2 Eylül 2014 Salı

zamanlama manidar

nazım hikmet hakkındaki kitabımı  okumaya devam ederken haftasonu annemlere gittik giderken kitabı götürmemiştim kızkardeşim ve 2,5 aylık yeğenim de orada olacaktı vakit bulursam kitap okumam onlarla vakit geçiririm diye düşünmüştüm ama cumartesi sabahı çok ama çok erken uyandım benin evlenmeden önceki kitaplığım ve kitaplarım aynen annemin evinde odamda duruyor .Erken uyanınca vakit geçsin diye kitaplardan birine attım elimi Halide Edip Adıvar " Ateşten Gömlek " o gün de 30 ağustos tesadüfe bak hemen başladım okumaya bugün olmazsa yarın bitiririm . Oldum olası Kurtuluş Savaşı beni etkilemiştir , bu anlamda Nazım Hikmet'in dizelerinin de bende ayrı bir yeri vardır hele ki büyük taarruz kısmı.

Dağlarda tek tek


ateşler yanıyordu.

Ve yıldızlar öyle ışıltılı öyle ferahtılar ki

sayak kalpaklı adam

nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

güzel, rahat günlere inanıyordu

ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,

birden bire beş adım sağında onu gördü.

Paşalar onun arkasındaydılar.

O, saati sordu.

Paşalar `üç` dediler.

Sarışın bir kurda benziyordu.

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.

Yürüdü uçurumun kenarına kadar,

eğildi durdu.

Bıraksalar

ince uzun bacakları üstünde yaylanarak

ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe`den Afyon Ovası`na atlayacaktı


Hiç yorum yok: