8 Aralık 2014 Pazartesi

YÜZÜK

evlilik yüzüğüme  ; evlilik yüzüğü gibi davranmadım hiç
nişanlandığım andan itibaren takmak zorunda hissetmedim kendimi
bi ara becerdiysem de takmayı artık " hiç uğraşımıycam ya senle" modundayım ona karşı.
yüzüğe karşı olan hislerim budur ama ben evliliği ya da eşimi bu kefeye koymadım


benim genel olarak takı ile aram bozuk ; saat küpe vs de hiç takmıyorum e hal böyle iken alyans da arada kaynıyor . bir gün dövme yaptıracaktım ama yüzük parmağıma eşimin adını yazdıracaktım Alanyada dövmeci dedi ki yaparım ama güzel olmaz o yüzden yapmıycam ( parmaklarımı beğenmedi bence :) ben de üstelemedim zaten de olur ya abdest falan tutmaz diye de ikilemdeydim beni bu ikilemden çıkarıverdi dövmeci sağolsun


hayata son günlerde elbise ve opak çorap ile devam ediyorum ne kadar kolaymış ne kadar rahatmış elbise giymek , sık sık internetten elbise siparişi veriyorum ama beğenip alıkoyduğum çok az çoğunu deneyip iade ediyorum.Eee mankende durduğu gibi durmuyor bende .yine de arta kalanlar beni idare ediyor bir tane de siyah etek var oh mis. Hiç pantolona elimi süresim yok valla çok rahatmış etek elbise giymek yıllarca pantolona mahkum yaşayışımı kınıyorum kendim.


yaz bitti aşıklar şehre dönerek haftasonlarını evde geçirmeye başladılar ve kitap okuyorlar sayın dinleyiciler . Hem de kitaplarda rakı masaları kuruluyor ( "menekşeler atlar oburlar"yazarı Hüsnü Arkan ; diğeri de "İki Şiirin Arasında" onun yazarı da Yekta Kopan )
ve ben haliyle rakıya aşeriyorum ama tek başına içilmiyor meret gün olur o da olur diyerek yeni kitabımızı rakı olasılığı sıfır olan bir eser olarak belirledik ( Bilinmeyen bir kadının mektubıu /stedan Zweig ) Aşermek burda mecazi anlamdadır hamile değilim olma düşüncesi içinde de değilim


İdefik sanal kitap fuarı ile bu yılın son günlerinde de ganimetleri topladım yeni yıla girerken stokta okunacak bir sürü kitabım olacak. dilerim bu bol bol kitap okuyacağımız bir yılı müjdeler :)





20 Ekim 2014 Pazartesi

ben eskidim

ve yüzümde eskimişliğin izlerine takılıp kaldım
eskiden olduğu gibi güneşleniyorum ama artık yüzümde güneş izleri kalıyor leke leke geçmiyor
makyaj yapmaya nerdeyse 35imde başladım ama artık makyajsız halimi kimse görmesin diyorum
saçımı da 35te boyadım. İlk başta sadece beyazlar kapansın diyordum şimdi eskidiğimden olsa gerek kendimi yenilemenin bir formülü gibi geldiğinden renk açtırdım sarı marı gidiyor bakalım
etrafımda genç bir kitle var işyerimde kimle takılsam "abla"sı oluveriyorum direkman "arkadaş"sız kaldım
resimler var bozdolabının kapağında güncellesem iyi olacak onları çooookk komik bu sen misin anne diyor oğlum babasını biliyor ama (neden yıllar bana farklı ona farklı davrandı )


23 Eylül 2014 Salı

yazmak

öykücü bir yorumunda sanki bana iltifat etmiş ; yazmamı istemiş demek ki okumaktan keyif alıyor yazdıklarımı ... teşekkür ederim ama doğrusu o konuda hiç de iddialı değilim . belki biraz konu bulsam bişeyler üretirim ama şu günler çok monoton içinde yazıya dökülecek pek bişey yok . ama deneyeceğim
hayal gücümü kullanmaya çalışağım
söz :)

