28 Aralık 2015 Pazartesi

takvim

takvimler değişmek üzere masamda yeni bir takvim yerini aldı bile ...
ama hayat boş be
içimde o boşluktan da koca bir boşluk var sanki ,bir olay olur ve sen değişirsin
sergül , bloğu

3 Aralık 2015 Perşembe

yaşasın yemek yemek

blog yazmaya başladığımdan bu yana yemek yapma konusunda beceriksizliğimden bahsettiğim pek çok post vardır. bunun yanında yemeği sevmem ama kilo da veremem. yemeği sevmem derken kastettiğim şu ; karnım doysun yeter . özel bir damak zevkim yoktur. yapmayınca haliyle...
fakat sanki şöyle bir durum var ; dışarda yemek yemiyorsak dışarda bişey yapmıyoruz. biz küçük bir yerde yaşıyoruz en büyük sosyal aktivite yemek . fakat ben neyse de eşim hiç sevmez dışarda yemeyi . ya da bir kahve içmek için kafeye oturmayı asla tercih etmez. yaz günleri tatildir ; yakın bölge seyahatleridir derken biraz ev dışında vakit geçirsek de kış gelince iyce ev kuşu oluyoruz.

ben Ankara'da okudum çalıştım ve tabii o günlerde hem gençtim hem bekar hem de Ankara daydım.
tabii ki geziyordum sinema tiyatro konser alışveriş yemek içmek vs etkinliklere katılıyordum
yani eskiden böyle bir dünyam varken şimdi tam tersi bir hayat yaşamak beni zaman zaman bunalıma sokuyor . Eh on yıl olacak evleneli hala mı alışmadın Özlem diyeceksiniz ama evet alışamadım .
fakat memnun değilsen neden değişiklik yapmıyorsun bu hayatında diyen de olabilir . ben ötekileri değiştire değiştire bu hayatı yarattım artık elimden başka bişey gelmiyor. 8 senede 4 iş 4 şehir değiştirdim yani ortalama iki yılda bir birşeyleri bozup yeniden yaptım . Artık enerjim yok yaşım ve medeni durumum da elvermiyor.


30 Kasım 2015 Pazartesi

dönmedolap

evet dönüp duruyor hayat , dönmedolap gibi.  Pazartesi başlayan mesai günleri cumayı iple çekerek geçiyor . Akşam eve gidince yapacak hiçbişey için vakit bulamıyorum zaten. Biraz Onur 'la ilgilensem yetiyor da artıyor . Birinci sınıf çok zormuş arkadaş. Ancak ıkına sıkına da olsa bir kelimeyi okuyunca o kadar tatlı oluyor ki yiycem onu yiycem !  :)


Derken dört gözle beklenen cuma geliyor ; nispeten rahatlıyor bünye ve ev koşturmacası başlıyor. Kahvaltılar yemekler bulaşıklar çamaşırlar derken cuma akşamı giyilen eşofman pazartesi işe gelirken yerini başka bir kostüme bırakıyor. Evet ben haftasonu evden çıkmıyorum. Çok uzun zamandır Onur kendi başına bahçede oynamaya başladığından beri . Daha önce onu gezdirmek için çıkıyordum ama büyüdü artık kendisi oynuyor .


Kitap da okumasam tam bir ot olup gideceğim . Neyse ki güzel kitaplar geçiyor elime ve keyifle okuyorum nazar değmesin.


şimdi internete girip biraz dolaştım ne alsam diye yeni sipariş vereceğim .Hayatta kendimle ilgili tek meşguliyetimin ve keyif alanımın kitap olduğunu düşünürsek iyi kitap bulmak çok möhim

4 Kasım 2015 Çarşamba

aylaklık

Büyüklerim ; bana veya bir başkasına da söylenmiş olabilir bu söz ; derdi ki " bu dünyada iş olduğunu bilsen gelmezmişsin"
Evet gerçekten benim aylaklığı seven bir yapım var . buna rağmen haftaiçi olduğu kadar haftasonları da sabahları erken kalkarım mesela ve kahvaltıyı keyifle hazırlarım . aylaklıktan kastım bütün gün yatakta olmak uyumak uyumak ve uyumak değildir. ama mesela şu 4,5 günlük 29 ekim tatili , otele gitmek , hiç bir şey yapmamak falan nasıl güzel nasıl keyifliydi anlatamam .her günümüz tatil modunda olsa keyif almam ama bu kaçamakların sıklaşması arzusundayım

son okuduğum kitap " Bu da Geçecek " milena busquets tarafından yazılmış . konusu da etkileyici ama benim için kitabın bir bölümünün bir yazlık kasabada ye iç gez modunda geçmesi biraz daha etkileyiciliği artırdı . Kasım ayında yazlık hayali kurmaya başladım koca kış nasıl geçecek acaba ?
sabahları dondurucu soğukta arabaya binip işe geliyorum şu an bile kaşkol var .
Onur öğleden sonra biraz ödev yapıyor artık bütün yük akşama kalmaz oldu yazma konusunda kendi işini görebiliyor ama okumaya çalışmamız lazım . fakat çocuk beyni devamlı oyunda , aynı ben :)

14 Ekim 2015 Çarşamba

ekim

kişisel , mesleksel , kentsel , ülkesel ... sorunlar sorunlar sorunlar


:(


bir yaz mevsiminde ya da ilkbaharda da değiliz ki önümüz kış
Ekim ayındayız


:(


kafamı dağıtacak hiçbirşey bulamıyorum , bir yük gibi sırtımda taşıyorum
kendi acılarımı ve başkalarınınkileri


bahara çok var. hüznüm yoğun.

8 Ekim 2015 Perşembe

mini mini birler

artık el yazısı ile yazmayı öğrenecek bir ilkokul birinci sınıf çocuk annesiyim , akşam eve varınca beni bekleyen çizgiler değil dalgalar :)
dün akşam babası uzun uzun zamandır ilk defa halısaha maçına gidecek , oğlunu da götürmek istedi. ben itiraz ettim ödevi var diye gelince yapar dedi zaten maç sekizde başlıyor gelene kadar saat dokuzbuçuk oldu . uykusu geldi yapamadık. ödev yapılmadan gitmek zorunda kaldı sabah. akşam sordum öğretmene ne dedin diye ,doğruyu söylemiş:)
maçı izleyen onur la birlikte babasının bir arkadaşının kızı da varmış ismi neydi dedim Bahçe dedi ( babasına sordum Doğa"ymış kızın adı )
ödev yaparken dili çözülüyor maksat ödevden kurtulmak bol bol çene çalıyoruz bugüne kadar hiç olmadığı kadar konuşkan :) sabahları öğretmen sınıfa girince ayağa kalkın demiş ama bir tek onur kalkıyormuş , sonra da öğretmenin "bakın onu ne kadar uslu söz dinliyor" demesini bekliyormuş ama dememiş .


21 Eylül 2015 Pazartesi

gözlerim

gözlerim bilgisayara bakmaktan helak olduğundan mıdır nedir son zamanlarda yaşlanıyor kitap okumakta zorlanıyorum uzun uzun romanlara dalıp gidemeyeceğimi farkedince ben de öykü
kitaplarına daldım iyi oldu pıt diye bitiveriyor kitap
yorgunum ben
düşünün 1998 yılında üniversite biter bitmez işe başladım 17 senedir masa başında oturuyorum ve mesai zannedildiği gibi hiç 9-6 olmadı öyle ki çok zaman öğle tatili bile bilmedim ama çalışmam lazım . bununla birlikte daha ağır koşulları olan ne işler var , ve insanlar benim gibi değil asgari ücret için o ağır işlerde çalışıyorlar
fakat işte gönül istiyor ki gözleri yorulmasın yanmasın yaşarmasın kitap da okuyabilsin :)


bu arada işyerimden blog okuyabiliyor yazdığım postu yayınlayabiliyorum ama yorum yapamıyorum niyeyse dedikodu yassakk

17 Eylül 2015 Perşembe

uyumadan önce hayal kurardım ben eskiden , biri olurdu böyle hayalimi süsleyen
meğer anne olana kadarmış
demek ki insan doğurup da soyunu sürdüreceğine kanaat getirince kimseyi hayal mayal etmeden cup diye yatıverip yatağına uyuyakalıyormuş. hem de yüzükoyun

okula falan gidiş gelişlerde genelde aynı otobüste rastladığım tiplere takardım kafayı , şimdiki aklım olsa merhaba derdim ama şimdiki aklım ben yirmi iki yaşımda bankacı olduktan sonra insan içine çıka çıka geldi eskiden yoktu . ne çok kaçardım insanlardan konuşmaktan
 oysa şimdi susmuyorum
konuşmak kesmiyor yazıyorum


