12 Mart 2012 Pazartesi

seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi ....

hafta içinde yemekleri kayınvalidem yapıyor , o olmasaydı ben bir yolunu bulup yapardım akşamdan ama taze yemek imkanı varken kimse benim bir yada birkaç gün önceden yaptığımı yemeyi tercih etmiyor diye bulaşmıyorum mutfağa hiç. kendim de yemiyorum ben gittiğimde çoktan yiyip içip kaldırmış oturma odasına geçmiş oluyorlar ben haftaiçi 5 gün hiç mutfağa uğramıyorum.kahvaltı ve öğle yemeğini işyerinde halledip yaşayıp gidiyorum.

haftasonu ise bir koşturmaca hep öyle rutin kahvaltı öğle yemeği akşam yemeği seremonileri yaşayamıyorsun ,mutlaka öğün kaçıyor mutlaka dışarda yiyor yada dışardan söylüyoruz.veya geç kahvaltıdan sonra böyle balık kızartma veya bir et pişirme seansı giriyor öğleden sonra devreye.

ben de hal böyle olunca yemek yapmayı unuttum. oldum olası da elim becerikli değildir zaten ben küçükken anneme mutfakta hep yardım ettim ama hep yamaktım hiç şef olmadım , tencerenin kontrolü annemde oldu hep.dolayısı ile tek başıma tencerenin başına geçince panikliyorum.bu endişe ile başladığım yemek hazırlama süreci yüzünden de ne severim yemek yapmayı ne de başarırım . kendim zaten beğenmem kendim yaptığım yemeği ; eşim de beğenmez başka kimseye de mümkünse ikram etmem. yemekli misafir davet etmemeye çalışıyorum illa olacaksa da "yandık"

öyle ahım şahım yemekler bile değil mevzu ; yayla çorbası misal ya da bulgur pilavı
yalan yok suböreği baklava menüme bile girmez yumurta kırarım menemen yaparım

konuya nerden geldik bilmiyorum ama blogda fazla yer almasa da günlük hayatta benim için önemli bir kanayan yaradır bu mevzu. yaşadıklarım ve potansiyel yaşayacaklarım ; konu hakkında bir değil birden çok post yazdırır aslında. hele ki çok güzel yemek yapan bir çerkez bir annenin oğluyla evliyken....

2 Mart 2012 Cuma

senin dolmuşun yok ki ...

oğlum bana "anne baba işe gitsin sen gitme" diyor her sabah . Arada bir onu kırmamak için babayı beraber uğurluyoruz ; biraz beraber oynuyoruz ve ben yine bir şekilde kaçıyorum. Ve biliyor ki bu durumda ben işe dolmuşla gidiyorum. Bu sabah uyanınca baktı etrafta baba yok demek ki o gitti dedi içinden hemen bana gelmiş " anne sen işe gitmeycen senin dolmuşun yok ki" diyor. Ben de istemiyorum zaten gelmek kuzummbenim ama işte napalım seni yine babaanne kandıracak pencereden gelene gidene bakarken siz ben kaçacağım . Akşam kapıyı açtığımızda da çığlık çığlığa bağırarak kucağıma koşacaksın . Neyse bugün cuma iki gün birlikteyiz kah mutlu mutlu oynayacağız kah sen yaramazlık yapıp beni kızdıracaksın ama çok güzel iki gün geçireceğiz. Bir aksilik çıkmazsa bu haftasonu fazla iş de yapmayacağım belki seninle gezeriz .
Bazen anlamıyorum senin beni bu kadar çok sevmeni . O kadar az görüyorsun ki beni sanki babaanneni benden daha çok sevmen gerekiyormuş gibi geliyor bana . bu algımı durduramadığım için olsa gerek en çok minnet ve saygı duymam gereken kişiyi kıskandığım için de sevemiyorum. İlkel ilkel duygularımın esiri oluşum ... cık cık cık.