16 Şubat 2012 Perşembe

kendimden kaçak...

buz gibi bir kış günüydü
sıcacıkk bir öpücük uğruna işyerindekilere ve de anneme yalan söyleyerek akşamüstü otobüse binip gittim onun şehrine.
ismi içinde barındırıyordu tüm "kor" ateşleri
ve gizlilik körüklüyordu arada bir közlense de alevi
kimse bilmeden kendimden bile kaçarak vardığım bu sevgiliyle süper bir konseri birlikte izledikten sonra sabahın dördünde yola düştük yeniden.
benim tekrar otobüse binmem gerekiyordu
oraya kadar el ele yürüdük ve ayrıldık
ben kendi soğuk şehrime giderken o sıcacık ellerini salladı bana

her buluşmamız keyif her ayrılığımız hüzün doluydu
kimseyle dans etmedim ben kulaklıkta çalan müzikle yol ortasında
onunla ettim
kimseyle ezginin günlüğü konserinden çıkıp arabada yine aynı şarkıları bağıra bağıra söylemedim
onunla söyledim
kimseyle frappe içmedim köpük köpük
onunla içtim

ben ; kendime
kendim gibi bir sevgili bulmuştum
eğlenen gezen dans eden yiyip içen
ve bunlardan çok ama çok keyif alan
onu bunu takmadan yol ortasında öpüşebilen
uykusunu feda ettiği seni uykunu bölerek her gece arayabilen
şiirler şarkılarla seni besleyen

şimdi
yazdığım şiirleri bile bulamıyorum onun uğruna
ismini oğluma koyacaktım ; çok Türk filmi tadında buldum bu isteğimi vazgeçtim

yıllar sonra ; gidip gelmelerle yürümez diye vazgeçtiğim aşkımın şehrinde bir muhtardan ikametgah alıyordum onu yeniden gördüğümde

ben geldim sevgilim
ama artık sen yoksun...

1 yorum:

cinar dedi ki...

Keske sevenler hiç ayrılmasa, keske hasret olmadığında da sevenler birbirine sımsıkı sarılsa. Keske o heyecan hiç bitmese..