11 Eylül 2014 Perşembe

amok koşucusu

insan okuduğu kitabı bitirip diğerine geçmek ister
insan okuduğu kitap hiç bitmesin ister
insan okuduğu kitabı bitirip bitirip yeniden başlamak ister
o insan bensem kitap da " amok koşucusu " ise bunların hepsini birden ister
stefan zweig yazsın ben okuyum başka da bişey istemem

2 Eylül 2014 Salı

zamanlama manidar

nazım hikmet hakkındaki kitabımı  okumaya devam ederken haftasonu annemlere gittik giderken kitabı götürmemiştim kızkardeşim ve 2,5 aylık yeğenim de orada olacaktı vakit bulursam kitap okumam onlarla vakit geçiririm diye düşünmüştüm ama cumartesi sabahı çok ama çok erken uyandım benin evlenmeden önceki kitaplığım ve kitaplarım aynen annemin evinde odamda duruyor .Erken uyanınca vakit geçsin diye kitaplardan birine attım elimi Halide Edip Adıvar " Ateşten Gömlek " o gün de 30 ağustos tesadüfe bak hemen başladım okumaya bugün olmazsa yarın bitiririm . Oldum olası Kurtuluş Savaşı beni etkilemiştir , bu anlamda Nazım Hikmet'in dizelerinin de bende ayrı bir yeri vardır hele ki büyük taarruz kısmı.

Dağlarda tek tek


ateşler yanıyordu.

Ve yıldızlar öyle ışıltılı öyle ferahtılar ki

sayak kalpaklı adam

nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

güzel, rahat günlere inanıyordu

ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,

birden bire beş adım sağında onu gördü.

Paşalar onun arkasındaydılar.

O, saati sordu.

Paşalar `üç` dediler.

Sarışın bir kurda benziyordu.

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.

Yürüdü uçurumun kenarına kadar,

eğildi durdu.

Bıraksalar

ince uzun bacakları üstünde yaylanarak

ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe`den Afyon Ovası`na atlayacaktı


27 Ağustos 2014 Çarşamba

559 sayfa

sevgili öykücü ; monte kristo kontu benim için çok güzel bir tecrübeydi.hayatımın en eğlenceli 559 sayfası diyebilirim. ama beklentiler her kitapsever için farklıdır ; herkeste aynı etkiyi yaratır mı ? bilinmez...
kitapta öyle bir kurgu var ki ; başkarakterimiz ve etrafındaki yan karakterler öyle güzel bir kurgu ile birbirlerine ilişkilendirilmiş ki bazen gerçekten eğlencenin dozu komediye doğru kaçmıyor değil.yok artık tesadüfün bu kadarı da ? cümlesini kullandım ama battı mı ? batmadı. yine okurum yine okurum . yok aynı kitabı değil ama aynı tadı alacaksın dedikleri her kitabı 559 sayfa da olsa okurum.

onur düğünde misket havası oynamadı , düğün otelin bahçesinde yapıldı yanına bir arkadaş bulup çimenlerde yağlıgüreş yaptılar hah hah hah :)

sevgili sevinç ; murathan mungan'ı sipariş ettiğim anda da aklımda sen vardın ve senin onun kitaplarını ne çok sevdiğini bildiğimden okumuştur muhakkak diye düşünmüştüm.seni özledim ,biliyorsundur zaten

şimdi Hıfzı Topuz'un Nazım Hikmet'i anlattığı Hava Kurşun Gibi Ağır isimli romanını okuyorum . Sevdiğim biri hakkında sevdiğim bir üslupla yazılmış , gayet akıcı hiç sıkılmadan bir solukta 109 a gelmişim. Baktım bitecek hemen gittim yeni sipariş verdim .Yeni kitaplarım gelecek , yuppi.

başka da bişey yok ha bu arada 17 haziran da ilk defa teyze olmuştum .25 ağustos ta ikinci kez hala oldum . bu aralar minik bebekler hayatımızın neşesi.

iyi ki kitap okuyorum yoksa bir blogu yaşatacak , yazacak anlatacak hiçbişeyim olmayacakmış

22 Ağustos 2014 Cuma

eldivenler,hikayeler

çok uzun aradan sonra bir murathan mungan kitabı okumak iyi geldi. yeni türkü'yü çok seven bayılan şarkıların ezgilerine olduğu kadar sözlerine de çok çok hayran biriyimdir. murathan mungan ismi ile o şarkıların bazılarını yazmış bir şair olarak tanıştım.sonra birkaç kitabını da severek okudum. eldivenler,hikayeler kitabını da beğendim.özellikle ilk öykü olan eldivenler'de bir evlilik kurumu tarifi ve kurulması olayı vardı ki değinmeden geçemem.
" ölmek değil bedenimden çıkmak istiyorum, çok eskidi " cümlesini alıntılamışım bir hikayeden.ama çok güzel başka cümleleri de var elbet.
pazar akşamı eşimin kuzeni evlenecek nasıl becerdilerse aylar öncesinde karar vermiş olmalarına rağmen cumartesi değil pazar gecesine organize etmişler düğünü. neyse , ben onur'la bir düğüne gidip rahat ettiğimi pek hatırlamıyorum .bu sefer de anneme rica ettim gelip bi akşam onur'la kalabilirmisin biz düğündeyken dedim .Ok dedi. Ama şöyle de bir durum var pazar akşam düğün pazartesi sabah sekizde de erkek kardeşimin eşi hastaneye yatacak sezeryan için gün aldılar bebek geliyor .annem de orda olmalı tabii. bunun için sabah çok erken bizden kalkıp oraya gitmesi gerekecek hepimize zor olacak. sonra dün akşam tv de keloğlan çizgi filmine bakıyorduk bir misket havası başladı çalmaya . çizgifilmdekiler oynarken benim oğluım da kalkıp oynamaya başlamasın mı ? babası babaannesi hepimizin çok hoşuna gitti. düğünde de oynıycanmı falan dedik.eeee dedim bu da bana evrenden bir mesaj çocuğu düğüne götür anneni de buralara yorma.

işte böyle şimdilik cuma sevincime elimde bayıla bayıla okuduğum 558 sayfalık monte kristo kontu kitabımla geçireceğim bir haftasonu hayali eşlik ederken ayrılıyorum huzurlarınızdan

14 Ağustos 2014 Perşembe

tiffany'de kahvaltı

ay ben bi bayıldım bi bayıldım

bir kaç blog gezip ne okumuşlar diye bakıp alıyorum bu kitabı da öyle aldım.ve sevdim.
hatta tesadüf bu ya kitabın konusu 1940lı yıllara dayanıyor .o yıllarda vardır ya böyle beli ince etekleri gloş elbiselerinden işte ben de kitabı okuduğum günlerde böyle bir elbise buluverdim hem de 20 TL ye .Alışverişe birlikte gittiğimiz arkadaşım da bana onu alıverdi . hediye .ben de giyiverdim herkes de pek beğendi. yıllardır çalışırım ilk kez elbise giydim işyerinde. eee dile kolay oniki kilo. bundan önce giysem elbise yakışmıyordu .mecburen düğünde dernekte giydim ama istemeden. şimdi deneyip görünce yakıştığını aldım giydim hem de işyerinde. tabi bunda 20 TL olmasının payı büyük. zaten internete giriyorum 20 civarı bişey varsa alıyorum .aldıklarım da gayet yetiyor bana şimdi 20 tl ye bej rengi topuklu ayakkabı arıyorum siyah aldım da bej lazım . kotondan 20 tl ye aldığım  dar paça kemik rengi pantolonumla giyeceğim :)

yaz , kavurucu sıcaklar , gidilemeyen tatiller , tatile gidenleri kıskanarak geçen günler

evet biz de bayramda tatile gittik ama bana yetmedi çünkü yıllık 21 gün iznim hala dokunulmadan duruyor. ona dokunmazsam içim rahat etmez benim . ayrıca haftasonları kaçamak yapacak kadar güneye yakınız. ama yapmıyoruz niyeyse :(

