13 Şubat 2012 Pazartesi

benim bu derdim...

cumartesi ritüelini bozarak kahvaltıdan sonra oğluşumla beraber giyindik kuşandık hva da yumuşaktı ; bindik dolmuşa çarşıya çıktık. bir profiterol bölüşüp yedik biraz yürüdük sonra kuaföre gittik . bu ilk tecrübemizdi ve boya + kesim için lazım gelen yaklaşık bir 2 saat süresince o kutu gibi kuaför salonunda bekledi beni oğluşum .normalde cumartesileri ikimiz evde temizlik yemek vb gibi işlerle akşamı ederdik bu sefer dedim oğlumun suçu ne gezsin çocuk .Demeyin kuaföre gitti sıkıldı . Onun için farklı bir ortam bir sürü abla felan iyi geldi yani bence.
Eve gelince yedirdim uyuttum ve bir film açtım asırlar sonra film izlemek de bana iyi geldi.
tek başıma oturdum "incir reçeli" ni seyrettim ve hala şarkısı dilimde. yetmezmiş gibi akşam da "21 gram" filmini seçtik eşimle .seyredenler beni anlayacaktır çok etkilendim bir de üst üste gelince bu iki film aynı gün fena oldum
saçımın ne rengi ne de kesimi içime sinmedi , beyazlarım çıktığı için boyatmıştım yoksa renginden memnundum kendim köpük boya ile boyamıştım evde ama çok zoruma gitmişti bir de üstelik banyodaki halıya sıçratmıştım .O nedenle bu sefer kuaföre boyattım .Ona da boya alıp gidip boyatmak ayıp olacakmış gibi geldi fakat o kendi boyasından benim istediğim rengi tutturamadı. Şimdi böyle çok farklı bir renk kullanıyormuşum gibi yazdım da değil aslında saçım çok koyu kahve yani siyah da denebilir dümdüz saç işte.
günler uzadı biraz kendimi iyi hisseder oldum yakın zamanda fırsat bulup bir haftasonu seyahati yapmak ister oldum . kendim için olduğu kadar oğluşum için de. sürekli evde aynı ortam aynı konular ile meşgul ola ola çocuğun zihni bulanıklaşacak . gidelim gezelim ona yeni keşifler sağlayalım istiyorum .

Hiç yorum yok: