23 Aralık 2013 Pazartesi

eksi 10

kısa günler
soğuk günler
kar yağmaması ama havanın eksi on derece ile her sabah bizi dondurması
evden çıkamamak
biyere gidememek
kimseleri görememek
yazı özlemek
dışarda yemek yemek veya çay içmek hayali kurmak
yılbaşı akşamına program yapmamak
haftaiçine rastladığı için üzülmek
bir sadece bir kişiye hediye alacak olmak
ona da ne alacağını bulamayıp bir gezi kitabı sipariş edivermek
o kitabı da eklersek yılı 150 liralık kitap siparişi ile noktalamak
okunacak bir sürü kitap sahibi olmak
içlerinde birinin adının "aşk mutfağından yalnızlık tarifleri" olması
ebru şallının bir lafı ile hayatı anlamlandırmak
" istediğin kadar Türkiye güzeli ol ,güzel olduğunu unutturabilirler ama birgün tekrar güzel olduğunu bir hatırlatan çıkarsa bundan çok etkilenirsin " demiş Ben TR güzeli seçilmedim gayet normal normlardayım ama işte evlilik aşkı öldürüyor mu ne ? Ama illa aşk olmasına gerek yok biz öyle takılıyoruz artık kurallar gereği

19 Aralık 2013 Perşembe

ne kadar garip

bugün anneannemi düşündüm
yaşı var epeyi bi 78 üstüdür
enerjisi de azaldı ama ayakta çok şükür
kendi evinde kendisi yaşıyor sobasını yakar çorbasını yapar ama vaktinin çoğunu ibadetle geçirir
eskiden de ibadetlerini yapan bir insandı fakat onun dışında günlük işlerede bir hayli vakit harcardı gücü kuvveti yerindeyken .Bağa bahçeye giderdi ineği vardı eşeği vardı tarladan buğday kalkar un bulgur yapardı salça yapardı falan falan.
İşte anneannem benim canım anneannem bugün olanlar o yolsuzluk rüşvet hırsızlık dümenleri haberlerini okudukça devamlı neden aklıma o geliyor ? çünkü o bu dünyada ömrümüzün bir sonu olduğunu bana hep  hissetiren dahası bunu hep söyleyen kişinin ta kendisidir . eliyle yanan korları avuçlar da "ahrette nası yanacaz" der

evet arkadaşlar ahrette biz de onlar da aynı ateşte mi yanacaz ?

17 Aralık 2013 Salı

sabahattin ali

ne kadar garip

ben şimdi yazıyorsam harfleri kullanıp kelimeler cümleler kurup bir şey anlatıyorsam ; Sabahattin Ali 'nin yaptığına ne denir  ?

Bu okuduğum üçüncü kitabı ; Kürk Mantolu Madonna - Kuyucaklı Yusuf 'dan sonra şimdi de  İçimizdeki Şeytan .
Her biri bir şaheser
Başka yazarları okumayı bırakıp ömrümün kalan zamanını onu okuyarak tüketebilirim
Tekrar tekrar

10 Aralık 2013 Salı

kelam

Hazırlanırsın , sanki bütün kış soğuktan dışarı çıkamayacağını bilip de eve erzak doldurur gibi . Doldurursun bohçanı kimi hüzün kimi umut dolu kelimelerle. Kelimeler bekler seninle , ısıtır kimi zaman seni ; kimi zaman da soğuğun ta kendisi olup bozulmanı engellerler. Yalnızım dediğinde ; o kelime doldurur yalnız kalan sayfanı . Gel dediğinde seninle o da çağırır beklediğini.


Bugün tam da kelimelerimi çıkarıp oynayası gelen çocuk gibiyim , annemin ders çalışmalısın uyarıları gibi başımda beklemese şu işler koyverip gideceğim.Yazı mı yazarım , şiir mi çıkar bu oyundan bilemem ama önemli olan sonuç değildir oyun oynarken; değil mi ? Oynamanın kendisi güzeldir.

Ve en çok da baharı açmak istiyor benim kelimelerim bugün , ya da hafif bir kelebek gibi uçmanın peşindeler … Belki içlerinden bazıları bir gökkuşağı gibi yediye boyanmak istiyorlardır .Ama hiçbirisi renksiz solgun ve uzak değiller. Kavuşmuşlar , sarılmışlar ve ısınmışlar (sana)





9 Aralık 2013 Pazartesi

nasip değilmiş

hiç kimse sonu ayrılık olsun diye evlenmez , ama sonu geldiyse bir ilişkinin evli kalmak için de sürdürülemez
bugünlerde böyle , eskiden kadınlar susar otururmuş fakat biz gibi kadınlar için bu böyle değil
çocukluk arkadaşım olan bir kadın boşanmış yeni duydum
her şeye rağmen aynı evde yaşamayı sürdürmüşler çocuklar için sanırım
gelin görün ki onun da bir sonu var adam valizini almış gitmiş

çok etkisindeyim , aslında pek sık görüşemiyoruz ama çok severim yakın hissederim kendimi
sanki bir yumruk yedim duyunca
kendini de göremedim
belki onu iyi görsem rahatlardım
iyi değilse rahatlatmaya çabalardım
olmadı
nasip değilmiş

29 Kasım 2013 Cuma

aralandı kapılar kışa doğru

bugün eşim işyerine erken gittiği için okul saatinde oğlumu okuluna yürüyerek bıraktım ve ordan da işe geldim dolmuşla. günlerdir arabayla gidip geldiğimden mi anlamadım yoksa hava aslında bugün mü soğudu bilmiyorum ama çocuk da üşüdü ben de ... kulaklarım dondu resmen . oysa daha geçen hafta günlük güneşlik bir haftasonu idi bu haftasonu nasıl olur acaba biraz dışarı çıksak oğlumu biraz gezdirsem .

kızkardeşim hamile sanırım iki aylık falandır , üniversiteye başladığımdan beri 10yaşındaydı o zaman
aynı evde kalmadık ama hayatımda bana ondan daha yakın olan birisi yoktur . Önceleri mektup yazardım şimdilerde cep telefonu var uzun uzun konuşuyoruz. okuduk evlendik benim çocuğum oldu ama hep yanımda hissettim onu hep.. fakat işte hamile olduğunu söylediğinde birden içime bir his doğdu , ilk defa kızkardeşimle aramda bir uzaklık ve bu uzaklığın nedeninde o bebeği hissettim ( kıskandım bile o bebeği )
kardeşim bir günlüğüne bile olsa kalkıp gelirdi , ayda bir görüşürdük , sabah işe giderken konuşurduk
bence yine hep görüşüp konuşacağız ama ben o hissi o an yaşadım ve silemiyorum belleğimden.
Kızkardeşim doğduğunda 8 yaşındaydım çok iyi hatırlıyorum bir gün kucağımda anneme gidip altı aydır bakıyoruz ne zaman gidecek bu dediğimi. yani hislerimi bir süre sonra değiştiriyorum bu belli bişey :)

gelelim okumalarıma , elimdeki kitabı çok sevdim galiba biraz röntgenciyim " bir psikiyatristin gizli defteri"
evet başka hayatları okurken zevk aldığımı biliyordum roman okurken kitabı elimden bırakasım gelmezdi ama bu kitapta kısa kısa vakalarını anlatmış psikiyatrist ve bir romandan çok çok daha ilgimi çekti. Dün öğle arası bankadan çıkıp yakınlarda yeni açılan bir kafeye gittim bir cheesecake ile bir fincan kahve söyledim ve kitabıma gömüldüm ( saati gözümün önünden ayırmadım yoksa orda bir saatlik öğle arasından çok daha uzun kalabilirdim )

bundan önce Alper Canıgüz 'ün Cehennem Çiçeği romanını okudum , hızlıca bitirdim ama aynı yazarın başka bir kitabını alacağımı sanmıyorum . Engin Ergönültaş 'ın romanı ile ikisi kısa süre içinde üstüste okuduğumdan olsa gerek İstanbul'un kenar mahallelerinde geçen bir romandan uzak duracaüğım bir süre

Aslında tam da uzaklaşmaya yarar bir romanı da araya almıştım oysa ki Paul Auster "New York Üçlemesi"
fakat yeterli gelmedi sanırım .Kitabın akışı güzeldi ancak bitirişlerinde ben yine mutlu olmadım .Diyorum size gözüme çomak sokar gibi açık açık son yazılmazsa tatmin olamıyorum diye.







31 Ekim 2013 Perşembe

ekimde a.ş.k.( Akdenizde Şnorkelle Kulaçlar)

datcada selimiyede dalyanda fethiyede ve kaşta
akdenizin bilumum koylarında
şnorkelimi taktım
yüzdüm
ekim ayında eğer hava güzelse deniz herzamankinden daha güzelmiş test ettim onayladım
oda fiyatları yarıya düşmüş ,  locadan bile denize girsen para istemeyen mekan sahipleri oluşmuş ve insan kalabalığı sesi yerini kuş seslerine bırakmış ... neden temmuzda paramızla rezil oluruz ekime kadar beklemek zor biliyorum ama madem temmuzda gittik iznin hepsini harcamayıp ekime de bırakalım derim ben

tatilden önce zemberekkuşunun güncesini bitirdim , okurken akıcı bir kitaptı , nasıl da uzun uzun hayaller kurdum kitabın içindeymişim gibi hissettim .fakat son yok gibiydi . biraz fantastik .ben çok daha gerçekçi romanlar seviyorum oysa ki . bir sonraki kitabım tatil boyunca çok az elime aldığım ahmet ümit 'in istanbul hatırası isimli romanı idi  . aslında çok boş vaktim oldu ama gözlerim rahatsızdı lens kullanıyorum bu aralar enfeksiyon mudur nedir bulanıklaşıyor görüntüler kitabı almadım bilerek yanıma ; denize baktım durdum .

dönünce ise bir muhteşem kitap daha okudum  Engin Ergönültaş in Minare Gölgesi isimli kitabı . Fakat yine sonu konusunda "bişey anlamadım" diyeceğim. ben biraz aptalım çomak sokar gibi gözüme sokulmazsa anlamıyorum galiba

27 Eylül 2013 Cuma

kış günlüğü ( paul auster )

"Yara izlerinin dökümü özellikle de her sabah traş olmak ya da saçını taramak için banyonun aynasına baktığında gözüne çarpan yüzündeki yara izleri . Onları pek aklına getirmiyorsun , ama düşününce onların yaşamın izleri olduğunu yüzüne işlemiş o çeşit çeşit pürüzlü çizgilerin senin kim olduğunu anlatan gizli alfabenin harfleri olduğunu anlıyorsun."

Bu alıntıda olduğu gibi kitabın tümü; sen diye hitap ederek süregelen bir anlatı şeklinde. Bu benim okuduğum pek çok kitapta kullanılmayan bir anlatım biçimi . Değişik geldi ve okumak zevkliydi. Hele en çok hayatı boyunca oturduğu evleri tek tek anlatması ile ilgili kısım pek bir hoşuma gitti , ben de böyle bir döküm yapmalıyım dedim içimden.

Tavsiye olunur ; sevgiler sunulur
iyi bir haftasonu geçirelim

yeni kitabım zemberekkuşunun güncesi biraz kalınca bakalım ne zaman bitirebileceğim ?

25 Eylül 2013 Çarşamba

Öykücü 'ye

severek okuduğum Öykücü blogunu sanırım şifrelemiş ben giremedim , eğer şifrelemişsen Öykücü bana izin verir misin  ? 

23 Eylül 2013 Pazartesi

ve dağlar yankılandı

okuduğum kitapların bende bıraktığı etkiyi unutmam
ama sor o kitabın kahramanı kimdi konusu neydi ; pek anımsayamam

Khaled Hosseini nin iki kitabını okumuştum , etkilenmiş ve beğenmiştim gerçekten , dediğim gibi konu falan çok net hatırlamasam da .Hemen yeni kitabını görünce aldım ve bir çırpıda bitirdim .

bir pragrafı alıntılamak istiyorum :

" iyi şeylerin hiçbiri bedava değildi ; sevgi bile. herşeyin bedelini ödüyordun . Ve eğer yoksulsan elindeki tek nakit kahır çekmekti "

bu cümleden yola çıkarak okuyup okumamaya karar verebilirsiniz bence , hele ki diğer iki kitabını okumuşsanız çok da farklı bir pencereden bakmıyoruz bu kitapta da

haftasonu , daha önceden okuduğum bir başka kitaba yine yeniden başladım : Darağacında Üç Fidan

Bu yeniden okuma durumu ilk kez oluyor diyebilirim o kadar çok okumak istediğim kitap var ki , pek öyle yeniden okumam kitapları ben. Elbette bin kez okunmayı bile hakeden kitaplar var ama ben okumadıklarım için daha çok istek duyuyorum. Bu kitabı alıp saklamak istedim önceki okuyuşumda ödünç almıştım. Almışken de okuyuverdim .Bitmek üzre.

Biraz tembellik biraz oğlumla oynama derken haftasonu bitti işe geldik. Oğlumun öğretmeni bu sabah " pek ciddiyiz pek sessiziz" dedi , gülümsemekle yetindim . Beni şaşırtmadı çünkü genetik olarak babasına çok benziyor ve eşim de öyle. Bu öğretmeninden onun hakkında duyduğum ilk sözler , veli moduna girip "çocuğun durumu nasıl" diye bitürlü soramadım nedense

Sağolsun öğretmen ben sormadan bir ipucu verdi . Anladığım kadarı ile bir yaramazlığı yok .


19 Eylül 2013 Perşembe

imkansızın şarkısı

okuduğum ilk murakami romanı olup beğenilmiştir.yani bir romandan bekleyebileceğim herşeyi karşıladı.hatta şimdi gelen kitaplarımdan birisi yine murakami
fakat aşk ve ölüm klasik birlikteliği yerine bir başka konuyu tercih ederim umarım okuyacağım ikinci kitap değişik bir konudadır , konusuna bakmadım sevdiğim bir yazar olunca ...

anaokulu maceramızda son boyut "anne herkes öğretmeni üzüyor ben üzmüyorum" kavga eden ve bağıran çocuklar varmış , doğruysa . öğretmeni ile konuşmak ve sınıfı onur'u sormak istemekteyim ancak çok erken herkesi tanısın bilsin de sonra konuşayım dedim belki onur için gecikmiş bir doğumgünü yapabiliriz okulda

17 Eylül 2013 Salı

eylül

bir yaprağı düşerken görmek ; ağacından ayrılan kuru bir yaprak
bana hüzün veriyor yazın bitmesi günlerin kısalması artık üşümeye başlamak ve
oğlum da okula başladı üstelik küçük adam gayet mantıklı karşıladı okula gitmesini , heyecansız bağırtısız çağırtısız bir ilk gün geçirmiş dün. ben hiç ilgilenmedim eşim de götürüp okulunda öğretmenine teslim edip işe gitmiş . öğleyin almaya gitmiş yakasında bir yıldız "güzel resim yaptı diye" ymiş . eve gelmişler pek konuşmamış o kadar ki sabah okulda kahvaltı edip etmediğini bile öğrenemedik . "anlatmıycam" diyor da anlatmıyor ama ben ilgilenmemiş görünmekle birlikte merakımdan da çatlıyorum . gizli kamera olsa da sınıfta benim kuzum orda ne yapıyor bir görsem çok isterdim doğrusu. okula anne de gider anne okulda kalır gibi fikirlere kapılmasın diye varlığımı bile gizledim ,babasına naz yapamaz zaten o arabayla bırakıp işe geçiyor. dilerim ilk günkü gibi seve isteye devam eder okul hayatına .
haftasonu bir arkadaşımdan ödünç alarak " küçük mucizeler dükkanı" nı okudum , tatlı bir kitaptı bence her ne kadar kör göze çomak misali olacakları önceden bilmemizi sağlamaya çalışmışsa da takmadım onu ve okudum gitti.
bayram tatili ile 29 ekimi birleştirsem diyorum şöyle uzun bir izin alsam ?
datça da o aralar denize girilirmi ki ?

10 Eylül 2013 Salı

satranç " stefan zweig"

kısa bir kitap ama ne kitap ...
ben odtüde yurtta kalırken oda arkadaşlarımdan birisi stefan stefan diye ölürdü aşıktı resmen adama , bize anlatır dururdu hayatını kitaplarını . Ben de o yıllarda meraktan okumuştum ama hangi kitaptı onu bile hatırlamıyorum . son kitap alışverişimde aldığım "satranç" kitabını okuduktan sonra o aşka bir kez daha hak verdim . belki daha fazla kitabını okursam bend ebir stefan aşığı olabilirim. kesinlikle tavsiye ederim bu kitabı . hatta buraya kitabın bir özetini yazmak istiyorum ancak kötü özetlerim endişesi ile bir kez daha okuduktan sonra yapacağım bunu.
yaz günlerinin kendini nispeten kısa ve serin sonbahar günlerine bıraktığı bu zamanlarda ; bünyem geçiş sürecinden midir bilmiyorum çok yorgun düşüyor . dün oğlumun doğumgünü idi 9.9 :) ona bir pasta aldım hediye almadım henüz hediye kavramının farkında değil zaten anne ve baba mütamediyen ona birşey almakta . ilerde daha bilinçli olur diye düşünüyorum hediye alma ve verme konusunu erteledim.
anaokuluna başlıyor , dün gittik aslında sabah sekizde ama kapı duvar . çocuğumun hevesi kırıldı eve geri döndük okul müdürünü aradık dokuz gibi gelin dedi babası götürdü dokuzda , bugün öyle bir tanışalım haftaya pazartesi başlıycaz demişler . bu olaya anlam veremedim ama daha dur milli eğitim bakanlığı ile yaşayacağımız bu ilk anlamsız olay ama eminim son olmayacak. neyse ki bol bol oyuncağı görünce hala hevesini koruyor oğlum 16 eylülde yeniden okulu ile buluşacak.

23 Ağustos 2013 Cuma

kış

bana bu resim kışı hatırlatıyor , çünkü kışın yemek için fasulye kurutup bir kaç torba da buzluğa attık. Böyle tek cümleye sığdırınca iş basit ama akşam yedibuçulkta işten çıkıp eve vardığımda sekiz kilo fasulye bana bakıyordu ve ertesi gün yani bugün akşam yolculuğa çıkacağımızdan ertelenemez bir işti
neyse ki eşim ben ve kayınvalidem birlik olup üç elden yaptık Allah ağız tadı ile yemek nasip etsin...
(kayınvalidemin cümlesidir)

20 Ağustos 2013 Salı

markus zusak

idefixte geze geze alıyorum kitapları yorumlara bakıyorum ve şimdiye kadar beğenilen kitapları ben de beğendim . Yani benim frekans tutuyor ordakilerle...
Hiç Kimse Sıradan Değildir isimli kitabı Markus Zusak'ın ilk kitabı oldu okuduğum ve yenilerini de okumak niyetim. Yani güzel , oldukça güzel buldum . Kitabı birine ödünç verdiğim için alıntılayacağım cümleleri şimdilik yazamamakla birlikte kitabım gelince (umarım gelir) yazarım o cümleleri hemen buraya.
Roman kahramanları bol bol kahve içmekteydi ben de epey kahve tükettim okuduğum sürede ama ben uzun sürede kitap okumayı sevmem mutlaka bir kaç gün içinde bitiririm . Eğer uzamışsa okuma sürem o kitabı bitiremem yarım kalır demek ki sevmemişimdir .Gece uyanıp kitap bitirmişliğim vardır ,ya da haftasonu evin işlerini yapmayıp kendimi kitaba kaptırmışlığım .

Bir süre yazamadığım için biriktirdiklerimi yazayım istedim.
pazartesi günü kuzenimin kızı evleniyor o doğduğunda ben lisedeydim sanırım, kara gözlü güzel bir bebekti şimdi düğünü olacağına inanamıyorum .Dün akşam bir elbise aldım sade bişey abiye değil bugün de bir ayakkabı ikisi 150 lira tuttu gayet uygun fiyatları , bir çanta gerek bana ama almıycam bulabilirsem arkadaşlarımdan ödünç alıyım bulamazsam günlük çantamla giderim .Kırmızı halıda yürümiycem gidince masaya bırakır geceye çantasız devam ederim zaten oynarken çantamı kim görecek  ? Bizim düğünler eğlenceli olur hiç oturmayız kalabalık olur dans pisti oynar da oynarız.

cumartesi günü buraya yakın biryere gittik orda güzel bir dere kenarına konulmuş masaları olan restoranlar var balığı güzel ayrıca eşimle karşılıklı birer bira içme şansı da bulduk . onur nerdeyse hiç masada oturmadı balıkların olduğu bir bölüm var orada durdu garsonlara takıldı falan biz de elimiz eteğimiz boş diye sevinerek içtik biralarımızı ve ardından ikişer üçer bardak da çay içtik . daha otururduk hava çok hoştu ama onur suya düşmüş hem de nasıl... anne balıklara ekmek veriyordum ekmek elime yapışınca çıkaramadım elimi salladım salladım sallarken düşüverdim  dedi .evden çıkarken oraya gideceğimiz belli değildi ki belli olsaydı da ben almazdım yedek ( hiç adetim değil ) neyse ki sadece ayakları ve pantolunu girmiş suya arabada çıkardık onları tişörtüyle eve kadar geldi. sonuçta 1 saat gidiş 1 saat geliş 2 saati yolda geçirdik ama orda iki saat bile oturamadık sayesinde ...

19 Ağustos 2013 Pazartesi

SERENAD

bayram tatiline herşey dahil bir otele gittik , böyle tatilleri pek tercih etmeyiz biz pansiyonda kalır ve çevreyi gezeriz bulduğumuz yerde yer içeriz. Fakat herşey dahile gidip şezlonga yatıp kitap okumak arzumu tatmin edince çok da memnun kaldım diyebilirim. Tek kitapla gitmek aptallığında bulunmasam iyiydi çünkü kitap bitince ilk gün sonra otelin kitaplığında türkçe kitap bulamadığım  gibi ingilizce kitap bir dergi broşür bile yoktu hep almanca rusça.
O tatilin kitabı SERENAD oldu , Livaneli nin fanıyım (sanatçı olarak) ve önyargılı olarak kesin beğenirim diye başladığım kitabı evet beğendim . İkinci Dünya Savaşı ve Hitler aslında hep okumak istediğim konulardı ( konularmış çünkü SERENAD ı okurken bunu farkettim ) Bu kitapla bana o alanda bir kitap araştırması yapma fikri doğdu , varsa öneriler kabul edebilirim.
Ayrıca feminizime bile bulaşmıştı kitap boşanmış bir annenin ağzından ve bir erkek yazar olarak Livaneli bunları yazdığı için fanı olmaktan daha bir zevk duydum.

16 Ağustos 2013 Cuma

kitap

kitap okumayı çok severdim , belki kendimi romanla sınırlı tutmasam daha iyi olacak ama roman okumayı o kadar çok seviyorum ki değişik türleri  denemekten bu beni alıkoyuyor
fakat bir süre kitaplarla arama bir mesafe girdi , belki de küçük bir çocuk olabilir bu mesafenin sebebi


bir başladım devamı geldi , mesela en sevdiklerimden biridir son okunanlardan Ernest Hemingway 'in bu eseri
haftasonunuz güzel geçsin



13 Ağustos 2013 Salı

şükür kavuşturana


Ben geldim.yeni bir telefon aldim.deneme asamasindayim.daha iyi ilerletmek icin biraz zaman...