7 Ağustos 2014 Perşembe

KEŞİFLER

bir porsiyon baklava , iki top dondurma ve bir litre buz gibi su ( çeşme suyu ama çok güzel suları var )
güleryüzlü hizmet de artısı
kaç lira dersiniz
4
evet
4

bu yaz yıllardır Datça'ya giderken gelip geçtiğimiz Köyceğiz 'de konaklamaya karar verdik. Bunda geçen sonbahar Datçadan dönüşte Fethiye Uygulama Otelinde kalıp beğenip ya biz neden uygulama otelinde kalmıyoruz ki dememizin etkisi ile bayramda orda yer bulamayınca ; yakınlarında var mı diye araştırmaya başlayıp bulduğumuz çok yeni hizmete girmiş olan Köyceğiz Uygulamanın da katkısı çok. Yeni , temiz , geniş , ferah odalı, kahvaltsı çok hoş ve bize göre fiyatı çok uygun olan bu uygulama oteli köyceğizi merkez tayin edip yakınındaki heryeri gezmek ve denize girmek için bize ideal geldi. ama köyceğiz 'de geçirdiğimiz üç akşamın , o yemeklerin , tatlıların , mekanların , fiyatların ve esnafın tavırlarının  sonucu olarak artık her yaz geliriz senede iki kere geliriz falan diyoruz bilemiycem

sonra denize nerde girelim dedik ve ekinciğe gittik . bize orası da tam uydu. arabamızı gölgeye parkedip çam ağaçlarının altındaki piknik masalarına oturduk . yere bişeyler serip oturanlar da çoktu bi dahaki sefere biz de sergimizle gideceğiz. şemsiye şezlong dolu beach yerine böyle toprak ağaç çam kokusu ve güzel denizi ile ekincik geç gelen ama iyiki de gelen bir keşif oldu 

köyceğiz gölünden çıkığ bir gün de tekneyle iztuzuna gittik ama tekne çok uzun sürüyor bir daha gitmem sanırım o şekilde.

dört gün datça üç gün köyceğiz derken hafif uzatmalı bayram tatili sonrası eve gelip bir daha ne zaman gidebiliriz sorularını yirmidokuz ekimde çok soğuk olmazsa diye cevaplayıp beklemeye başlıyoruz. işyerinde yerime bakacak kimse olmadığı için bir haftalık güzel bir izin alamıyorum bu sebeple resmi taile bir veya iki gün eklemek suretiyle bişeyler yapma telaşındyım .bir mayıs ondokuz mayıs derken ramazan bayramı ( kurban bayramında gidemiyoruz artık bir bayramı aileyle geçirmek farz oluyor ) ve ardından yirmidokuz ekim

bu arada datçadan gelirken inbükü tabiat parkına girip orda da denize girdik , yolu biraz toprak ve bizim teker de patladı gerçi orda mı nerde patladı bilmiyoruz ama denizi güzeldi  ben koyda yüzmeyi çok seviyorum dalgasız durgun su çok hoşuma gidiyor


17 Temmuz 2014 Perşembe

yengeç

yazmamış olduğum günlerden birinde doğum günümdü , yengecim ben . Hüsnü Arkan 'ın " mino 'nun siyah gülü " romanında mino yengesine yengecim diye hitap ediyor ama aynı zamanda kadın yengeç burcu ve şöyle oluyor yengeç'im
bu geldi aklıma yazayım diye bloga girdim
kitaplarla aram ısınır gibi oldu
Alexandre Dumas " Siyah Lale "
İskender Pala " Şah ve Sultan " okuyup bitirdiğim kitaplar.
ikisini de çok ama çok beğendim. Konular da akıcı , anlatımlar da öyle. Yazarların diğer kitaplarını da okurum ilerde.
bir de elimde sürünen Gabriel Garcia Marquez den Yüzyıllık Yalnızlık var onu da şu bayram tatiline kadar bitirsem iyi olacak biraz gayret .Ama kitapta ilerleyemiyorum bir konu olur sonunu merak edersin ya öyle bişey yok bu kitapta . Fakat okumak ve bitirmek de istiyorum bu sebeple yeni bir kitaba başlamadım.
İdefix'ten kitap seçtim sonra internetten havale yaptım bi kaç gün sonra sipariş havaleniz ulaşmadı diye mail geldi.Ben internet bankacılığıma havale hesap noyu kaydetmiştim meğer değişmiş bakalım sorun çözülecek mi bekliyorum. bu arada bankacı olduğum için gözümle gördüğüm bir para bu ordan alıp oraka koyacaklar yani çözülebileceğini biliyorum ama istemek lazım
diyet işine gelince bayağı yavaş da olsa kilolar eksilmeye devam ediyor . Şayet bayram tatilini kazasız belasız atlatırsam dönüşte biraz daha ipleri sıkı tutacağım. Fakat şu da var yavaş verilen kilo kolay geri alınmıyormuş , umarım öyle olur . Haftaiçinde mesaide iken rutin bir hayat ve yeme düzeni olduğundan diyet yapmak zoruma gitmiyor arada küçük kaçaklar dışında . Haftasonu ise kendime diyetteymişim gibi davranmıyorum . bu bakımdan yavaş gidiyor olabilir ama bunun da faydası haydi diyet bitti yiyelim artık moduna hiç geçmeden çok çok uzun süre mesaide diyet evde serbest uygulayarak kilo vermeye ve sonra almamaya çalışabilirim.

