevinirim biraz makul fiyatlar tercihimdir bütün günü dışarıda geçiriyoruz çünkü yatmaya fazla para vermesem diyorum iyi olur

31 Mayıs 2012 Perşembe

mazeretim var asabiyim ben

en hassas günlerimde bir de sen yok yere bu konuşmaları yapıp nasıl da canımı // canımızı sıktın... gerçi varlığın yeter ama bir de üstüne tuz biber ektiğinin eminim farkında değilsin. sana o kadar uzağız çünkü. empati yapıp kendini bizim yerimize koymanı beklemem aptallık mı olur acaba . ama bu seviyede bir insan olarak bazı şeyleri konuşmadan evvel  u kadarını bilmen gerkirdi bence doğum kontrol yöntemlerinde bile yüzde 100’lük bir koruma oranı yoktur. Bir şekilde istenmeyen gebelik sahibi olan kadın ne yapacak o zaman? Ona zorla doğurman gerekir demek insan haklarına aykırıdır.
senden bir kez daha şiddetle nefret ettim,
onlara askerlik yan gelip yatma yeri değildir dedin
ona ananı da al git dedin
bana "katil"

30 Mayıs 2012 Çarşamba

ahhh küçücük gemi sulara attın şimdi kendini delisin

oğluma uyuması içn şarkı söylerken bunu da söylemişimdir çok şarkı var çünkü söylediğim
ama bi gün onu bu şarkıyı kendi kendine söylerken buldum :) çok yakışmıştı o küçücük ağzına bu şarkı . tekrar söyletmek çok zor oldu daha sonra ama onu da bi kaç kez başardım .bayılıyoruuum .
bayıldığım bi başka şey de onunla uyumak ve uyanmak
onu kendi yatağında yatrımak için bir çaba harcamadım bu zamana kadar geçenlerde bir hafta annemlerde kaldı biz yokken gık demedi isteyince yatıyor tek başına yatakta.
benimle uyuması oğlumdan çok benim tercihim zaten ben istiyorum onunla uyumak
bebeklikten bu yana merdiven basamaklarını hep kendisi çıktı oğlum ; daha doğduğu gün mememi güzelce alıp emdi sonra katı gıdaya kendi kendine alıştı anne sütünü bırakmamız da kendiliğinden oldu bir yaşına gelmeden yürümeye iki yaşına gelmeden konuşmaya başladı .Cümleler de çok düzgün "bence çok haklısın annecim"  gibi bir cümleyi kuruyor çok rahat.Yani ben ona bir şey öğretmek için mesai harcadığımı hiç hatırlamıyorum ve şimdi zurnanın zırt dediği çiş olayındayız olmuyor olmuyor bunu öğretmek için mesai lazım ve o da bende yok. Enerji lazım o da bakımını üslenen babannede yok 70inden sonra kalk ortalıktan kaka çiş temizle diyemiycem kadına ... afalladım kaldım bilmiyorum ne halt edicem. İzin almak mı lazım en fazla 1 hafta alabiliyorum o da yetmez gibi ama biraz daha olmazsa alacam bir hafta izin kalanını da artık babaanne devam edecek bazen uzun sürermiş tabii 1 hafta diye bişey yok ki .

evimizi toplu ko.nut dan almıştık ödedik bitti. onu öderken bir yandan da ekonomi yapmaktaydık çünkü para birikiyor gidiyor ev oluyordu .şimdi para harcanıp bitiyor bi işe yaradığı yok. bir ev daha almaya kalksak dedim de bu arada geçenlerde han.de yen.er ile bir roportaj izlemiştim 3senede bir taşınıyormuş evin enerjisi bana o kadar gidiyor dedi . baktım haklı yani ben de elimde olsa şimdi evi değiştirmek isterdim . erkek kardeşim değiştirdi mesela 5 sene dolmadan . evine gittim geçenlerde yenisine bir iki halı perde de değişince çok hoş olmuş . ben de yapmak istiyorum yaaa halılar perdeler yenilense ev yenilense temizlense....
ama bazı konularda demiycem her konuda olduğu gibi bu konuda da benimle ayRı fikirde olan bir adamla evliyim. ne yapalım boya badana yapsak kardır. belki bir onsene içinde boyarız oğlumun çizdiği // çizeceği duvarları komple işini bitirmesini bekliyoruz çünkü