14 Eylül 2015 Pazartesi

yeğen

3 tane yeğenim var , ilk yeğenim ile oğlum aynı gün ( 9 eylülde) doğdular bu yüzden onun tadını istediğim gibi çıkaramadım . bir yıl önce ise bir buçuk ay arayla teyze ve hala oldum yani bu bebişler de kısa aralıklarla doğdu . tek başına bir bebişi sevmiyor bizim aile ille de birlikte olacak.


haftasonu kardeşler biraraya geldik annemin evinde .


iki tane bir yaşında bebiş iki tane de yedi yaş yaramazı . tatlı bir karmaşa içinde geçti iki gün


gülücükler


yeni yeni yürüme telaşındakilerin uğradığı ufak kazalar


büyüklerin hafif kıskançlıkları onları avutmak için verilen ödüller


parklar bahçeler gezmeler


gecikmeli doğum günü kutlaması (9 eylül yerine 12 eylülde kutladık )


hediyeler pastalar bol bol tıkınmacalar


ve ayrılık


pazar akşamı yaşanan burukluk


pazartesi sabahına sarktı


neyse ki önümüzde bayram müjdesi var yine buluşuruz OLEY !

25 Ağustos 2015 Salı

serin

sabahları bir hırka giymeyi gerektirecek kadar serinledi havalar , gezmeye tozmaya doyamadan yaz bitiyor mu ne ? ama bir şey söyleyim mi evimi de özledim şöyle tek başıma bir iki günü evimde geçirmek istiyorum odalarında dolaşmak kitabımı sereserpe okumak camdan boşboş etrafa bakmak iyi gelecek bana.
güneşlenmek gibi bir adetim yoktur ama yüzerken ya da onurla oynarken falan güneşin ışıklarına maruz kalınıyor ister istemez . yüzümde güneş lekeleri oluştu ve canımı da sıkıyorlar .
Güzellik meraklısı biri değilim fakat yıllarca aynada gördüğüm yüzün değişmesi de hoş değil. hiç bişeye kafayı böyle takmamıştım buna taktım .
derken bir krem önerisi çıktı karşıma bir haftadır kullanıyorum ve ilk defa bir şeyi kullanmayı aksatmıyorum . genelde düzenli olarak ilaç kullanmayı başaramam veya lenslerimi çıkarmayı unutabilirim ama bu bir hafta boyunca yatmadan önce o krem hep sürüldü düşün nasıl kafaya taktım o lekeleri .sonuçtan haberdar ederim.
hayaller el.çin san.gu
gerçekler ...


buraya bir foto eklemeliyim galiba
:)


:)





19 Ağustos 2015 Çarşamba

okul yolu

son iki yıldır onur anaokuluna gitti bu sayede onun okula gitmeye alıştığını umuyorum
bu yıl ilkokula başlayacak
kendisi farkında mı bilmiyorum ben okuma yazma öğreneceği oyun oynamayacağı eve gelip ödev yapacağı gerçek bir okula gideceğini bildiğimden pek bir heycanlıyım
onurun sadece karyolası vardı odasında kalan alanlar 0-6 yaş grubu oyuncakları ile doluydu kamyonlar kepçeler arabalar trenler ne ararsan var
bunlardan iyi durumda olanları bir kenera ayırdım ve kalanları ki zaten kırık dökük olanlardı attım burda bir cümle olarak yazılan bu uğraşı benim bir günüme maloldu odanın boyanması bile daha kısa sürmüştür .evet duvarlarında kara kalem ve keçeli kalem resim çalışmaları bulunan odayı boyayıp adam ettikten sonra bir de masa aldık internetten sipariş verip ve oldu sana genç odası , oyuncak yok duvarlar temiz ve bir çalışma masası var bir de kitaplık alınca olay tamamdır . hazır elimiz değmişken oturma odamızı da boyadık iki kanepe bir tv den oluşan eşya azlığı boya işini çok kolaylaştırdı fakat boya yaptğımız akşam ve sabah on kilo fasulyeyi yıkayıp kurutmalık olarak dilmeyeydik iyiydi işe alışkın olmayan bünyem iflas etti belim ağrıyo feci durumdayım .bir de üstüne pikniğe gittik iyi mi dokuz yıldır evliyiz dokuz kere pikniğe gitmemişizdir ben hele yerde oturmayı hiç sevmem oturmayı değil de oturup kalkmayı tam oturursun ateşe odun lazım su lazım peçete ver etin tuzunu getir soğanlar oldu soy ... otur kalk otur kalk hazta oluyorum .çekirdek ailemizi piknikte eğledikten sonra eve gel tabak çanakları yıka üstü başı yıka ser millet otursun sen hala koştur " evde makarna yiyelimmm" daha iyi be . üç köfte yedim burnumdan geldi valla . piknik sevmiyorum nokta net
yeni kitaba başladım öğle arası olsun bir kafeye gidip okumaya devam ediyim diye dört gözle bekliyorum çok sevdim " bülbülü öldürmek"

17 Ağustos 2015 Pazartesi

kitap zamanı

sabah bitirdim elimdeki kitabı , sevgili Öykücü aklıma da sen geldin çünkü kitap 18 YY Paris'inde geçiyor ismi SAF ( Andrew Miller )

Böyle "dönem kitapları" nı okudukça bugün burda bu zamanda yaşadığıma seviniyorum , Paris'te geçen bu kitap herşeye rağmen beni oldukça gerdi . Tuvaletin bile olmadığını düşünün

zaten gerginiz memleketin hali malum benim ev ve iş durumları da zaman zaman negatif seyrediyor e zaten ben bardağın boş kısmını görmekte ustayım bir de ruh daraltıcı kitaplar geçti mi elime sormayın gitsin .

bundan önce okuduğum kitap Geceyle Gelen , işte onu bayağı sevmiştim . Sanırım platonik aşklar beni etkiliyor ayrıca şehir dışında bir yaşam da çok ilgimi çekiyor masabaşı bir işim olduğu için olsa gerek.

geriye doğru gidiyorum , Konstantiniye Oteli  tatilde okuduğum bir kitaptı. Zülfü Livaneli Seranad 'ı , Son Ada yı , Kardeşimin Hikayesi'ni yazdı ise bu  kitabı kim yazdı acaba . Ordan burda şurdan beslenen ille de bu konudan da bahsedeyim diye her şeye değinilmek için öyküler ve kişiler birbiriyle zorla ilişkilendirilmiş gibi duran bir kitap oldu benim için.

bu arada Sırça Fanus u da okudum , psikiyatri ilgimi çekiyor ve beğendiğim bir kitap oldu bu nedenle

bitiremediğim bir kitap var sırada Katre-i Matem . Kitabı annemde unuttum o yüzden bitiremedim fakat Osmanlı devri saray hayatı falan bana artık çok çekici gelmiyor bu nedenle yeni bir kitap alırken dikkat etmeliyim sanırım .

ne kadar geriye gittim bilmiyorum kitap okuma hızım yavaşladı çünkü bundan önce ne okudum anımsamıyorum bir önceki kitap yazımda bahsettiğim Lizbona Gece Trenine kadar gitmiş olabilirim ...



7 Ağustos 2015 Cuma

yol

yol halini yolculuk halini severim . olay şu : o anda alternatif hiç bişey yapamazsın yoldasın çünkü kaçırdığın bişey yoktur. ama mesela tv izlerken aslında kalkıp temizlik yapabilirsin veya evde yemek yapmak için saatler harcamak yerine mesela pizza söyleyebilirsin hep başka bir seçenek vardır
( boş vakitlerimiz için konuşuyorum işte olmadığımız zamanlar için )
biz şimdi yarın yola çıkacağız  belki dört saat gideceğiz bir gece kalıp geleceğiz ama olsun ben seviyorum yolculuğu müzik dinler oğlumla bağıra çağıra şarkı söyleriz " dudak benim başka kimse öpmesin" gittiğimiz yerde yapacaklarımız kadar gidişimiz de beni heycanlandırır
bugün cuma kırmızı giydim keyfime diycek yok yarın seyahat var kızkardeşimi özledim bi de ankaraya gitsek tam olacak ama kocam gelmese onu ağırlamaktan biz kardeşimle vakit geçiremiyoruz adam ağır misafir oluyor gittiği yere mesela kızkardeşimin kocası öyle değildir çekilir köşesine bilgisayar defter kitap kendi haline vakit geçirir ama bizim bey eski zaman adamları gibi salonda oturur çay kahve ikram bekler (:

31 Temmuz 2015 Cuma

ahtapot

evet ilk defa ahtapot yedim , ızgara olarak ve çok ama çok beğendim
bu tatilin ilklerinden biri ahtapot idi
diğeri mazı köyü
sonuncusu da kalabalık bir grupla tatil yapmak
üçü de on tam puan aldı hem de yıldızlı


tatilden döndük bir hafta çalıştık ve cuma geldi , bu hafta çok zor geçti çok sıcak ve sıkıcı bir haftaydı en son dersanelerin kapanmayacağı ile ilgili AYM kararını duydum ardından akdenizde meydana gelen ve bizi de sallayan bir deprem de olunca dedim ki ülkenin neresinden tutsan dökülüyor iç politika dış politika eğitim çevre sorunları şehit haberleri
ne yaparsak yapalım insan insana saygı duymuyorsa ki duymuyor değişen bişey olmayacak sanırsam


ben yine küçük kişisel dünyama mı dönsem acaba ? mesela neden cumartesi sabahı serin bir ağaçaltı bulup dışarda kahvaltı yapmıyoruz veya evde biraz tamirat boya badana işine girişmiyoruz . kızkardeşimi özledim neden bir haftasonu ankaraya gitmiyoruz?neden onkilo fazlam var vesaire vesaire



10 Temmuz 2015 Cuma

gitmek


aylardan temmuz , bir yıl daha yaşlandım (39)

kırka merdiven dayadığım şu günlerde son on yılımda bu aylarda sadece ve sadece "gitmek" kavramıyla yaşadığımı farkettim
yirmili yaşlarda hergün tatildi , işten çıkınca arkadaşlarla buluşulur haftasonları kafalar çekilir keyif keyif üstüne atılırdı. otuzlarda evlenip çoluk çocuğa karışınca yılda bir bilemedin iki kere "gidilir" oldu keyif mekanlarına
neyse canım sağlık olsun

bu yıl bayramın da eklenmesi ile tatili üçe böldük ilk durak Bodrum MAZI köyü üç gece kalacak yiyip yatıp denize gireceğiz sonra DATÇA merkezde bir pansiyona geçiş biraz hareket bir tekne gezisi falan derken son üç geceyi herşey dahil bir otelde geçireceğiz. Otelde on aile olacağız kardeşim kuzenim memleketten arkadaşlar falan olacak . Onlar altı gece kalacaklar otelde bizim çekirdek aile bu kadar uzun süre tek bi yerde konaklayamayız bu sebeple sonradan dahil olacağız

Onurum çok heycanlı kuzeni Damla ile bir tatilde buluşacağı için beni ise yeni bir yer keşfetme heycanı sardı MAZI köyü ve çevresini ilk kez göreceğiz. Böylelikle Silifkeden Bodruma kadar olan akdeniz sahil şeridinde ayak basılmadık yer bırakmamış olacağız  

1 Mayıs 2015 Cuma

Side'deyiz ,1 mayısı fırsat bilip geldik.ezanı duyan Oğlum " anne burada hep İngilizce konuşuluyo ezan niye Türkçe " diye sordu. :) bütün yabancı diller İngilizce onun için ve tatile gidişte ilk soru T

2 Nisan 2015 Perşembe

şimdi yaş 40


Hayata dair cümlelerimi geçmişle ıslatmadan sofraya süremiyorum , yavan kalıyorlar yoksa . Geçmiş gençmiş. Şimdi yaş 40 .

Bir tek aşk var bir tek umut bir tek kavga bir tek sebep yaşamaya = Oğlum . Tüm kokular tüm ten uyumları tüm güzel bakan gözler yalan o gerçek şimdi.