6 Haziran 2014 Cuma

pes

tabi ki toz pembe bulutlar dağıldı kilo verme hızımız önce mehter yürüyüşüne dönüşüp bir ileri iki geri seyretti sonra durdu
mayıs ayı boyunca hiç bir haftasonunu evinde geçirmeyen ben yorgunluktan bitap düştü
önce yavaş yavaş egzersizleri bıraktı sonra da
bi kereden bişey olmaz muhabbetleri ile diyeti tuz-buz etti

ama pes etmek yok
biraz mola
sonra yine en baştan

13 Mayıs 2014 Salı

12den vurmak

kitap listemi geçen yılın sonunda yayınlarken kendimle çok gurur duymaktaydım , performansımı kendim beğenmiştim çünkü.
bu yıl da iyi başladım güzel kitaplar okudum fakat iki işi birarada yapamama huyum yüzünden diyete başlayınca okuma alışkanlığımı kaybettim. Vakit yaratmak ayrı bişey de bi de konsantre olamadım kitaplara. Aklımda hep ne yesem ne yemesem hesapları , koşsam yürüsem planları tatilde isem yüzecem diye çatlamaya çalışmalar
sonuçta 15mart -13mayıs arası : 12 kilonun 12den vurulması
daha bi 12 kilo veresim var
bu da sanırım 2 değil 3 ay çünkü diyet başında 6 kilo ödem 10 günde gitti ondan sonra gram gram verdim
bu hesapla ikinci 12 kilo ile vedalaşmam 3 ayı bulacak gibi
benim okuma seansları nerden baksan eylülden önce başlamaz :(

15 Nisan 2014 Salı

kutsal gece

kutsal gece ; yazarı Tahar Ben Jelloun
kitabı okurken bi kuzey afrika havası alıp gelmedim desem yalan olur . Zaten hep gidesim vardır benim , gideyim gezeyim göreyim severim hep seyahati ama henüz yurtdışına gitmek nasip olmadı. gidecek olsam ilk işim fas tunus cezayir mısır olmaz heralde ama elime geçen bazı kitapların etkisinde kaldığımdan uzaktan sevdim oraları .
kitabı çok uzun süre elimde gezdirdim son zamanlarda en yavaş okuduğum kitap buydu .kendimi diyete verdim , 92den 84e düştüm , boş vakitlerimde ne yiyeceğimi düşünür oldum çünkü ben günde 2 öğün yiyordum artık 5 öğün yiyorum ve hazır yemek değil de evde hazırlayabileceğim sebze türlerinden getiriyorum işyerine , sabah yarım saat ev içinde dans ederek öğle arası da yarım saat yürüyerek aktivite katmaya çalışıyorum hayatıma ve de akşam erken yatıp sabah erken kalkıyorum .her daim bir iki sayfa okusam da bir gecede kitap bitirme durumlarım artık yok.
sıradaki kitabım Gabriel Garcia Marquez , Yüzyıllık Yalnızlık. Henüz kapağını açmadım .