24 Mayıs 2012 Perşembe

senlendim ; şenlendim

Özledim


Kapıdan senden önce giren gülüşünü

Elimi tutmadan gözlerinin beni yakalamasını

Yanağımdan öperken sanki sımsıkı kucaklanmışçasına yakınlaşmayı,

Kokunun bana sinmesini

Seslerimiz çarpışarak sohbet etmeyi

Ayrılmak istemeyişimizi

Kaçamak bakışlara gizlenen özlemleri

Özlediğimi söylemeyi

Özlendiğimi öğrenmeyi

Seni



Ve geldin…

Bir narin gül yaprağı okşar gibiydi sesin

Dinledim, dinlendim

Kahveye kattım sohbetinin tadını demlendim

Keyifsizdim keyiflendim

Senlendim ; şenlendim



Gözüm yolda

Yine beklerim.





22 Mayıs 2012 Salı

uçan balon

bir rüya gördüm yarım yamalak hatırladıklarımı yazmak istiyorum hayır olsun işallah

kendisinin bugün doğumgünü olan birine rüyamda doğum ginin kutlu olsun dedim
o da hızlıca yerinden kalkıp biyere gideceğim şimdi benim belediye başkanı ile randevum vardı ama oboşa gitmesin sen git otur konuş dedi.ben de elim boş gitmeyim diye çiçekçiden bir başkana karanfil bir de tek karanfil aldım sekreterine.başkanlık binasında tadilat vardı neyse dedim o gelemeyecek ben geldim peki dedi sekreter tam içeriye başkanın yanına girecektim doğum günü çocuğu elinde kocaman iki balonla geldi oraya birini bana almış şaşırdım çok sevindim benim doğum günüm olmuş gibi sevindim demek ki ben ona iyi ki doğdun diyince o da sevinmiş sonra bugün işe gelip illa arayıp kutladım rüya böyle buyurmuştu çünkü ve bekliyorum balonları :)))

10 Mayıs 2012 Perşembe

KIR KALEMİ KES CEZAMI YAŞAMAYI NEYLEYİM

son zamanlarda biraz mutluluk hissetmiştim biraz ışıldamıştım
oldu nihayet yeni bir kaosa sürüklendim
bir hata yaptım ve hamileyim
ama Allah biliyor içimi :(



bu kadar kötü hissedeceğimi bilmiyordum çok kötüyüm çok
dün doktora gittim 1 hafta kadar daha düşünebilirmişim
evet düşünüyorum çünkü :  bu hamilelikle oluşan yeni can'ı ; kendimi ve 2,5 yaşındaki oğlum Onur u ; üçümüzü birden bu hayata tutunduracak gücüm artık var mı  bilmiyorum.

günlerim gecelerim karardı ben o karanlıkta uğraştım didindim küçük ışıltılar aradım hayatta onlara tutundum ama şimdi bu ışık çok parlak gözümü alıyor bakamıyorum.


4 Mayıs 2012 Cuma

deniz üstü köpürür ; hey canım rinanay rinarina nay...

evet ; yaşasın tatil yaşasın deniz kum ve güneş...
1 mayıs ile haftasonunu birleştirerek attık kendimizi antalya yollarına güzel bir kaç gün geçirdik çekirdek aile olarak. Oğlum çok büyümüş , aynı otele o 9 aylıkken de gitmiştik şimdi aynı yerlerde resimlerini çektim karşılaştırdım ne şahane bir değişim . Discoda dansetti karşısına da bir genç kızı aldı o dansını görmek için bile değerdi . Hava serin olduğu için Antalya nın nemi ve sıcağından eser yoktu çok keyif aldık .  bütün gün kumlarda oynadı oğlum elektriğini epey atmıştır. Ben de tabii :)
Bu kısa kaçamak sonrası geri geldiğimizde aklımız akdenizde kalmıştı fakat yapacak çok da birşey yoktu bundan sonraki seyahatimiz en erken ramazan bayramında olur herhalde .dayanamayıp cumartesi pazar bir geceliğine kaçmazsak. Kaçalım yaaaa .... Hayat gezince güzel . bence