14 Mayıs 2013 Salı

muz sesleri ( ece temelkuran )

" dilini bilmediğin bir yerde ağlamak fenadır . Çünkü seni , senin dilinde susturacak kimse yoktur. Böyle ağlayınca da kendisininkinden başka bir dilde susturulamaz insan.Annen susmadı."



bu kitabı almış olmakla da kendimi tebrik ediyorum , henüz bitirmedim ama okuduğum kadarı beni çok etkiledi . Öğle arasında elime aldım bırakıp işe başlamakta çok zorlandım . Kaçıp gidip bir kuytuda bitiresim var ; fakat bitirmek de istemiyorum bir yandan .

19 Nisan 2013 Cuma

albert camus " yabancı"

aldığım bir kitabı aldığım için kendimi tebrik etmemin adıdır  = Albert Camus " yabancı "

alıntı yapmayacağım her satırını alıntılamam gerekecek zaten bunun için

sorma ; ne haldeyim .... sorma ; kederdeyim ...

bugün ben kırdım zincirlerimi
tutmadımsa da ellerini
saatlerce sesim değdi sesine
konuştuk seninle saatlerce
aynı yoldaydık; yanyanaydık
yol arkadaşlığımıza birbirimizin doyamadık
kader kısmet diyelim
bir dahakini bekleyelim
eşlik eden şarkıların eskimediği gibi
hiç eskimeyecek "özlem" de bu bendeki.
o güne kadar birikecek yol hikayeleri
ve kelimeler de buluşacak bizim gibi.

29 Mart 2013 Cuma

Sabahattin Ali " Kürk Mantolu Madonna " dan alıntılarım

“Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahlûku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?”


"İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar."

"Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ancak birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gidecekti. Bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk."

yakınından geçebilsem

" Ama öncelikle kendimle başbaşa kalabilmenin bencil zevkinin peşindeydim.Nitelikli bir insanın kendinden iyi dosta gereksinimi olabilir mi ? Sonra kitaplar.Kıskanç değil midir onlar? Çok insan dostu olan bir gerçek kitap dostu tanıdınız mı ? "  Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir / Selçuk Altun

22 Mart 2013 Cuma

gel sen

gelsen sen
istesem
beklesem
sensen
değersen
gelsen sen
çağırsam
ağlasam
duyarsan
varsan
olsan sen

8 Mart 2013 Cuma

liste

a.ümit ve a. kulin 'in cep kitaplarından aldığım bir sürü kitabını okudum ama onlar sanki film izlemek;  dizi izlemek gibi geliyor bana .seviyorum da hem de çok ama araya değişik kitaplar eklemeliyim . bir liste ile başlamalıyım belki işe.

28 Ocak 2013 Pazartesi

hüsnü arkan" mino'nun siyah gülü " kitabından :

bu dünyanın terzilerini sevmiyorum Zehracığım hayatı daraltıyorlar.O elbiseleri  giymektense çıplak erkek resimleri yapmayı tercih ederimher bir yerleri görünsün ne kadar korunmasızlar ne kadar babalarına benziyorlar ne kadar acizler . Bizi duyguya mahkum ettikleri doğrudur ama erkekleri de maddeye mahkum ettiler
dünya onların yarattıkları gibi ama ne kadar rezil

17 Ocak 2013 Perşembe

Her gün bir umutla uyanıyorum


Seni bana getirecek diye

O günü dünden daha çok seviyorum

Gözlerim yoluna takılır kalır

Kalbim binbir telaşla kıpırdanır

Sesinde beni yakan kıvılcımları

Elinde demet demet gül kokuları

Çok görme bir küçük kaçamak bakışı

Uçarı yaramaz çocuk sevdama