 

10 Nisan 2014 Perşembe

sade

Günlerden sadeymiş ogün


Şekersiz tatsız birgün

Sabah bulut yokken bile güneş

Kendi gölgesine saklanmış

Uyanmış bizim prenses

Serin ve sade bir güne

Diline ne bir şarkı dolanmış

Ne de almış eline tarağı o sabah

Kırılmış çünkü

Kalbi

Sevdiği , sevildiği

Eline yüzüne çilek reçellerinin yapış yapış bulaştığı

O tatlı bahar günleri yokmuş artık

Koyu sade bir sessizlikte bürülü

Kalın yorganlar altında saklanmayan uykular gibi

Gelivermiş yalnızlık…

Günler günleri kovalamış

Yollardan yolcular gelmiş geçmiş

Kaç bahar kaç güz ağaçlar soyunup soyunup giyinmiş

Karların daha dağbaşlarında göğü seyredurduğu bir ilkyaz sabahında

Güneş bu kez gölgesini bırakıp eğilmiş aşağıya

Prensese ses etmiş “uyan “

Ardından badem ağaçlarının çiçekleri

Gelip takılmışlar prensesin saçına

Kuşların şarkısına eşlik etmeye başlamış prenses bir anda

Yüzünü görmese de bir sevda oturmuş yüreğine

Tadına bakmasa da bir kavanoz reçeli yemişcesine

Sevmiş , Sevilmiş















4 Nisan 2014 Cuma

TEMİZLİKÇİ

kendimi evlere gündeliğe giden temizlikçi gibi hissediyorum . Ruhunda örümcek tutan yerlerin bir bir tozunu alıp yerine mis kokular bırakıyorum . 

oysa


Onu seviyorum


İsminden başlıyorum sevmeye

Uzağı ifade ediyor

Uzağı sevmezsin oysa



O da beni seviyor , biliyorum

İsmimden başladı beni sevmeye

Ayrılığı ifade ediyor

Özlem’i sevmezsin oysa



Geçmişten geliyor sevdalar

Ve bekliyor kalp kutularımızda

Bir zaman

Beklemeye dayanamazsın oysa



Dayansan

Bir beklesen

Bir özlesen

Uzak kalmaz

Dokunursun ufuk çizgisine bile



2 Nisan 2014 Çarşamba

deniz

biliyorsun denize bakmak güzeldir
denizi koklamak
denizi dinlemek
hep güzeldir

günün ilk ışıklarında
pırıl pırıl bir öğleden sonra
ya da günbatımında
hele ki yakamoz akşamlarında
deniz hep güzeldir

ya dalmak
o bakıp kokladığın
denizin içinde olmak
pırıl pırıl sularla kucaklaşmak
yakamozun ta kendisi olmak

biliyorsun sana hasret kalmak bile güzeldir
ya senle olmak ? 

19 Mart 2014 Çarşamba

sana mektubum var

neşemsin ,
kahkaham bazen
geçmişim de sende yazılı
gelecek günlerim de sensin

gün gelecek kollarında uyanacağım
bembeyaz bir sabaha
masmavi bir deniz kokusu burnumda

sonra gece gelecek şarabın tadıyla
dudaklarımda bir damla
dudaklarında sonra

ay doğacak ,
yıldızlar sarhoş
tenimde gecenin eli
saçlarımda senin

şimdi bir ışık saçıyorsam
bir nefes alıyor
bir şarkı söylüyorsam
senin eserin







18 Mart 2014 Salı

kitaplar , kitaplar , kitaplar

kitaplarımı yazmaz olmuşum oysa çok güzel kitaplar okudum , okuyacağımı da düşünmekteyim .
bir kaçından bahsetmek istedim hemen şuracıkta :
Hıfzı Topuz dan Meyyale'yi okudum hazır muh.te.şemyüz.yıl yayınlanmakta ike saray entriklarının osmanlının son yıllarda aldığı hali okumuş oldum
Daha sonra Kır Çiçeği Tepesi isimli bir kitap ama kitaptan çok kapağı güzeldi valla böyle bak bak doyama cinsinden . Kitabın da akıcılığı fena değildi .
Güzel Harabeler ; konusu ilginç bir kitaptı oldukça beğendim , biraz eski biraz yeni git-gel ler vardı . Bu tarzı seviyorum flashback mi deniyor ?
Küçük Yalanlar Kitabı , koklamaya doyamadığım bir kitap oldu. Gerçekten kitaptan kitap kokusu geliyordu nasıl bir kağıda basılmışsa artık , konusu da beğenildi bu arada
bu kitaptan bir alıntı yapmak istiyorum kitabın kahramanı genç kadının dergide okuduğu bir yazı bu aslında
"  Evlilik içerideki sineklerin dışarıya dışardaki sineklerin içeriye girmek istediği bir tatlı kavanozudur "
Ve son olarak da Sil Baştan . Aynı hayatı birden çok kez yaşamakla ilgili .Çok beğendim ve kendi hayatımla ilgili  düşüncelere daldım : Son zamanlarda ortaokuldan 1 sınıf arkadaşımla konuşmaya başladık da  yeniden. O yıllardan bende hiç foto yok dedi. Bende olan iki taneyi çoğaltıp yolladım ona. Sen gülmüşsün dedi oysa somurturdun hep .Bende Sen de hiç gülmemişsin  dedim ona. Resimde çok somurtkanmışsın dedim O zamanlar mutsuzdum dedi , sizin sınıfa sonradan katıldım eski okulumda takdir alırken burda 3-4 almaya başladım . Gitmek istedim o güne ve başını okşamak istedim o somurtkan çocuğun .Aynı siteden okula ayrı ayrı değil birlikte gidelim demek , kendi arkadaşlarımla onu da tanıştırmak vs vs. Ve sonuçta resimde gülen bir pozunun olmasını istedim okulun son günü çekilen .
Geldim kitap muhabbetinin sonuna
yarın yeni bir kitaba başlıyacağım umarım heyecanlıyım

4 Mart 2014 Salı

balon

balon gibiyim şiştim ya içimdeki havayı yavaş yavaş boşaltabilmem lazım ya da patlayacağım

Bu dünyada iz bırakan insanların çoğu, uslu uslu oturmayan, akıllı uslu öğütleri dinlemeyen ve kendi kararlarını kendisi verip, kendi yolunu çizenler, gemilerini yakmaktan korkmayanlardır. Yaşam büyük ve güvenli gemilerle sakin bir gezi mi, yoksa kendi teknenizle soluk soluğa bir yolculuk mu olmalı, bunun seçimi size kalmış.” — Bir Dağcının Güncesi, Nasuh Mahruki

bu kitabı okumuştum , üniversite yıllarımda olabilir. Bu sözü de bir deftere yazmıştım ama aklımın bir köşesine de yazdığımı söylememe gerek yok sanırım

ben dünyada iz bırakamayacak biriydim bunu biliyordum da heralde bu kadar kendimi yokolmaya mahkum kılabileceğimi düşünmemiştim. ilk işimden istifa ederken nasıl da gururluydum : sanki bir sonraki işim beni baştan yaratacaktı . ne kadar yanılmışım.

ya aşık olduğuma inandığım o anlarda . o adam eski beni tamamen değiştirip yeni bir ben yaratabilirdi : dünyada iz bırakacak bir ben
fakat ne işlerim ne sevgililerim aslolan bendim
şu hayatta korkularım endişelerim güvenli liman arayışlarım yüzünden : KARAYA OTURDUM

12 Şubat 2014 Çarşamba

yazmam lazım

sanki yılların karanlık dehlizlerinde kaybolmuş bir duygu aniden ortaya çıkıvermesin mi ?
çok ciddi çok saplantılı bir durumda değilim ama o duygu gelip beni buldu ve kurtulamıyorum
neden etkisindeyim neden o beni bulmadan bir saniye önceki halime dönemiyorum neden disiplini elime alıp kendime söz geçiremiyorum ?
çocuk gibiyim söz dinlemeyen devamlı yaramazlık peşinde koşan sonunda bile bile ceza alacağını uslanmayan



2 Ocak 2014 Perşembe

2013 kitap listem



1.LİMON AĞACI

2.KAR KOKUSU (AHMET ÜMİT)

3.FÜREYA (AYŞE KULİN)

4.ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİDİR (AHMET ÜMİT )

5.ADI :AYLİN (AYŞE KULİN)

6.GORİOT BABA ( BALZAC)

7.BABALAR VE OĞULLAR (TURGENYEV)

8.MADAME BOVARY (GUSTAV FLAUBERT)

9.KIRMIZI VE SİYAH (STENDHAL)

10.KAVİM (AHMET UMİT)

11.GECE SESLERİ (AYŞE KULİN)

12.SENELERCE SENELERCE EVVELDİ (SELÇUK ALTUN )

13.KÜRK MANTOLU MADONNA ( SABAHATTİN ALİ )

14.MİNONUN SİYAH GÜLÜ (HÜSNÜ ARKAN)

15.ÇIPLAK DENİZ ÇIPLAK ADA (YAŞAR KEMAL)

16.YALNIZLIK GİTTİĞİN YOLDAN GELİR (SELÇUK ALTUN)

17.MİRAMAR ( NECİP MAHFUZ)

18.KUYUCAKLI YUSUF ( SABAHATTİN ALİ )

19.YABANCI ( ALBERT CAMUS )

20.SAFRAN SARI (İNCİ ARAL )

21.BAB-I ESRAR ( AHMET UMİT)

22.MUZ SESLERİ ( ECE TEMELKURAN)

23.KIRMIZI PAZARTESİ ( G.MARQUEZ)

24.ENGEREĞİN GÖZÜ(LİVANELİ)

25.YAZ ( ALBERT CAMUS)

26.HİÇ KİMSE SIRADAN DEĞİLDİR ( MARKUS ZUSAK)

27.SERENAD (LİVANELİ)

28.İMKANSIZIN ŞARKISI (HARUKİ MURAKAMİ)

29.SATRANÇ ( STEFAN ZWEIG)

30.YAŞLI ADAM VE DENİZ (ERNEST HEMİNGWAY)

31.KÜÇÜK MUCİZELER DÜKKANI ( DEBBİE MACOMBER)

32.DARAĞACINDA ÜÇ FİDAN (NİHAT BEHRAM)

33.VE DAĞLAR YANKILANDI (KHALED HOSSEINI )

34.KIŞ GÜNLÜĞÜ (PAUL AUSTER)

35.ZEMBEREKKUŞUNUN GÜNCESİ ( HARUKİ MURAKAMİ)

36.İSTANBUL HATIRASI ( AHEMT ÜMİT)

37.MİNARE GÖLGESİ ( ENGİN ERGÖNÜLTAŞ)

38.SON ADA ( LİVANELİ)

39.NEW YORK ÜÇLEMESİ ( PAUL AUSTER)

40.CEHENNEM ÇİÇEĞİ ( ALPER CANIGÜZ)

41.BİR PSİKİYATRİSTİN GİZLİ DEFTERİ ( GARY SMALL –GIGI VORGAN )

42.MALİNA ( INGEBORG BERGMAN )

43.İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN ( SABAHATTİN ALİ )

44. AŞK MUTFAĞINDAN YALNIZLIK TARİFLERİ(YEKTA KOPAN)

aşk mutfağından yalnızlık tarifleri

Yekta Kopan tarafından öykü kitabının ismi olarak kullanılmış bu tamlamaya ba yıl dımmm
ve kitaba da , yazara da bayıldım ayrıca devam edeceğim Yekta Kopan 'ın kitaplarını almaya
Onun bu öykü kitabını Emrah Serbes ile devam ettirdim Erken Kaybedenler
Doğrusu her iki öykü kitabında roman olup okuyasım gelen çok sayıda öykü vardı , tadı damağıma bile varmadı desem yeridir.
Uzun zamandır alıntı yapmıyordum Yekta Kopan ın kitabından yapmak istiyorum :
"... sehpanın üstündeki kitap yığınlarına "şatonun kuleleri" demeye bayılırım .Bir kule okunmakta olanlar bir kule sırasını bekleyenler.Bir kule de her zaman elimin altında olmasından hoşlandıklarım. Ve ben her kuleyi avcunun içi gibi bilen ; kralın en güvendiği prensesin de gizliden gizliye hayran olduğu şövalye. ...  "