 

Diyorum ki tum yollar ona varmak içinmiş , babasını ona varmak için sevmişim , bu şehre onu doğurmak için gelmişim , olası sevebileceğim tüm adamları onun için terketmişim. Böyle güzel gözlü bir çocuk böyle güzel gülen bir çocuk beni sen çağırdın hep. Sebebini sevdiğim hayat , seni de seviyorum be !

 

1 Nisan 2015 Çarşamba

nefes


Karanlık bir gecede yıldızları seyrederken tuttuğum dilek
 
Güneşe dönünce yüzümü duyduğum neşe
 
Baharın çiçeklerindeki heyecan
 
İçimdeki çocuğun sesi  
 
Ve bir nefes gibi
 
ol
 
istedim
 
seni bekledim
 
bir taş atınca dalgalanan durgun bir göl gibi sessizdim.
 
Seni sevdim
 
Varacağım yer değildi mühim olan güzel bir seyahatteydim,
 
Yolum sen durağım sen
 
Gökyüzüm toprağım sendin
 
Şimdi söylemiyorsa şarkılar baharı
 
Saklıyorsa güneşi bulutlar
 
Kapandıysa pencereler içine
 
Bil ki sensizim.

20 Mart 2015 Cuma

psikiyatri

Evde zaten bana gül bahçesi bahşetmeyen bir aile hayatım var . boru değil onura kardeş yapamadım bu nedenden
Son günlerde işte de çekilmez dertler oluştu. İş arkadaşlarım ve müdürüm konusu ben olan ve özetinde benim işimi iyi yaptığım ama tavırlarımın sert ve kırıcı oldugu şeklinde bir toplantı yaptık. Sonra ona bağırarak hakaret ettiğim gerekçesi ile bir müşteri dava açacak .vs vs
Ben de psikiyatriste gittim hap verdi
İyi olur inş

24 Şubat 2015 Salı

pazartesi

farkındayım bugün Salı


ama ben son zamanlarda neden bu kadar yoğun pazartesi sendromları yaşamakta olduğumu sorgulamaktayım . hal böyle olunca sorgulamaya ve cevaplamaya buradan devam etmekte bir sakınca görmedim


ne kadar özlesem de "ohh bekarım gezer-tozarım" günlerimi ; bak o sıralar bu pazartesi sendromuna gülüp geçecek kıvamdaydım ancak şimdi Onur dolu bir haftasonunun ertesinde işe gelip onu özlemek sebebi ile ağlıyorum resmen , her pazartesi bir işkence oluyor . Şu yaşları kendi ihtiyacını büyük ölçüde giderecek kadar büyüdüğü ama küçük bir çocuk tatlılığı ile cıvıldadığı yaşlar . Evde veya dışarda arkadaş gibi davranabilmekteyim ama minik çenesini ısırmaktan da geri durmuyorum. İlerleyen yaşlarında bu sarmaş dolaş hallerimiz kalmaz olunca belki farklı hissedeceğim


mesela ben  anneme bakınca hiç mi hiç tensel iletişim kurmamışız gibime geliyor yani hatırlar insan değil mi ? ona uzaktayım hem mesafe hem duygusal bir uzaklık şu sıralar zaten kimseye Onur dışında , bir yakınlık hissetmemekteyim . yalnızlığımın tek yoldaşı o . evet babası da dahil





23 Şubat 2015 Pazartesi

karlı bir kış günü

güzel bir kış yaşıyoruz düşüncesindeyim , pek çoklarımızın aksine soğuk hava ve kar yağışı benim hoşuma gitti. çünkü çok güzel pırıl pırıl havalarda dışarıda olmak varken işyerinde bütün gün çalışmak zoruma gidiyor . bence "evden çıkıp işe gelip akşam tekrar eve gitmek" gibi bir rutin kışa daha çok yakışıyor . hem bizim gibi hizmet sektöründe iseniz gelip giden de azalıyor hava koşulları nedeni ile sakin bir işgünü yaşayabiliyorsunuz.
bu kış günlerinde bir fincan çay ya da kahve alıp kitap okumak da çok güzel oluyor. Bu yıla başlarken stoğumu yaptım elimde okunacak kitap çok. ama bir tanesinde biraz çok oyalanmaktayım istediğim kadar hızlı okuyamadım .Bunu bazı kitaplarda yaşıyorum çünkü normalde sayfadaki kelimeleri üstünkörü görüyor olmak bile bana o sayfayı okumak için yetiyor .bu kitapta ise herbirinde konaklıyorum kelimelerin desem yeridir " Lizbon'a Gece Treni "olumlu yada olumsuz bir yorumum yok kitap hakkında , yavaş okuyor olmam bir durum tesbiti sadece . Daha çok sevdiğim kitaplar olmuştu veya hiç okuyamadığım merak da etmeyip bıraktığım ... bu kitapta merak var ama akıcılığı sağlamak için yeterli değil. neyse bitecek mutlaka yarıladım artık.


