23 Aralık 2013 Pazartesi

eksi 10

kısa günler
soğuk günler
kar yağmaması ama havanın eksi on derece ile her sabah bizi dondurması
evden çıkamamak
biyere gidememek
kimseleri görememek
yazı özlemek
dışarda yemek yemek veya çay içmek hayali kurmak
yılbaşı akşamına program yapmamak
haftaiçine rastladığı için üzülmek
bir sadece bir kişiye hediye alacak olmak
ona da ne alacağını bulamayıp bir gezi kitabı sipariş edivermek
o kitabı da eklersek yılı 150 liralık kitap siparişi ile noktalamak
okunacak bir sürü kitap sahibi olmak
içlerinde birinin adının "aşk mutfağından yalnızlık tarifleri" olması
ebru şallının bir lafı ile hayatı anlamlandırmak
" istediğin kadar Türkiye güzeli ol ,güzel olduğunu unutturabilirler ama birgün tekrar güzel olduğunu bir hatırlatan çıkarsa bundan çok etkilenirsin " demiş Ben TR güzeli seçilmedim gayet normal normlardayım ama işte evlilik aşkı öldürüyor mu ne ? Ama illa aşk olmasına gerek yok biz öyle takılıyoruz artık kurallar gereği

19 Aralık 2013 Perşembe

ne kadar garip

bugün anneannemi düşündüm
yaşı var epeyi bi 78 üstüdür
enerjisi de azaldı ama ayakta çok şükür
kendi evinde kendisi yaşıyor sobasını yakar çorbasını yapar ama vaktinin çoğunu ibadetle geçirir
eskiden de ibadetlerini yapan bir insandı fakat onun dışında günlük işlerede bir hayli vakit harcardı gücü kuvveti yerindeyken .Bağa bahçeye giderdi ineği vardı eşeği vardı tarladan buğday kalkar un bulgur yapardı salça yapardı falan falan.
İşte anneannem benim canım anneannem bugün olanlar o yolsuzluk rüşvet hırsızlık dümenleri haberlerini okudukça devamlı neden aklıma o geliyor ? çünkü o bu dünyada ömrümüzün bir sonu olduğunu bana hep  hissetiren dahası bunu hep söyleyen kişinin ta kendisidir . eliyle yanan korları avuçlar da "ahrette nası yanacaz" der

evet arkadaşlar ahrette biz de onlar da aynı ateşte mi yanacaz ?

17 Aralık 2013 Salı

sabahattin ali

ne kadar garip

ben şimdi yazıyorsam harfleri kullanıp kelimeler cümleler kurup bir şey anlatıyorsam ; Sabahattin Ali 'nin yaptığına ne denir  ?

Bu okuduğum üçüncü kitabı ; Kürk Mantolu Madonna - Kuyucaklı Yusuf 'dan sonra şimdi de  İçimizdeki Şeytan .
Her biri bir şaheser
Başka yazarları okumayı bırakıp ömrümün kalan zamanını onu okuyarak tüketebilirim
Tekrar tekrar

10 Aralık 2013 Salı

kelam

Hazırlanırsın , sanki bütün kış soğuktan dışarı çıkamayacağını bilip de eve erzak doldurur gibi . Doldurursun bohçanı kimi hüzün kimi umut dolu kelimelerle. Kelimeler bekler seninle , ısıtır kimi zaman seni ; kimi zaman da soğuğun ta kendisi olup bozulmanı engellerler. Yalnızım dediğinde ; o kelime doldurur yalnız kalan sayfanı . Gel dediğinde seninle o da çağırır beklediğini.


Bugün tam da kelimelerimi çıkarıp oynayası gelen çocuk gibiyim , annemin ders çalışmalısın uyarıları gibi başımda beklemese şu işler koyverip gideceğim.Yazı mı yazarım , şiir mi çıkar bu oyundan bilemem ama önemli olan sonuç değildir oyun oynarken; değil mi ? Oynamanın kendisi güzeldir.

Ve en çok da baharı açmak istiyor benim kelimelerim bugün , ya da hafif bir kelebek gibi uçmanın peşindeler … Belki içlerinden bazıları bir gökkuşağı gibi yediye boyanmak istiyorlardır .Ama hiçbirisi renksiz solgun ve uzak değiller. Kavuşmuşlar , sarılmışlar ve ısınmışlar (sana)





9 Aralık 2013 Pazartesi

nasip değilmiş

hiç kimse sonu ayrılık olsun diye evlenmez , ama sonu geldiyse bir ilişkinin evli kalmak için de sürdürülemez
bugünlerde böyle , eskiden kadınlar susar otururmuş fakat biz gibi kadınlar için bu böyle değil
çocukluk arkadaşım olan bir kadın boşanmış yeni duydum
her şeye rağmen aynı evde yaşamayı sürdürmüşler çocuklar için sanırım
gelin görün ki onun da bir sonu var adam valizini almış gitmiş

çok etkisindeyim , aslında pek sık görüşemiyoruz ama çok severim yakın hissederim kendimi
sanki bir yumruk yedim duyunca
kendini de göremedim
belki onu iyi görsem rahatlardım
iyi değilse rahatlatmaya çabalardım
olmadı
nasip değilmiş