11 Nisan 2012 Çarşamba

su uyandı sen uyanmadın aşk olsun

son zamanlarımın ağrı kesicisi bu şarkı ; ezginin günlüğü çeyrek albümünde fuat saka tarafından seslendirilmiş

ben bazı hazineleri saklandıkları yerden bulmakta geç kalırım çeyrek albümü çıkalı biteli kaç yıl oldu ama ben ısrarla edinmemiştim derken şimdi oldu, iyi ki de oldu albümün tamamı hoş ama bu şarkı dedim ya bir nevi ağrı kesici.

oydu buydu derken günler geçiyor şuraya yazayım diyeceğim olağandışı bir hareket yok çok şükür . ister istemez rutin geçen günler insanı sıksa da rutin iyidir. düşünsene içinde hastane postane barındırmaz :) işten eve evden işe , en güzeli....

bir haftasonuydu üstünden bir kaç hafta geçti ; evde kızartma partisi yaptık kocamla.sık yapmayız ben sevmem pek sağlıklı değil diye . o haftasonu kırdık biz sigara böreği patates derken marketten alınmış dondurulmuş balık kriketleri bile kızartıp birayla keyif yaptık yaptıkça da tatil hayali kurduk yaz gelse palamutbükündeki şu "denize eksi bir" apartlardan kiralasak 10 günlüğüne kimi mangal yapsak kimi kızartma yapsak diye hayal ettik . orda öyle bir yer var ki denize sıfır dediğimiz tabir eksik kalır ondan dolayı dedim "denize eksi bir" diye çok yakın

12 Mart 2012 Pazartesi

seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi ....

hafta içinde yemekleri kayınvalidem yapıyor , o olmasaydı ben bir yolunu bulup yapardım akşamdan ama taze yemek imkanı varken kimse benim bir yada birkaç gün önceden yaptığımı yemeyi tercih etmiyor diye bulaşmıyorum mutfağa hiç. kendim de yemiyorum ben gittiğimde çoktan yiyip içip kaldırmış oturma odasına geçmiş oluyorlar ben haftaiçi 5 gün hiç mutfağa uğramıyorum.kahvaltı ve öğle yemeğini işyerinde halledip yaşayıp gidiyorum.

haftasonu ise bir koşturmaca hep öyle rutin kahvaltı öğle yemeği akşam yemeği seremonileri yaşayamıyorsun ,mutlaka öğün kaçıyor mutlaka dışarda yiyor yada dışardan söylüyoruz.veya geç kahvaltıdan sonra böyle balık kızartma veya bir et pişirme seansı giriyor öğleden sonra devreye.

ben de hal böyle olunca yemek yapmayı unuttum. oldum olası da elim becerikli değildir zaten ben küçükken anneme mutfakta hep yardım ettim ama hep yamaktım hiç şef olmadım , tencerenin kontrolü annemde oldu hep.dolayısı ile tek başıma tencerenin başına geçince panikliyorum.bu endişe ile başladığım yemek hazırlama süreci yüzünden de ne severim yemek yapmayı ne de başarırım . kendim zaten beğenmem kendim yaptığım yemeği ; eşim de beğenmez başka kimseye de mümkünse ikram etmem. yemekli misafir davet etmemeye çalışıyorum illa olacaksa da "yandık"

öyle ahım şahım yemekler bile değil mevzu ; yayla çorbası misal ya da bulgur pilavı
yalan yok suböreği baklava menüme bile girmez yumurta kırarım menemen yaparım

konuya nerden geldik bilmiyorum ama blogda fazla yer almasa da günlük hayatta benim için önemli bir kanayan yaradır bu mevzu. yaşadıklarım ve potansiyel yaşayacaklarım ; konu hakkında bir değil birden çok post yazdırır aslında. hele ki çok güzel yemek yapan bir çerkez bir annenin oğluyla evliyken....

2 Mart 2012 Cuma

senin dolmuşun yok ki ...

oğlum bana "anne baba işe gitsin sen gitme" diyor her sabah . Arada bir onu kırmamak için babayı beraber uğurluyoruz ; biraz beraber oynuyoruz ve ben yine bir şekilde kaçıyorum. Ve biliyor ki bu durumda ben işe dolmuşla gidiyorum. Bu sabah uyanınca baktı etrafta baba yok demek ki o gitti dedi içinden hemen bana gelmiş " anne sen işe gitmeycen senin dolmuşun yok ki" diyor. Ben de istemiyorum zaten gelmek kuzummbenim ama işte napalım seni yine babaanne kandıracak pencereden gelene gidene bakarken siz ben kaçacağım . Akşam kapıyı açtığımızda da çığlık çığlığa bağırarak kucağıma koşacaksın . Neyse bugün cuma iki gün birlikteyiz kah mutlu mutlu oynayacağız kah sen yaramazlık yapıp beni kızdıracaksın ama çok güzel iki gün geçireceğiz. Bir aksilik çıkmazsa bu haftasonu fazla iş de yapmayacağım belki seninle gezeriz .
Bazen anlamıyorum senin beni bu kadar çok sevmeni . O kadar az görüyorsun ki beni sanki babaanneni benden daha çok sevmen gerekiyormuş gibi geliyor bana . bu algımı durduramadığım için olsa gerek en çok minnet ve saygı duymam gereken kişiyi kıskandığım için de sevemiyorum. İlkel ilkel duygularımın esiri oluşum ... cık cık cık.

27 Şubat 2012 Pazartesi

ağlamadan çalamaz hiçbir saz

ben aslında müptelası değilim şarkıyı söyleyen sanatçının ama bu bir tema olarak hoşuma gitti çünkü oynayalım eğlenelim şarkılardan çok böyle ağlayan ağlatan şarkılar müzikler seviyorum ben :(
ama yok , genel olarak keyfim yerinde bu aralar Maşallah diyim , bir annemin kutsal topraklara ziyareti mevzusu var kafamda şimdi onu tek başına uzaklarda düşünmek içimi daraltıyor . Bu 23 nisan gezisini de iptal demek çünkü onuru ona bırakıp kaçamayacaksak gitmenin bir anlamı yok evde daha iyiyiz
cumartesi bir restorana gittik nerdeyse datçadan sonra ilk defa evden dışarda yemek yedik üçümüz ve datçada bir babası kucakta gezidiriyor bir ben şeklinde yapmıştık bu sefer üçümüz oturabildik masada hala etkisindeyim şok oldum resmen .
bizim alt komşu yeni bebeği oldu haliyle bu aralar hassas ve gürültüden şikayet ediyor , o da haklı kendince ama onuru durduramıyorum kanepeden atlıyor arabasını yere atıyor koşuyor derken illa gürüldüyor ev . konuştuk uzun uzun onurla.
babaannesi sessiz ol dedi sabah yine onur da ne cevap verse beğenirsin : - " biliyorum babam anlattı bana " babane sorar : - " ne anlattı baban " ve onur : -"aşağıda bebek var onu anlattı"
bu kadar biliyor farkında ama tutamıyor kendini oğlum.

23 Şubat 2012 Perşembe

değdi saçlarıma bahar gülleri...

bazen bu hikayelerim yüzünden başıma bir iş gelecek diye korkuyorum ama yaşananları hayal edilenleri ve hiç yaşanmamış hayal edilmemiş o an kelimelerin getirdiklerini harmanlayıp yazıyorum işte öyle birşey. biraz romantik komedi izlesem iyi olacak ben yoksa kendimi hikayelere kaptırıp gideceğim . film izleyip acıkan romantizm duygumu doyurabilirim belki. özlüyorum ne yapayım
içim kıpır kıpırdı ya hani onları özlüyorum
o kıpırtıları en son 2003de bırakmışım.
eşimle 26 nisan 2003de tanıştık
9 yıl
ona bazen hayatımın 10 yılı diye bakıyorum
ben onunla en çok gezmeyi seviyorum akşam bir plan yokken sabah gün ağarmadan arabadayız ya işte o anlara bayılıyorum . çocuğumuz küçük olduğu için artık bu kadar çat kapı evden çıkamasak da cemreler düştükçe yerimde duramaz oldum , 23 nisan tanışma yıldönümü diye etiketlenebilir tarih yakın ne de olsa ve o tarihte bir otelde yer ayırtıp ver elini akdeniz demek ne hoş olur. dur bir bakayım tatil sitelerine...