27 Ocak 2015 Salı

deniz

Bir arkadaşım almış , fakat ondan önce bana nasip oldu okumak Can Dündar ın"Abim Deniz" isimli kitabı
Gerçi kitabın adından da anlaşılacağı üzere aslında kitapta Deniz'in kardeşi Hamdi Gezmiş tarafından anlatılanlar ağırlıkta fakat babası Can Dündar  ; Cemil bey ve Deniz'lerin avukatı da anlatımlarda bulunmuş.
Daha önceden Darağacında Üç Fidan'ı okumuştum fakat Can Dündar'ın bu kitabı beni çok çok etkiledi. bunun üzerine Darağacında Üç Fidan'ı yeniden okudum , ardından şu anda elimde Gülünün Solduğu Akşam var . Doymak bilmeyen bir Deniz merakı içine girdim Bir kitap daha aldım  ismi Mamak
Biraz ara verip yeniden bir kaç kitap daha alacağım Tavsiyesi olan var mı ?

12 Ocak 2015 Pazartesi

2014 kitap listem







 


1.ERKEN KAYBEDENLER (EMRAH SERBES)


2.GÖLÜN KIYISINDA ( MARY LAWSON)


3.SİS VE GECE(AHMET ÜMİT)


4.BAŞKANIN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ GÜN (NECİP MAHFUZ)


5.MEYYALE ( HIFZI TOPUZ)


6.MUCİZELER DÜKKANINA DÖNÜŞ ( DEBBİE MACOMBER)


7.NEFRET ,ARKADAŞLIK,FLÖRT,AŞK, EVLİLİK ( ALİCE MUNRO )


8.KIR ÇİÇEĞİ TEPESİ ( KIMBERLEY FREEMAN )


9.GÜZEL HARABELER ( JESS WALTER )


10.KÜÇÜK YALANLAR KİTABI ( HİKMET HÜKÜMENOĞLU )


11.SİL BAŞTAN ( KEN GRIMWOOD)


12.AİLE ÇAY BAHÇESİ ( YEKTA KOPAN)


13.KUTSAL GECE (TAHAR BEN JELLOUN)


14.YÜZYILLIK YALNIZLIK ( GABRİEL GARCİA MARQUEZ)


15.SİYAH LALE ( ALEXANDER DUMAS )


16.ŞAH VE SULTAN (İSKENDER PALA)


17.TİFFANY’DE KAHVALTI (TRUMAN CAPOTE)


18.TAVAN ARASINDAKİ BUDA( JULIE OTSUKA)


19.ELDİVENLER VE HİKAYELER ( MURATHAN MUNGAN )


20.MONTE KRİSTO KONTU ( ALEXANDRE DUMAS )


21.ATEŞTEN GÖMLEK ( HALİDE EDİP)


22.HAVA KURŞUN GİBİ AĞIR (HIFZI TOPUZ)


23.AMOK KOŞUCUSU ( STEFAN ZWEIG)


24.SIRÇA KÖŞK ( SABAHATTİN ALİ )


25.RÜZGARIN GÖLGESİ ( CARLOS RUIZ ZAFON )


26.ZORBA ( NİKOS KAZANCAKİS),


27.KARDEŞİMİN HİKAYESİ ( LİVANELİ)


28.CEHENNEM ( DAN BROWN )


29.KİTAP HIRSIZI ( MARKUS ZUSAK )


30.İKİ ŞİİRİN ARASINDA ( YEKTA KOPAN )


31.MENEKŞELER ATLAR OBURLAR ( HÜSNÜ ARKAN )


32.BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU ( STEFAN ZWEIG )


33.OD ( İSKENDER PALA )

34.BÖĞÜRTLEN KIŞI ( SARAH JIO )