16 Şubat 2012 Perşembe

kendimden kaçak...

buz gibi bir kış günüydü
sıcacıkk bir öpücük uğruna işyerindekilere ve de anneme yalan söyleyerek akşamüstü otobüse binip gittim onun şehrine.
ismi içinde barındırıyordu tüm "kor" ateşleri
ve gizlilik körüklüyordu arada bir közlense de alevi
kimse bilmeden kendimden bile kaçarak vardığım bu sevgiliyle süper bir konseri birlikte izledikten sonra sabahın dördünde yola düştük yeniden.
benim tekrar otobüse binmem gerekiyordu
oraya kadar el ele yürüdük ve ayrıldık
ben kendi soğuk şehrime giderken o sıcacık ellerini salladı bana

her buluşmamız keyif her ayrılığımız hüzün doluydu
kimseyle dans etmedim ben kulaklıkta çalan müzikle yol ortasında
onunla ettim
kimseyle ezginin günlüğü konserinden çıkıp arabada yine aynı şarkıları bağıra bağıra söylemedim
onunla söyledim
kimseyle frappe içmedim köpük köpük
onunla içtim

ben ; kendime
kendim gibi bir sevgili bulmuştum
eğlenen gezen dans eden yiyip içen
ve bunlardan çok ama çok keyif alan
onu bunu takmadan yol ortasında öpüşebilen
uykusunu feda ettiği seni uykunu bölerek her gece arayabilen
şiirler şarkılarla seni besleyen

şimdi
yazdığım şiirleri bile bulamıyorum onun uğruna
ismini oğluma koyacaktım ; çok Türk filmi tadında buldum bu isteğimi vazgeçtim

yıllar sonra ; gidip gelmelerle yürümez diye vazgeçtiğim aşkımın şehrinde bir muhtardan ikametgah alıyordum onu yeniden gördüğümde

ben geldim sevgilim
ama artık sen yoksun...

14 Şubat 2012 Salı

bunalım

oğlumun bacağında bişeyler çıktı gittik böcek ısırığı dedi DR.
kasım ayında da çıkmıştı aynen böyle evi baştan aşağa iyice ilaçlattık 3 gün eve girmedik
tekrar edince canım sıkıldı
oğlumun çektiği sıkıntıya mı üzülsem
babasının sanki evi benim pisliğim yüzünden böcekler basmış gibi davranmasına mı üzülsem
yoksa şimdi kış günü yine ilaçlama temizleme telaşına düşeceğiz diye mi üzülsem

bilemedim

* benimle paylaşabileceğiniz öneri tecrübe ve bilgileriniz var mı acep bu tahtakurusu mücadelesi hakkında *

13 Şubat 2012 Pazartesi

benim bu derdim...

cumartesi ritüelini bozarak kahvaltıdan sonra oğluşumla beraber giyindik kuşandık hva da yumuşaktı ; bindik dolmuşa çarşıya çıktık. bir profiterol bölüşüp yedik biraz yürüdük sonra kuaföre gittik . bu ilk tecrübemizdi ve boya + kesim için lazım gelen yaklaşık bir 2 saat süresince o kutu gibi kuaför salonunda bekledi beni oğluşum .normalde cumartesileri ikimiz evde temizlik yemek vb gibi işlerle akşamı ederdik bu sefer dedim oğlumun suçu ne gezsin çocuk .Demeyin kuaföre gitti sıkıldı . Onun için farklı bir ortam bir sürü abla felan iyi geldi yani bence.
Eve gelince yedirdim uyuttum ve bir film açtım asırlar sonra film izlemek de bana iyi geldi.
tek başıma oturdum "incir reçeli" ni seyrettim ve hala şarkısı dilimde. yetmezmiş gibi akşam da "21 gram" filmini seçtik eşimle .seyredenler beni anlayacaktır çok etkilendim bir de üst üste gelince bu iki film aynı gün fena oldum
saçımın ne rengi ne de kesimi içime sinmedi , beyazlarım çıktığı için boyatmıştım yoksa renginden memnundum kendim köpük boya ile boyamıştım evde ama çok zoruma gitmişti bir de üstelik banyodaki halıya sıçratmıştım .O nedenle bu sefer kuaföre boyattım .Ona da boya alıp gidip boyatmak ayıp olacakmış gibi geldi fakat o kendi boyasından benim istediğim rengi tutturamadı. Şimdi böyle çok farklı bir renk kullanıyormuşum gibi yazdım da değil aslında saçım çok koyu kahve yani siyah da denebilir dümdüz saç işte.
günler uzadı biraz kendimi iyi hisseder oldum yakın zamanda fırsat bulup bir haftasonu seyahati yapmak ister oldum . kendim için olduğu kadar oğluşum için de. sürekli evde aynı ortam aynı konular ile meşgul ola ola çocuğun zihni bulanıklaşacak . gidelim gezelim ona yeni keşifler sağlayalım istiyorum .

30 Ocak 2012 Pazartesi

bir orman bir gece kar altındayken

sanırım çoğumuz beyaz bir sabaha uyandık , cuma günü annemlere gittik pazar akşamı döndük çok şükür yollar iyiydi sadece kızkardeşim ankaradan hızlı tranle gelirken 6 saatte geldi onun stresini de çabuk atlattık kavuşmanın mutluluğu ile annem harika yemekler pastalar yapmış kereviz , patates böreği (biz deli börek deriz akıllısı su böreği oluyor ) yaş pasta , elmalı turta ,
tarhana çorbası , uf uf analtmakla bitmez.
iki düğün vardı birine uğradık fazla kalmadık diğerine geçtik.orda da biz varana dek bütün seremoniler bitmiş nikah pasta takı felan hallolmuş bize işin eğlence kısmı kaldı , oynadık da oynadık hatta gecenin ucunda yerlere oturup türkü söylemediğimiz mi kaldı , bayrak açıp onuncu yıl marşı ile salonu turlamadığımız mı ?
kuzu annemde kaldı bu nedenle rahatım yerindeydi elbette onun da rahatı yerindeydi annemi çok özlüyor kavuşunca hallerini görmelisiniz yerlerde kucak kucağa yuvarlanıyorlar anneanne torun:)
benim çok kıymetli çok eğlenceli bir arkadaş grubum var ama böyle düğün dernek olmazsa bir araya gelmek zor takdir edilir ki .
istanbul dan düğüne gelen arkadaşlardan biri dedi ki siz böyle toplanıp kahvaltılar piknikler yapıp fotoğraflarını paylaşınca ben sizi kıskanıyorum .biz de ama zaten onlar senede bir ya oluyor ya olmuyor sen bize dışardan bakınca biz hep öyleyiz mi sanıyorsun dedik.bu düğünde işte öyle fotoğraflarda yerini alacak biz yine bir düğün bekleyeceğiz birbirimizi görmek için.

24 Ocak 2012 Salı

avuçlarında hala sıcaklığım

biliyorum orjinali avuçlarımda hala sıcaklığın ...
ama bu başka.

kuzumu gece yanımda uyutuyorum , çünkü hayatta uyumaktan zevk alabileceğim başka biri yok bu şekilde. elleriyle yanaklarımı avuçluyor burnu burnuma değiyor onu bırakmak istemiyorum
biliyorum yanlış ama benim 12 saat çalışmam da yanlış hiç izin kullanamam da yanlış haftasonu ev işlerinden oğluma zaman kalmayışı da yanlış 4 yanlış 1 doğruyu götürüyor
ona hasretimi doyurabileceğim başka bir şey bulamadım uykuda buluşuyoruz

bendeki ışığa ve parlamaya gelince , zaman herşeyin ilacı ve ben zamanla yaşam tarzıma alıştım diyelim

ve bir de kimse kuyu kazmaca oynamıyorsa benimle kendi kendime kazacak değilim. eee kazılmış koca koca kuyuların etrafını dolaşıp buraya gelebildim düşe kalka
darısı gelecek günlerin başına

ama her an herşey olabilir . biz günü yaşayalım , parfümüm gelmedi kalmamış yeni bir koku bulmam lazım çok pahalı olmasın

23 Ocak 2012 Pazartesi

şafak türküsü

iltifatlar için teşekkürler .... yorumlarınız benim için candır. tek tek teşekkür ederim . katalogdan ruj ,rimel , fondöten ve parfüm sipariş ettim ,topuklu bot aldım giyiyorum, 4 yeni bluz aldım . 3 adet kolye aldım . haftasonu tek tek deneyerek kıyafet kombinlerimi yapıp hazırladım hafta içine ... tarih bunları yazsın burda lütfen .

kuzuma telefonumdan müzik dinletmeye daha karnımdayken başlamıştım , sonra uyumaya geçişlerde bu müzik uygulaması devam etti.
ben gençliğimde ve sağken rahmetli hiç "ah.-met ka.-ya" dinlemezdim elbette onu ve şarkılarını bilirdim bulunduğum ortamlarda çalmıştır ama ben bizzat gidip kasetini almış dinlemiş değildim. hamileyken onun şarkılarına aşermiştim :)))
kızkardeşim de telefonuma epey bir şarkısını yüklemişti. oğlumun uyutma müzüklerini ayrı kategoride toplamıştım geçen gün o kategoriyi artık sıkılarak dinlemediğini farkedip hepsini çal dedim sırayla çalınca araf sonra da şafak türküsü çaldı. ben de bu güzel değilmiş dedim ama o "güzel" olduğunu ısrar edip dinlemek istedi. ve sonra söylemeye başladı " saçlarına yıldız düşmüş koparmı kopar" çok tatlıydı anlatamam

5 Ocak 2012 Perşembe

kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına

burası bunları yazacak kadar gizli bir yer mi bilmiyorum ama gizli kalmasını istesem sanırım yazma gereği duymazdım . açığa vurmak içimden atmak istiyorum bunları .

son zamanlarda bir çaba içinde buluyorum kendimi . saçıma başıma kılığıma kıyafetime parfümüme hatta masamın düzenine kadar özenmeye başladım yıllar sonra . öyle yataktan kalktığım gibi işe geliyordum hemen açıp bilgisayarı akşamın körüne kadar çalışıyordum aynalara küs kendime küs öyle moralsiz bir haldeydim. bir gün içim açılsın diye makyaj yapmıştım hani şu kayınvalidemin bana büyücü dediği sıralarda
biri da bana bir iltifat bir iltifat etti nasıl hoşuma gittiyse artık alışkanlık oldu bu makyaj yapma işi bende her sabah boyanıyorum
bir de gittim saçlarımı da boyattım kestirdim felan
takı takmazdım aldım taktım bir sürü takı
tırnak uzattım oje sürdüm derken işte dışardan bakınca değiştim diyebilirim sayesinde.
hayır sebep olduğu şeyler gayet güzel ve abartılı bir şey yok zaten moda , kozmetik ve kuaför kadınlar için olmazsa olmaz değil mi , haksız mıyım ?

ama ben bunu o bana iltifat etti diye yaptım ya ilk başta işte o yüzden suçluluk duyuyorum
evli barklı kadınım ya olmaması lazım bunun benim hayatımda bu iltifat beklentisi yasak bana.

zaten gün içinde doksan kişi var muhatap olduğum kimi abi kimi kardeş kimi arkadaş kimi de işte bir iltifatı çok görmeyen nazik bir beyefendi kimi öküz kimi kazma kimi odun...

onca sıkıntı arasında bir tebessüm kondu diye yüzüme yer şimdi içim içimi benim

yemesin mi
yesin mi